necatikavlak03 @ hotmail.com

Yazı başlığını okuyup, ülkelerini terk eden Müslümanların, Hıristiyan Avrupa’ya sığındığı bir yolculuğun hikâyesi zannedilmesin anlatacaklarım.

Çağdaş Cumhuriyet, 100’ncü yaşına girerken çetin bir sınavdan geçiyor ülkemiz.

İktidarı elinde bulunduranlar, başkanlığa hamile, saltanata eriyor.

İktidarın bu aş erme dönemine, Milliyetçi Hareketin; 19 Haziran kurultayı, damgasını vuracak.

Meral Akşener’in öncülüğünü ettiği, fitilini ateşlediği kıvılcım, ülkücü gençliği ve delegeleri,  tutuşturursa; işte o zaman, Türk Milliyetçiliği, vatan sevdası, Cumhuriyet aşkı önünde: akan sular duracak.

Türk’ün milli kimliğini ayaklar altına aldım diyen düşünce, şapkasını koyacak yer arayacak.

Şaka maka, “Dananın Kuyruğunun Kopmasına” az kaldı

Beklenen yağmur düşerse, su mecrasında akarsa, seyreyleyin siz gümbürtüyü.

Ne Bahçeli’nin,  “19 Haziran dayatma, Milliyetçi Hareket Partisi’ni sonuçsuz kör dövüşüne mahkûm etmeye kimin ne hakkı var. Milliyetçi Hareket kurultaya katılmayacaktır, 10 Temmuzda 6’ncı olağanüstü kurultay toplanacak”!  Hezeyanı bir işe yarar, ne de engelleme çabaları sonuç verir.

Belki de adı Milliyetçi Hareket olan bir partiyi,  TBMM en küçük partisi durumuna düşürenlerden hesap bile sorulur.

Kalemim diyor ki, 19 Haziran, umutsuzluğa bir meşale yakarsa; hukuksuzluğu yasallaştıranların, anayasayı askıya alanların uykusu kaçar...

Biz de Türk milleti olarak, umuda yolculuk etmek istiyoruz. Elbette kaçak teknelerle, soyguncu kaptanlarla bir başka ülkeye- bir başka iklim ve kültüre değil!

Kendi ülkemizde, doğru ellerde, hukukun üstün olduğu, yasaların uygulandığı, Hâkimiyetin kayıtsız şartsız Millette olduğu kadim Türk Yurdu Anadolu’da.

Çok Şey mi istiyoruz?