necatikavlak03 @ hotmail.com
 


Antalya’da sahte kimlikle yakalanan ve tutuklanan; Fethullahçı kripto savcı Metin Özyurt, bakmış ki pabuç pahalı, itirafçı olmaya karar vermiş. Basına düşen itirafları, gözden kaçıran ve okumayanlar için kısaca özetlemek isterim.
İtirafçı Özyurt ifadesinde: Gülen, “Yok mu Cihaner’i alacak bir babayiğit” dedi, “bu talimattan sonra, Osman Şanal adındaki bir başka çakma kripto savcı, (Türkiye’nin gerçek C. Savcısı ) Cihaner’i makamında göz altına aldı” demiş. Parantez içindeki ifade kalemime ait.İtiraf elbette bu kadarcık değil, uzayıp gidiyor.
Haberi gözden kaçıran ve merak edenler, yazılı basından ya da sanal basından detayları enine boyuna incelemeli..
Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti gemisinin kaptan köşkünde oturanlar, 2002 yılından beri, dümen tutmayı, ya gerçekten öğrenemedi; ya da bilerek isteyerek, gemini rotasını, dalgalı ve tehlikeli sulara çevirdi ki , gemi muasır medeniyete açtığı yelkeni indirsin! Rotasını cahiliye devrine doğru çevirsin veya açık denizde alabora olsun batsın istiyor.
Bu gün, basına yansıyan itirafçı kripto savcının, itirafından yola çıkarak; tarihe küçük bir not da kalemim düşsün istedim.
15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan elim kalkışma olayından sonra, yakalanan kripto, örgüt elemanlarından itirafçı olan, cumhuriyet düşmanı sanıkların ifadelerini göz ardı etmeden dikkatle okumalıyız.
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu ifadeler; 14 yıldır iktidarda olan,mevcut iktidarın devlet adamlığı yıl sonu karnesidir.
Bakmayın siz kalkışma eylemini demokrasi ve kurtuluş savaşı falan diye süsleyerek başarısızlık üzerine örtü örtmeye çalışmalarına.
Görünenin ya da gösterilmek istenenin aksine iktidarın bilinç altında yatan; rejimin ipuçları bu ihrafçıların verdiği itiraflarda saklı!
Mustafa kemal Atatürk’ün zeki diye tanımladığı Türk Milleti ; zekasını, dümeni elinde tutanların bilinç altında sakladığı gizli ajandayı okur ve de görebilirse; o zaman Atasına layık zekada bir birey olduğunu kanıtlamış olacak.
Yoksa laik cumhuriyetin üstüne bir tas su içeceği gün bir kuş uçumu, bir kurşun atımı kadar yakın.
Bir çok itirafçının itirafını analiz ettiğinizde; görüyorsunuz ki, iktidar milletin gözünün içine baka baka: Laik Türkiye Cumhuriyetini,kripto fotocu teröristlerin il il atadığı imamlarla birlikte yönetmiş.
Nezaketen birlikte dediğimi anlamalısınız. Aslında devlet kurumları FETÖCÜ imamlara emanet edilmiş!
Devlet kadrolarını 3’lü Kararnamelerle (orduda, emniyette, tıpta, Üniversitelerde vs) imamlara teslim edenlerin demokrasi çığlıkları, hezeyandır.
Öküz ölüp; gizli Kardinal’la ortaklık bozulmasaydı; bu gün ölen öküzün yerine, bir tosun aranmayacaktı.
Belki de Anayasayı değiştirmek için gönüllü gelen kele; rejimin değişmesine ışık yakma gafletine de düşmeyecekti.
Kim ne der, ne düşünürse düşünsün; Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en fırtınalı sularında: pusulasız, yolunu kaybetmiş, şaşkın dalgalarla boğuşuyor.
Rotasını düzeltmek, limana yol almak için kıyıda fener ışığı gözetliyor…
Fırtına dinmez, hava açmazsa, işte o zaman: Kaldırılan andımız, ayaklar altına alınan milli kimliğimiz, gibi varlığında, kendimizi bulduğumuz laik cumhuriyetin üstüne; bir tas soğuk su içeceğimiz günler, kılavuz istemeden gidilecek köy kadar yakın!