gunduzmehmet198 @ gmail.com

Sözlükte ümmet, bir anneden doğan çocuklara verilen isimdir. Terim olarak ise ümmet, İslam toplumunun tamamını ifade eden bir kavramdır. Bu kavram  Kuran'da bir çok yerde geçmektedir. Yer yer farklı şekilde de kullanılır. Mesela bazen bütün bir Müslüman toplumunu ifade ederken, bazen de Müslümanların içinde farklı özelliklere sahip daha küçük gruplardan her birini de ifade etmektedir.

            Ümmetin sözlük ve terimsel açıklamalardan sonra benim için asıl konu günümüzde ümmet şuuru ile birlikte yitirdiğimiz bir diğer kavram olan " Ye eyyuhennes!" -ey insanlar- hitabıdır. Müslüman Toplumunun henüz ortaya çıkmadığı, Arap yarımadasında insanlık namına konuşulacak bir tek şey yokken aralarında ümmi olan bir peygamber çıktı. Peygamberin ümmi oluşu bir başkası için ayıplanma sıfatıyken onun için bir övünme sıfatı olmuştur. El Emin olan bu şahıs sadece bulunduğu yeri değil, tüm insanlığı emniyet içine alacak harcı yoğurmaya başladı. Batılı bir çok düşünürün hayran kaldığı 23 senelik bir medeniyet inşasına bir çok alim şu şekilde yorum yapmışlardır: " Hiç bir mucizeye gerek yok. Peygamberin tek başına oluşturduğu özgün toplum bilinci ona mucize olarak yeter."  Ümmi bir kişi ve dünyayı dönüştürme başarısı...

            Peki Muhammed Aleyhiselamın bu misyonun ana teması neydi? Ne oldu da kan içici, ar namus bilmeyen, hak hukuk tanımayan bir topluluktan neredeyse bütün dünyaya medeniyet taşıyan erdemli bir topluluk çıkarıverdi? Tam da bu noktada anladığımız kadarıyla peygamberin asıl hedef kitlesi yakın akrabası veya sadece Arap coğrafyası değildi. Allah "Ey insanlar! işte rabbinizden size hak geldi..." (Yunus Suresi 108) buyruğu ile resulüne misyonunun hedefini belirlemiş oldu. O görmüş olduğu hakikatlerin bütün dünya insanlarına huzur ve saadet getirebilecek yegane çare olduğunu çok iyi biliyordu. Davetini yayarken de beşeri ideolojilerin yaptığının aksine kendisine tabii olanlara dünya namına hiç bir makam veya servet  vaadinde bulunmuyordu. Aksine kendisine iman edenler imtihanlara hazır olmaları gerektiği yönünde uyarı ve tenkitlere maruz kalıyordu. O kadar geniş bir perspektif ki bu. Bir anda bütün dünya ilgi alanınız oluveriyor. Adeta öteki beriki gibi herhangi bir seçenek bırakmadan bir an evvel sizi vazife başına çağırıyor.

            Başlangıçta tüm insanlığa adapte olmuş bir vizyona sahip olan bir ümmetken, günümüz Müslüman toplumlara baktığınızda ise her biri su üzerindeki çer çöp misali olmuş. Dünya coğrafyasında nereyi kaldırsanız altında mazlum olan çocuk ve annelerin feryadı kopuyor. Bu feryatlar daha önceleri kıtalar ötesine ulaşabiliyorken şimdi bir iki sokak ötesine gidemiyor. Müslüman bakış açısı bir zamanlar bütün insanlıkken şimdi nedense kendi tekkesi veya cemaati oluverdi. İster başsızlık deyin, ister tembellik deyin, isterse de uzun bir uyuklama dönemi deyin. Bir çok sebep sayılabilir. Ama şu günümüz dünyasında gayri İslami süper güçlerin ne kadar da insanlığa çare! oldukları malumdur. İslam'ın sadece kokusunun olduğu diyarlar dahi daha güvenli şuanda. İnsanlık saf İslam nizamına ne kadar da muhtaç değil mi?

            Söz sahibi olmak için nasıl ki öncesinde fikir sahibi olmak gerekiyorsa organize olmuş bir İslam topluluğu inşa edilmeden mukaddesattan da söz etmemiz anlamsız olacaktır. Ayrıca ümmet bilinci oluşmadan bütün dünya mazlumlarını kucaklayacak bir şekilde " Ey insanlar gelin ve felah bulun." nidası da hep yarım kalacaktır.