gunduzziya82 @ gmail.com

Roger Garaudy’nin, “Yobazlıklar” ve İslam ve İnsanlığın Geleceği”  isimli kitaplarını okuyup bitirdim. Her iki kitapta da önemli notlar aldım. Ben daha çok, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında çıkan, “Yobazlıklar” kitabı üzerinde duracağım.  Yalnız kitabın tahliline geçmeden önce büyük fikir adamı Roger Garaudy hakkında kısa bir bilgi vermekte fayda görüyorum.

Roger Garaudy Kimdir?

Roger Garaudy, 17 Temmuz 1913’te Marsilya’da doğdu. 1952 yılında Sorbonne Üniversitesi’den edebiyat dalında, 1954 yılında da SSCB Bilimler Akademisi’nden bilim dalında doktor unvanını aldı. Bir ara Marksist İnceleme ve Araştırmalar Merkezi müdürlüğü yaptı.

1982 yılında Müslüman olan Roger Garaudy, İslâm dînini seçmekle şereflendiğini şu sözleriyle dünyâya îlân etti:

“İslâm, çağları arkasından sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Yâni, İslâm dışındaki bütün dinler zamana uyduruldu. Reforma tâbi tutuldu. Mukaddes kitaplar zamana göre tahrif edildi, değiştirildi. Kur’ân-ı Kerîm ise indirildiği günden beri her zamana hükmetti. O, zamanı değil, zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça o gençleşti. Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç, sosyal, siyâsî ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır. İslâm materyalizme de pozitivistlerin görüşüne de egzistansiyalistlere de hâkimdir. Fakat bunlardan hiçbiri, İslâm’a hâkim değildir.”

Fransız Müslüman düşünür Roger Garaudy’nin birçok eseri Türkçeye kazandırıldı. Dünya Müslümanları onu yakından takip etti.  Fikirleri halen önemini korumaktadır.   Bu kısa girişten sonra, yobazlık nedir ne değildir onun üzerinde duralım… Çünkü çağımızın en büyük hastalıklarından birisi şüphesiz yobazlıktır…

Yobazlıklar

Büyük düşünür Roger Garaudy,  kitabın giriş bölümüne şöyle bir soruyla başlıyor:

Yobazlık nedir? 

Belki klasik bir soru, yalnız bu yobazlığın tanımlaması özellikle Türkiye’de oldukça yanlış anlaşılmış bir kavramdır. Bu yobazlık kavramı, özellikle laik / seküler kesim tarafından bayraklaştırılarak, dini bütün insanlar için kullanılmış ve yaygınlaştırılmıştır.  Yobaz dediklerinde, sadece akla dindar insanları getiriyorlar… Ne hikmetse kendilerini yobazlıktan muaf tutmaktadırlar… Zaten yobazlık aslında buradan başlamaktadır… Kendini üstün, diğerlerini alçak görmek!

Peki, nedir bu yobazlık?

Garaudy bunu şu şekilde açıklamaktadır:

“Yobazlık dini veya siyasi bir inancı, o inancın tarihinin önceki bir döneminde bürünebildiği kültürel veya kurumsal şekliyle özdeşleştirmektir. Dolaysıyla da kendisinin mutlaka bir hakikate sahip olduğuna ve onu herkese zorla kabul ettirmek gerektiğine inanmaktır.”

Yobazlığın tanımlanması bu kadar net ve açıktır.  Bir fikri, hayat tarzını, düşünceyi yaşam biçimini bir topluma veya insana dikte etmek, yobazlıktır. İster bu din adına yapılsın, ister beşeri ideolojiler adına yapılsın, sonuç değişmemektedir.

Ve Roger Garaudy kitabında, şu yobazlıklar üzerinde ısrarla durmaktadır:

Roma’daki Vatikan (Papalık) yobazlığı, İran yobazlığı, İsrail yobazlığı, Suudi yobazlığı…

Yobazlığa Kapanmak, Karanlığa Kapanmaktır

Yobazlık belirli bir zümreye has bir eylem değildir. Bütün oluşumlar, bütün toplumlar, eğer akıllarını kullanmazlarsa, yobazlığa kapılmaları kaçınılmaz olacaktır.   

Garaudy’nin deyimiyle, yobazlık bir tür hastalıktır.  Vatikan yobazlığında, “papalığın yanılmazlığının yaygınlaştırılması” üzerine yoğun bir çaba olduğunu görmekteyiz.  

İnsanlara zoraki şunu dayatırlar:

“Kilisenin dışında kurtuluş yoktur.” (Yobazlıklar, shf, 187)

Vatikan yobazlığı bölümünde, “Papa 2. Jean- Paul, 1980’de Afrika’ya yaptığı ilk ziyaretten itibaren, Hıristiyan inancının bir tür Afrikalaştırılması dileklerini dile getirir. Hatta özümsetmeden yani Hıristiyan mesajının farklı kültürlere dâhil edilip özümsetilmesinden bahseder. Bu özümsetme, Tanırının ete kemiğe bürünerek İsa olarak görünmesi deki büyük sırrın birleşenlerinden birini çok ne yansıtır, der.” (Yobazlıklar, shf, 70)

Günümüz Türkiye’sinde de aynı şekilde birisi çıkar der ki: “Allah ete kemiğe büründü, falan diye göründü” bu da kendini İslam’a nispet eden başka birisinin yobaz tutumudur. 

Yobazlık her yerde her zaman aynıdır.

Garaudy, yobazlıkla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini kitabında detaylı bir şekilde anlatır.  Öneriler sunar, çözümlemeler getirir. 

Üç şey üzerinde kafa yorulması gerektiğine işaret eder:

1- Tavizler

2- Saptırmalar

3- Baskılar

Ve ısrarla şunun altını çizer: 

“Dini veya Siyasi yobazlık tehlikelerin en büyüğüdür.

Çünkü din hayatın kendisidir.

Tek parçaya kapanmak yerine, insanları mahkûm etmek yerine, insanları ötekileştirmek yerine, onların seslerine kulak verip, onları anlamaya çalışmak gerekiyor.

Kitabi kerimde, Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

“Eğer bir kimse bir insanı öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibidir ve bir kimse bir hayat kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur.” ( Maide, 32)

İnsanlar fikirleriyle öldürmek yerine, fikirleriyle onlara hayat vermek gerekiyor!

Elbette ki her şeyin doğrusunu ancak Allah bilir!

Sevgi ve baki muhabbet ile…

Ziya Gündüz