gunduzmehmet198 @ gmail.com

NATO olarak bilinen kuruluş North Atlantic Treaty Organization yani Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’dür. NATO normalde II. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB’nin yayılımcı politikalarının neden olacağı tehlikelere karşı 4 Nisan 1949 yılında başta ABD olmak üzere İngiltere, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Danimarka, Lüksemburg, Norveç, Portekiz ve Kanada gibi Batılı devletlerin (Batı Bloğu) bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir kuruluştur.  

            En sadede anlamıyla amacı üye ülkelerin dışarıdan gelecek olan tehlikelere karşı hem askeri hem siyasi hem de ekonomik ve sosyal alanlarda korumaktı.

            II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada süper güç olarak batıyı temsilen ABD ve doğuyu temsilen SSCB ağırlığını koyarak Doğu ve Batı bloğu ülkelerini oluşturdular. ABD liderliğindeki NATO’ya karşılık SSCB'nin  1955 yıllarında doğu bloğunu toplayarak Varşova Paktı kuruldu.Böylece dünyada resmen bir soğuk savaş dönemi başlamış oldu.

            SSCB'nin yıkılışıyla Doğu Bloğu da dağıldı. Bu sebeple NATO kendini yeniden tanımlama ihtiyacı hissetmiştir. Böylece; uluslararası terörle mücadele (11 eylül saldırıları nedeniyle), doğal afetlere müdahale, uluslararası spor etkinliklerinin güvenliğinin sağlanması, insani müdahale adıyla askeri harekatlardır. Yalnız bu tür prensipler yazıldığı gibi uygulanmadı. Her daim ABD'nin menfaatlerini koruma ve kollama hizmeti vermiştir. Nitekim ABD kendisi için tehlike olarak gördüğü El - Kaide örgütünü bahane ederek yanından ve ya uzağından geçen, adı anılsın veya anılmasın istediği ülkeyi bu örgütü bahane ederek işgal etmiştir. Üye ülkeler de bu menfaate çanak tutmaktan başka bir şey yapmamışlardır.

            Dikkat edecek olursak Türkiye’nin 1952 yılında resmen üye olduğu NATO’nun temel ve değişmeyen kurallarından bazıları şunlardı;

a) İttifak savunma amaçlıdır.

b) Üye ülkelerin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı garanti edilerek dünya barışı korunmalıdır.

c) 5. madde olarak bilinen üye ülkelerden birine yapılan saldırı, diğer tüm ülkelere yapılmış kabul edilir.

            Burada da görüldüğü gibi yıllardan beri terörle mücadele eden ve ayrıca NATO üyesi olan bir çok ülke bir takım sebeplerden dolayı yalnız kaldığı da aşikardır. Kurucu güç Suriye'de İŞİD'e karşı El- Kaide'nin desteklenmesi gerektiğini istedi. Çünkü ABD'nin menfaatlerine dün El- Kaide'yle çatışmak yarıyorken şimdi desteklemek yarıyordu.Ve ne yazık ki bu emperyalist gücün hakim olduğu eyaletlerde en ufak bir itiraz gelmiyor.

            29 Eylül 2015'te toplanılan BM genel kurulu sonrası Obama ve Putin bir görüşme gerçekleştirdi. Beklenenden oldukça uzun süren bu görüşmeye şahit olan bir yetkili görüşmeleri "Obama-Putin görüşmesinin ardından toplantının içeriğine dair gazetecilere bilgi veren Beyaz Saray yetkilisi, iki liderin toplantısını "iş görüşmesi gibi bir ileri bir geri" şeklinde geçtiğini söyledi.  Böylece NATO'nun iflas etmiş olduğunu da bir daha öğrenmiş olduk.

            Anlaşılacağı o ki eğer Hz Ömer adaletini özlüyorsak ancak onun gibi yaşayan bir ruhun tesis edebileceği bilincine sahip olunmalıdır. ez cümle: Batının bu ruhtan oldukça uzak olduğu farkındalığı ile ve şuurlanmayla ancak Dünya huzur ve barışa kavuşacaktır.