necatikavlak03 @ hotmail.com

Bir âdem neden bu kadar çok ve boş konuşur diye merak ettim ve küçük bir araştırma yaptım. Ağız Diş ve Çene Cerrahisi araştırma görevlilerinin yaptıkları bilimsel araştırmaya göre: günlük yaşamda karşılaşılan sorunlar ve ruhsal gerginlik, diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlıkları, diş kayıpları, protezler, çeneye gelen darbeler ve bazı hastalıklar çene eklemi rahatsızlığına yol açarken; çok konuşmaya da sebep olabiliyormuş. Çok konuşmanın bilimsel tanı ve teşhisi hepimizin sık kullandığı “çenesi düşmek” deyimiyle bire bir örtüşüyor.Bu hastalı daha çok kadınlarda görülüyormuş. Bizim cinsiyetle işimiz olmadığından o bölümü es geçiyoruz.Bilimsel teşhise göre, her gün her fırsatta konuşan Âdem’in de ciddi manada bir sıkıntısı varsayılabilir mi, takdir tamamen okurun.Önüne çıkan her fırsatı konuşmak için değerlendiren, ipe sapa gelmez cümle kurarak milletin aklını karıştıran, beynini yıkayan adres açık.Atatürk demeye bir türlü dili varmayan muhterem, en son konuşmasında: “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum” demiş!Kiziroğlu Mustafa bey olsaydı Peh peh peh çekmez miydi?Türklerin binlerce yıllık geçmişini, medeniyetini, Kuşan_İmparatorluğuna uzanan tarihini, kim 1919’a indirdi; bilen biri varsa üç adım öne gelsin!Cümle âlem ve dağdaki çoban da biliyor ki, 1919 Cumhuriyetin kuruluşuna yakılan meşalenin tutuşturulduğu tarihin şamdana kazındığı günün adıdır. Bunu saptırmak, “milletimizin tarihi 1919’la başlatılıyor demek” Demagoji yapmaktır. Türk milletinin medarıiftiharı, çok konuşan Âdem’in, “Gazi Mustafa Kemal” dediği; Çağın dâhisi, Türkiye Cumhuriyetin kurucusu var ya, işte o büyük devlet adamı; Türkler 7000 yıldır Anadolu’da var demişti.Ayrıca Müttefik kuvvetlerin donanmasını, Çanakkale Boğaz’ında sulara gömüp, Çanakkale geçilmez destanını yazdığında da, TURUVA’nın intikamını aldık dediğini, azıcık mürekkep yalayan herkes biliyor. Kaldı ki “Tarih Yeniden Yazılacak Mı?” diye soran Gene D. Matlock’da, Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türk’sünüz adı altında kitap yazarken; Bekir Coşkun’un imamı, kendi beyanı ve de ifadesine göre: “’Biz Laz mıyız, Türk müyüz?” diye babasına sormuş, Babası da Molla Dedesinin “Allah bize Men Rabbüke, Ve men nebiyyüke, Ve ma dinüke sorularını soracak. Ve ma kavmüke diye bir soru sormayacak” cevabını vermiş… Başka biri olsa baba bu sır niye diye sorardı.Mademki Allah bize Rabbin kim diyecek, Hangi Peygamberin ümmeti olduğumuzdan imtihan edecek ve dinin ne diye soracaksa: “Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız.” Diyen 49/HUCURÂT-13 ayeti de neyin nesi?Ne Laz ne de Türk olduğunu bilmeyen birinin Milletimiz, medeniyetimiz derken hangi kavimi hangi medeniyeti kast ettiğini millet merak etmez mi? Bir insan, soyunu sopunu bilmez, babasına mı sorar?Dünyaya gelen her çocuk, aile fertlerini (babasını, annesini, erkek ve kız kardeşlerini vs) tanırken milli kimliğini de öğrenmez mi?Öğrenmez diyen usta bir demagogdur, açıktan açığa demagoji yapar. Belki de milletten gizlenecek, saklanacak bir sır vardır. Kim bilir?