necatikavlak03 @ hotmail.com

Bu menü Medine’de şekillendi. Pişmiş mi, çiğ mi; tadına bakınca sofrada siz karar vereceksiniz.

Menü mü, yoksa yazı mı demeliydim?

Adını koymadığım için kararsız kaldım.

Biliyorsunuz, ruhumu çimdirmek için kutsal topraklara kısa süreli bir yolculuğa çıktım.

Kalemim ne yazar, dilim ne kadar söyler birlikte göreceğiz.

 İstanbul’dan Türk Hava Yollarıyla Medine’ye uçtuk.

Yolculuğumuz iniş ve kalkışı saymazsanız 2saat 58 dakika kadar sürdü.  

İstanbul Atatürk Hava Liman’ından Medine’ye kuş uçumu mesafe 2086,78 kilometreymiş!

Ne kadar doğru bilemem.

Doğrusunu isterseniz ne haritaya baktım, ne de elime ip alıp İstanbul Medine arasını ölçtüm.

Bizi uçuran uçağın kaptanı öyle söyledi, ben pilotun yalancısıyım.

Yolculuğumuz hem keyifli hem de kısa sürdü.

Medine hava alanında, pasaport kontrolü adı altında işkence etmeselerdi, daha da keyifli olacaktı.

Biliyorsunuz, hamama giren terlermiş, bizde yola çıkarken terleyeceğimizi biliyorduk.

Medine Hava Alanında işimiz bitince, rehberimizin getirdiği minibüsle kalacağımız otele hareket ettik.

Medine ile Medine hava alanı arası 23 dakika kadar sürdü.

Medine’ye varınca,  Cennetül Baki’nin karşısındaki otelimize yerleştik.

Heyecan doruktaydı, yüreğimiz kıpır kıpırdı, yerimizde duramıyorduk.

Biraz dinlendikten sonra rehberimizin öncülüğünde akşam namazı için Mescidi Nebeviye gittik.

Mescidi Nebevinin muhteşemliğini görünce,  içinde ruhumuz kayboldu gitti.  

Okyanusta can yeleği olmadan denize düşen yolcu gibi çırpınıyordu kalbim.

 İşte dedim işte boğulacağın deniz de su da bu!

Yeşil Kubbenin altında İslam Peygamberi Hz Muhammed ile sahabeleri Ebu Bekir ve Ömer Bin Hattap birlikte yatıyorlardı.

Ziyaretçilerini de gülümseyerek, birlikte karşıladılar.

Yatsı namazına kadar, ayrılamadık Mescidi Nebeviden. 

Yatsı namazından sonra yeşil kubbenin içine girmek, bize gülümseyen Hz Muhammed ve iki sahabeye, kırmızı gül vermek için kafile arkadaşlarımızla birlikte kuyruğa girdik.

Kuyrukta geçen süre hiç yormadı kafileyi.

 Yaklaşık 2 saate yakın bekleyişten sonra sıra bize de geldi.

İçeri girerken yeşil halıda iki rekât namaz kılacak,  hamd edecektik bizi yaratan Allah’a.

İçeri girince Allah bize iki yerine 4 rekât namaz kılmayı nasip etti.  

Ruhumuzun İlk çimişi gerçekleşti.

Daha fazlası nasıl anlatılır bilemem. Kalbimiz uçuyordu mutluluktan.  Otele döndüğümüzde gece yarısını çoktan geçmişti.

Nasip olursa, sabah namazını bu kutsal mekânda kılmak umuduyla koyduk başımızı yastığa.

                                                                       …/…