necatikavlak03 @ hotmail.com

   

Beş günlük Medine ziyaretimizi dilim döndüğünce zikretmiş, Mekke’ye yolculuğumuzun başlayacağını duyurmuştum.

Oteldeki son gecemizde ufak tefek, kırık dökük neyimiz varsa topladık valize yerleştirdik. İhramlarımızı çıkartıp giymeye hazırladık.

Öyleden önce otelden ayrılacak, Mekke’ye doğru yola çıkacaktık. İçimizdeki çocuğun yaşadığı heyecanı anlatmaya, zannedersem kelime az gelir, cümle çok kekeler.

Sabahı iple çektik, ilk ezanla Mescidi Nebeviyi son kez ziyaret ettik.

Gün ışığı ile otelimize dönüp yolculuk hazırlıklarımızı bir kere daha gözden geçirdik.

Saat 09 00 gibi ihramlarımızı giyip uzun uzun aynada kendimizi izledik.

 

                   

 

 

İhramı anlatacak değilim.

Kolsuz, yakasız, dikişsiz, kıyafetin altına hiçbir şey giymediğimizi veya giyilmediğini zikretmeliyim.

Bu kıyafeti çıkartmanın tek şartı,  Mekke’ye ulaşmak,  umre ziyareti ve tavafını tamamlamak ve saçları kesmekten geçiyormuş.

Aslına bakarsan ihram giymek zorunda olan biz erkekler hepimiz bu kıyafeti sevdik.  Üstümüze yakıştığını şık durduğunu da söyleyebilirim.

Farkındayım  lafı çok uzattım.

Daha çok yolumuz var gidecek, Mekke’ye varacak, otele yerleşecek; Kâbe’de umre ziyareti yapacağız.

Bunları bir makaleye sığdıracak, siz değerli okuyanlara da ama da uzattın kısa kes de Aydın havası olsun dedirtmeyeceğiz.

Kolay mı, işimiz zor vallahi.

Neyse ki saat 11 30 gibi kocaman bir otobüs yanaştı otelin kapısına. 

Hâlbuki biz topu topu 12 kişiyiz.

Valizlerimizi aldık kendi ellerimizle bagaja yerleştirdik ve rast gele çıkıp gözümüzün kestiği bir yere oturduk.

Rehberimiz Medine’den çıkarken hepimiz adına dua etti, bizde dua sırasında ona eşlik ettik, bitince de âmin dedik.

Mekke yolu üzerinde Medine çıkışında Mikat sınırı olan Ten’imde (Aişe Mescidi) iki rekât namaz kıldık ve yola revan olduk.

Rehberimizin eşliğinde bir süre Telbiye okuduk.  Benim gözüm hep doğadaydı. Aman Allah’ım ne çok birbirini kovalayan irili ufaklı sıra dağ ve tepe var.

Bütün dağlar ve tepeler yeşile hasret! Üstünde ne ot, ne ot kurusu, ne de saman kırıntısı var.

Topraklara inat kara kara taşlar kucaklamış dağları.

Sıra dağların tepesinde uçuşan bulutlar kısır, inadına bir damla su vermiyor suya hasret taşlara.

Taş deyiminin, altını inadına çizdim ve inadına telaffuz ettim. Çünkü bir avuç toprağa da hasret zavallı dağlar.

Her şeye rağmen yol kenarında diken arayan birkaç Deveye de yol kenarında rastladık.

Yol ne kadar uzun olursa olsun, yolcu er geç mutlaka hedefine ulaşıyor. Biz’de  sabah 11 30 da başladığımız yolculuğu ahşam saat 22 00 sularında bitirdik ve Mekke’de kalacağımız otele ulaştık.

Otele yerleştikten sonra gece saat 23 00 gibi umre tavafı için Kâbe’nin olunu tuttuk.

Önümüzde rehberimiz arkasında umre yolcuları,  Telbiye ve Tekbir eşliğinde Kâbe’ye girdik.

Kâbe’yi görünce Telbiye’yi kestik, Kâbe’yi selamladık. 

Umre tavafı için niyet ettik ve Hacerü’l Esved’in köşesinde başlayıp, aynı yerde tamamlamak üzere Kâbe’nin etrafını içten, samimi  duygular içinde huşu ile dönmeye başladık.

Bu dolaşmanın her birine Şavt adı verilmiş.  7 Şavt bir tavaf sayılıyor. Her şaft için ayrı dua okuyarak maneviyat Deniz’inin en derinine inmek için kulaç attık.

Tavaf göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Sonra Kâbe’ye bakarak bu günleri nasip eden Allah’a hamd etmek için iki rekât (tavaf ) namazı eda ettik.

Arkasından kana kana zemzem içtik. Anlattıklarım yaşadıklarım yanında tek hücreli bir amip bile olamaz.

 Daha sonra Safa ile Merve tepeleri arasına gittik. Safa’dan Merve’ye dört, Merve’den Safa’ya üç olmak üzere yürüdük. Safa İle Merve Arasındaki her bir yürüyüşün adına “Sa’y” diyorlar. Sa’yı tamamladığımızda saat gecenin  03’ü olmuştu. 

Hiç birimizde yorgunluk alameti yoktu dip diriydik. Kâbe’den çıktık otele giderken berberler yolumuzu kesti. Saçlarımızı kestirip ihramdan çıktık.

Bize Münevver şehir Medine ve mukaddes şehir Mekke’yi görmeyi nasip eden Allah Umre ziyaretimizi kolaylaştırmış ve gerçekleştirmeyi nasip etmişti.

O engin duygularla otele döndük, kısa bir istirahatın arkasından sabah namazı için yine Kâbe’deydik

Bundan sonra yaşadıklarımız kalemimize kalbimiz arasında kalacak.  Kalemimizde kaldığı yerden Türkiye’nin gündemi ile huzurda olmaya devam edecek.