necatikavlak03 @ hotmail.com

                          

 

Milli kimliğini kaybetmemiş, Türkiye sevdalısı, vicdanı hür, düşüncesi hür; kalemi özgür; ne kadar yazarçizer varsa, hepsi seferberlik ilan etti! Yunanistan’ın küstahlığını yazıyor. İktidarı topraklarımıza sahip çıkmaya davet ediyor.

Ege denizinde Yunanistan 18 Adamıza sahiplenirken, iktidar ne yapıyor? Millete ninni söylüyor, milleti uyutacağım derken; kendi mışıl mışıl derin uykuda.

Bir de AB ülkelerine savaş ilan ettiler, bakanı ayrı, başbakanı ayrı cepheden saldırıyor.  Hâlbuki gelinen nokta sürpriz değil ki kendi eserleri. Hani çok kullandığımız, “iğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına” atasözü var ya o hesap!

Önce kendin demokrat olacaksın, sonra başkalarından demokrasinin gereğini yapmasını isteyeceksin.

Öyle Rabbena Hepbana diye bir şey olmaz.  Olmadığını zaten yaşayarak hep birlikte görüyoruz.

Bir de içimizde kuşku aklımızda hep soru işareti var. Acaba bu gerilim de iktidarın bir oyunu mu? Bu soru işaretini de elleriyle diktiler, kendileri sulayıp yeşertiler.

Her neyse!

Memleket, dört bir yandan düşman kuşatması altında inim inim inliyor. İktidarsa cumhuriyetin temellerini kazımaya, cumhuriyeti tahrip etmeye; demokrasiyi yıkmaya; hukuku yok etmeye yemin etmiş.

Bir adım geri atmıyor.

Hem de kadim Türk milletinin gözlerinizin içine baka baka gerçekleri gizleyerek, doğruları saptırarak.

Tırnak içindeki “Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos, 7 Mart Salı günü işgal altında tuttukları Muğla Keçi Adası'nı ziyaret (!) etti.” Cümlesi Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Ahmet Takan’ın! Takan, Keçi Adası’ndaki ziyaretle ilgili iddialarını, olay yerinde çekilmiş birçok resimle de güçlendirmiş.

Ben daha çok detaya girip çok vaktinizi almak istemem.

Bu çarpıcı iddiaları öğrenmek isteyen için tüm haber ve yazılar, iki parmağınızın ucunda, bir tık ötede.

İstiklal Savaşı gazisi, aydın Cumhuriyet kadını, Halide Edip Adıvar’ın İstiklal Savaşı sırasında; Türk edebiyatına kazandırdığı “Türk’ün Ateşle İmtihanı” deyimi sanki bu günler için söylenmiş!

Allah hiç bir milleti ateşle imtihan etmesin.

İşimiz zor!

Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Savaşı sırasındaki; “Ateşle İmtihanı “30 Ağustos zaferi ile taçlandırdı.

 Ve millet İmtihandan zaferle çıktı! Bir daha Ateşle İmtihan edilmeyelim diye de,  Türkiye’nin siyasi rejimi Cumhuriyet olarak seçildi…

Bir şey daha var ki bu gerçeğin altı çizilmezse, bu yazı eksik kalır.

Atatürk bir daha Ateşle İmtihan edileceğimizi de düşünmüş: Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır” ve bu cümleyle uyarmıştır.

Bu kadar sözden sonra, kadim Türk milletinin gözünden saklanan,  birçoklarımızın görmek ve inanmak istemediği, bazı çarpıcı gerçekleri,16 Nisan’da sandığa gitmeden önce hatırlamakta yarar var!

 Türkiye’de kökenleri en çok merak edilen, araştırılan ve haklarında ciltlerle kitap yazılan; yorumlanan suçlanan birçok iktidar mensubunun varlığı kimse için sır değil.

Onlarla ilgili, “Rum mu? Ermeni mi? Gürcü mü? Yahudi mi? Olduğu hakkındaki görüşler tartışmalar: uzun uzadıya sürüp gidiyor.

Ayrıca 13 Kasım 1918 de RİZE merkezli Rum’ların isyanı ile kurulan; RUMPONTUS hükümdarlığı da tarihi bir gerçek.  RUMPONTUS hükümdarlığın 13 Kasım 1918 den 15 Aralık 1925 yılına kadar BAĞIMSIZ DEVLET olarak yaşadığını ve 1925 Yılına kadar kendilerini yönettikleri de ayrı bir hakikat.

Şimdi sıkı durun! RUMPONTUS hükümdarlığı, 1923 de Ülke işgalden kurtulduktan sonra ATATÜRK’ÜN emriyle HAMİDİYE savaş gemisini 15 Aralık 1925 tarihinde, denizden müdahalesi; karadanda TÜRK ordusu kuşatmasıyla yıkılışı da tarihi bir vakıa!

Şaşırdınız mı?

Bu kısa tarihi bilgilerin, ışığı altında; günümüzde yaşanan; Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı nasıl analiz edilmeli?

-Rize Belediye Başkanının Atatürk Anıtını kaldırılması…

-Anayasa’da yapılan 18 Maddelik değişiklikle;

-Parlamenter sistemin kuşa çevrilmesi;

-Kuvvetler artılığının canına ot tıkanması ardındaki gerçeği görmek için filozof  Descartes olmaya ihtiyaç var mı?

Bu kısa analizden sonra, kendi kendimize Eşek adası ile ilgili bir soru daha sormak vacip oldu.

Sahi EGE Deniz’indeki 18 adamıza Yunan işgaline iktidar niçin kör ve sağır bakıyor, niçin hiç ses çıkartmıyor?

Bu soruya verilecek cevap ve yorum elbette siz değerli okuyucunun!

Atatürk “Türk milletinin tabiat ve âdetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.” Demiş!

Daha ne desin?

Yattığı yerden kalıpta kulağınıza ne söyleyeceğinizi söylesin mi istiyorsunuz.

Hâlbuki Atatürk,  Cumhuriyeti ilan ederken; bu gün ne yapmamız gerektiğini peşinen söylemiş: Cumhuriyeti Türk Gençliğine emanet etmişti.

Bakın, Falih Rıfkı Atay  bize Kurtuluş savaşından nasıl sesleniyor? “Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak,şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı'nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zafer'ine borçluyuz”

16 Nisan’da Türkiye Cumhuriyetini korumak bizim Mustafa Kemalle verilmiş sözümüz ve tutmamız gereken namus borcudur.