necatikavlak03 @ hotmail.com

   

İşleyeceğim konu: sosyal, siyasal ve uygarlık tarihini sallayacak ve doğru bildiğimiz ezberleri bozacak.  Şayet yeni öğrendiklerimiz doğru ise, şimdiye kadar doğruluğuna inandığımız yanlış karşısında, şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacağız.

Amerika’da doğan, daha sonra Meksika’ya yerleşen Gene D. Matlock’un “ Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz”  adlı kitabını okuyorum.

Daha Kitabın yarısına bile gelmedim. Çok ilginç bilgilerle yüz yüze gelince, dayanamadım paylaşmaya karar verdim.

Tırnak içinde paylaşacağım ezoterik bilgiler tamamen kitabın yazarı Matlock’a ait. Lafı çok uzatmayım.

 Gizemli ilk bilgilere hep birlikte bir göz atalım.

“1964’te Kaliforniya Lisesi’ndeki İspanyolca öğretmenliği pozisyonu için başvurmuş ve kabul edilmiş olduğumdan, ailem ve ben Kansas’tan ayrılıp Kaliforniya’ya gittik. Fakültenin yeni üyesi, Amerika’da eğitim görmüş Pakistanlı genç bir tarih öğretmeni de vardı orada. Pek Çok Hıristiyan’ın İsa’nın çarmıhta öldüğüne ve üç gün sonra dirilmiş olmasını çok garipserdi. Bize, İsa’nın çarmıh işkencesinden kurtulduğunu ve annesi Meryem ve Azizi Thomas ile birlikte Kuzey Hindistan’a kaçtığını anlatmıştı. Tahmin edileceği gibi, bu “Pagan sapkınlık” okuldaki hiçbir öğretmen tarafından kabul edilmedi. Ancak ben yine de onun söylediği şeye karşı açık fikirli olmaya ve bunu kendim için araştırmaya karar verdim.  1973’e kadar, araştırmalarım kayda değer bir ürün vermedi. Bir Meksika dergisinde, Pakistanlı meslektaşımın söylediklerini doğrulayan resimli bir makale okudum. Bu makale, İsa’nın soyundan gelenlerin, onun mezarının ve lahitinin yanında bir taştaki yaralı ayaklarının izinin resimlerini de sunuyordu.

İsa’nın mezarı ve yaşayan torunları hakkındaki bu makale, Alman dergisi Stern’den bir çeviriydi. Stern Hindistan’a gidip konuyu soruşturması için birkaç yazar görevlendirmişti. Bombay’ın Başpiskoposu Kardinal Valerian Gracias, araştırma yaptıkları haberini duyduğunda, onlara yalvarmıştı:”Tanrı aşkına, bunun hakkında bir şey yazmayın!”

     

 

 

                         

 

 

 

1989’da Merhum eşimle beraber Meksika Tijuana’da bir hafta sonu geçirirken, Alman araştırmacı-yazar Andreas Faber-Kaiser’in, Jesus Vivo’y Murio en İndia (İsa Hindistan’da Yaşadı ve Öldü) isimli bir kitabını almıştım. Okuduğum en aydınlatıcı kitaplardan biriydi. Kitaptaki resimlerden bir tanesi, arkeologların Taksila kalıntıları arasında buldukları Aziz Thomas’ın taştan rölyefini gösteriyordu. Rölyefin altındaki yazı Thomas’ı ve onun Hindistan’daki misyonunu anlatıyordu. Taksila kadim Türk dünyasının önde gelen kültür merkezlerinden biriydi. Kitapta tıpkı Tevrat’ın söylediği gibi, Musa’nın Nebo Dağı’ndaki Keşmir kabrinin de resmi vardı. Evet, Musa’da bir Türk’tü

İsa’nın Hindistan’da gömüldüğünü dünyanın bilmesini istemeyenler, onun Hindistan’a kaçış hikayelerinin, eski bir mezarı, içinde İsa’nın olduğunu söyleyerek koruyan Ahmadiya Musa Tarikatının aldatıcı yalanları olduğunu söyler. Sadece bu kadar değil. Pek çok kadim kitap, İsa’nın Hindistan’a kaçışını ve oradaki misyonunu anlatır. Keşmir’in her tarafında İsa’ya atfedilmiş yer isimlerine rastlanır. Hindu kutsal kitaplarından Bhavishya Purana, İsa’nın Hindistan’a kaçma nedeninin anlaşılır bir açıklamasını sunar. Kitap MS 115’te yazılmıştır.”

Gene D. Matlock’un İsa ile ilgili anlatıklarının hepsi bu kadar değil. Bir Makaleye sığabilecek kısa bir bölümü paylaştım.

Ne Dersiniz, aklınız Karışmadı mı?

Yalnız Hıristiyanlar mı Hz İsa’nın çarmıhta öldüğüne, gömüldükten 3 gün sonra mezarının boş bulunduğuna; dirilip gökyüzüne çıktığına inanıyor?

Ya Müslümanlar?

Matlock’un Ey Dünya İnsan’ları Hepiniz Türksünüz kitabı çok çarpıcı ve  ezoterik bilgilerle dolu. Hani bizim İmam Türkçe ile felsefe yapılmıyor diye İlk Öğretim Öğrencileri de dahil çocuklarımıza Arapça öğrenmeyi zorunlu hale getirdi ya…

Ona İnat Matlok Dünyada konuşulan İlk Dilin Türkçe olduğunu da üstüne basa basa söylüyor.

Bu günlük bu kadar. 

Daha sonra Türk’lerin nasıl asimle edildiğini, hangi devletlerin Türk asıllı olduklarını, hangi ülkelerin üstünü kazırsak altından Türk Çıkacağını  da Motlock’un kaleminden bir gün elbette paylaşmak isterim.