gunduzziya82 @ gmail.com

Geçtiğimiz günlerde, Siyer Vakfı’nın organize ettiği,“2. Âlemlere Rahmet Kısa Film Yarışması” ödül törenine katıldım.  Daha önce de Siyer Vakfı’nın düzenlemiş olduğu programlara katılmıştım.  Siyer Vakfı, isminden de anlaşılacağı üzere Hz. Muhammed (s.a.s.) ile ilgili çalışma yapan bir kurumdur. O gece de söz alan, Vakfın kurucusu Muhammed Emin Yıldırım hoca:  “Allah resulünün adına yapılan bir iş insanı titretmeli ve O’nun adına yapılan işlerde hamaset olmamalı hamiyet olmalı, hesabi olmamalı hasbi olmalı, israf olmamalı nezafet ve letafet olmalı, dengesizlik olmamalı itidal olmalı, hepsinden önemlisi riya olmamalı ihlâs olmalı” şeklinde çok ince bir açıklamada bulundu.

Siyer adı altında çalışma yapmak, çok ağır bir yüktün altına girmektir.  Bunu ancak Rasulullah’ın adına faaliyetlerde bulunanlar hakkıyla bilebilirler. Hz. Muhammed (s.a.s.) adına faaliyetlerde bulunmak hakikaten çok büyük bir sorumluluk yükler insanoğluna…

Siyer Vakfı

Siyer Vakfı 2010 yılında kurulmuş bir vakıftır. BaşkanMehmet Kaya, vakfın kuruluş gayesini şu cümlelerle açıklamaktadır:

“Hz. Muhammed (s.a.s.)’in o mübarek hayat-ı seniyyelerini doğru bir biçimde bilmek, doğru şekilde tanımak, anlamak, kavramak ve kendi hayatlarımıza hayat yapabilmek gayesi ile kuruldu.”

Bu açıklamadan sonra, esas konumuz olan “Sinema” konusuna geçmekte fayda var. Sinema konusunda İslam dünyasının hayli geride olduğunu gizlemenin bir anlamı yoktur. Müslümanlar birçok alanda durgun oldukları gibi, sinema konusunda da bir o kadar durgunlar. Bunu, Muhammed Emin Yıldırım hoca da o gecede dile getirmişti.  Muhammed hoca,bu sorunun altını net bir şekilde çizmişti.

Bir Tebliğ Aracı Olarak: Sinema

Bugün Türkiye’den söz edecek olursak, yıllarca Sinema piyasasını sol kesim elinde bulunduruyordu. Haliyle solcuların elinde olan sinema sektöründeki filmlerin içeriğinde İslam’a hakaret edilen sahnelere hepimiz çokça şahid olmuşuzdur. Kendilerince yaptıkları dini filmlerin ise hak ve hakikaten uzak oldukları görülmektedir. Bu şekilde yapılan faaliyetlerin neticesinde, insanlarİslam’ı yanlış tanıdılar, eksik tanıdılar,yanlış yaşadılar!

Günümüze gelecek olursak, hali hazırda devam etmekte olan diziler aile ahlakını hızlı bir şekilde yozlaştırmakta ve toplumları felakete sürüklemektedir. İşte sinemadabu şekilde bir problem var karşımızda. Bu problemi aşmak ve çözmek adına insanları sinemadan,tiyatrodan, televizyondan, uzaklaştırmak en niteliksiz, en beceriksiz işe imza atmak demektir. İnsanları bir şeyden men etmek yerine, onun alternatifi üzerinde çalışmak mü’min şahsiyetlere yakışır.

Peki, bu durumda ne yapmalıyız? 

İslami davetin birçok yönü var. İşte bu yönünden biriside sinemadır. Sinema ile bir toplumu yozlaştırabilir ve yine bir toplumu ihya edebilirsiniz. Sinema ile milyonlara ulaşmak çok daha kalıcı ve kolaydır.  21. Yüzyılda görünen o ki sinema insanlar üzerinde çok derin etkiler bırakmaktadır.

Örneğin; Sahabe Efendilerimizin hayatları, gerçek sahih kaynaklardan yola çıkılarak çok kaliteli bir sinema filmi haline getirilebilir. Yine Peygamberlerin tevhid mücadelesi sinemaya taşınabilir. Örnek bir Müslümanın hayatı, dizi şeklinde sunulabilir.  Bunlara paralel çok iyi belgeseller yapılabilir. Ayrıca mutlakaöncü şahsiyetlerin,  hayatları,  mücadeleleri sinemada yer almalıdır. Bunları çoğaltmak mümkündür. Biz bunları saymakla yetineceğiz.

Müslüman SinemaYönetmenlerine İhtiyaç Var

Şöyle az çok sinema ile uğraşanlar bilirler, Müslüman sinema yönetmenleri oldukça azdır. Haliyle bu şekilde oluncaMüslümanların sinemada söz sahibi olmaları da çok zordur.  Dolayısıyla çok nitelikli sinema yönetmenleri yetiştirmeliyiz. Halen daha çok işin başındayız. Maalesef çok geç kalmışsız bu alanda. Ama bu şu demek değildir, biz sinema sektöründe var olmayacağız. Hayır,  Müslüman her alanda var olmak zorundadır. Gençleri, toplumları, Kur’an’a ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’e sevdirmenin önemli bir yoludur sinema!

Müslüman Sinema Oyuncuları

Ayrıca Müslüman sinema oyuncularına ihtiyaç vardır. Dolaysıyla da tiyatroda da yer almak zorundayız. Bunların hepsinin oluşması içinde, çok ciddi manada birlik ve beraberlik içerisinde sinema sektörüne el atmalıyız. Bu alanın her kademesinde elaman yetiştirmeliyiz. Medeniyet inşa etmek için sinema sektörüne önem vermeliyiz!

Sinemayı Mutlaka Önemsemeliyiz

“2. Âlemlere Rahmet Kısa Film Yarışması Ödül Töreninde”konuşan EthemSancak, şunları dile getirmişti:

“Sinemayı iyi kullanmalı, Hz. Peygamberi insanlığın en ücra köşesine kadar taşımalı, onu anlamalı ve anlatmalıyız. Yeryüzünde yaşayan her insan, özellikle gençler, Hz. Peygamberin yaşamı ve söylemiyle tanışırlarsa mutlaka ona itaat edecek ve onun birer neferi haline gelecektir. İşte bu yüzden biz, sinemayı mutlaka kullanmalıyız.”

Evet, Sinema ile İslamı insanların hayatına taşımalıyız. Onları gerçek bir hayat olan İslami hayat ile buluşturmalıyız.

Sonuç

Siyer Vakfı’nın “Sinema Projesi” mutlaka desteklenmelidir.  “Âlemlere Rahmet Kısa Film Yarışmasının” uluslararası boyuta taşınması adına hepimiz elimizden geleni yapmalıyız. 

Bu projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.  Ümid ediyorum ki bu vesileyle Müslümanlar sinemada söz sahibi olurlar. Sinema yoluyla insanlar, Kur’an’ın ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in mesajını çok daha iyi idrak edecektir!

Ziya GÜNDÜZ