necatikavlak03 @ hotmail.com

Kalemim bu gün çok renkli  mum ışıklarıyla huzurda  olacak. Önce  çayda çıra oynanacak, sonra düşünce ve fikir  sahne alacak !

Bir aksilik  çıkmaz, herşey yolunda giderse; tarihin gururla yazdığı, düşmanlarının önünde şapka çıkarttığı; iki kahramanın portresini ekleyeceğiz  sahneye.

 Dramın  ana fikrni  tarihin,  son yy’a  ismini  altın harflerle yazdığı kahraman gaziler oluşturacak.

Hatırlarsınız,  dilimizde çok sık kullandığımız;“Taşıma Suyla Değirmen Dönmez” diyen bir atasözü yaşar.

Anadolu’da yaşayan atasözlerinden habersiz olan, sözüm ona bir kısım aydın veya kiralık  fikir adamları; şapkadan tavşan çıkartır gibi 21. yy’da uluslar arası film festivaline, senaryo hazırlayan, senaristlere; figüran olmayı  artistlik zanneden sahte jönler için  teksas /tommix çizgi filmine  kahraman çiziyorlar.

Çizgide yaşayan, senaristin  kahraman yaratamıyacağını, gerçek kahramanı , tarihin doğurduğunu akıl etmek zaten  başlı başına  akıl işi değil mi?

Onlar akıl etmiyor ya da edemiyorlarsa bize hatırlatmak, tarihe küçük/ kısa kısa not düşmek düşmez mi/ elbette düşer.

Öyleyse sadede gelelim.

Bir devlet adamı düşleyin!

Okuma  yazma bilenlerin kıtlığında, yoksulluğun kol gezdiği bir dönemde; ortaya çıksın:

“Büyüklük odur ki

Kimseye eğilmeyeceksin

Hiç kimseyi aldatmayacaksın

Memleket için Gerçek Ülkü neyse

Onu görecek

O hedefe yürüyeceksin

Herkes senin aleyhinde bulunacaktır

Önüne Sayısız engeller yığılacaktır

Kimseden

Yardım gelmeyeceğine inanarak

Bu güçlükleri aşacaksın

Ondan sonra sana büyüksün derlerse

Bunu söyleyenlere Güleceksin.

Diyecek kadar alçak gönüllü olsun.

Bir devlet adamı düşleyin!

Yolu suyu elektriği olmayan karanlık bir devirde, yağız bir atın sırtında ortaya çıksın:

“ İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır.

Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır” Diyebilsin!

Mum ışığına bile bakmadan, ortaçağ karanlığa kürek çeken, diplomasinin dilini yırtıp atan, burunun ucunu görmeden, kibirle yatan kibirle kalkanlara: bu kısa özet, günümüze ve yolumuza çöken karanlığı sövmek yerine, aydınlatmak için şamdanlarla, yola konulan küçük birkaç renkli mumdu.

İsteyen bu mumların ışığından istifade eder, dümeni doğru limana çevirir, istemeyen kılavuz karganın peşinde kürek çekmeye devam eder.

Dünya şahit,  ülke terörle yatıp terörle kalkıyor,  FETÖ, PKK, PYD vs vs. burnumuzun dibinde cirit oynuyor.

Kökleri MÖ dayanan, devlet kurma gelenekleri genlerinde olan bir devlet: Terörist önünde, eli ay(!)ağa çarşafa dolanır mı?

Dolanmaz diyorsanız Basına yansıyan birkaç habere birlikte bir kez daha göz atalım.

- Suriye'nin kuzeyinde başlattıkları hareketle Kürt güvenlik birimleri kurarak özerklik ilan eden PYD eşbaşkanı Salih Müslim Türkiye'ye geldi. “25.7.2013 Sabah Gazetesi”

- Ankara, PYD lideri Salih Müslüm hakkında kırmızı bülten talep edecek. (23.11.2016 CNN TÜRK.COM)

- !!!!’ın pilotu FETÖ’den atıldı!

Yeni OHAL kararnamesi ile 7 bin 586 polis, FETÖ bağlantısı nedeniyle meslekten ihraç edildi. (Sözcü gazetesi)

- !!!!!’ baş yaveri  15 Temmuz kalkışmasından tutuklı.

- Ve Sıkı durun!

“Eski AKP'li vekil İşbilen: Davutoğlu 4 saat Gülen'in evinde kaldı”.

- Son günlerin en popiler haberlerinden biri de “Kan Donduran Olay! Ölü Sevici imam “ manşeti ile internete …

Eeee şimdi ne düşünüyorsunuz?  Elinizi başınızın arasına alıp  şaşkın şakın baktığınıza göre çarşafa dolanmayı onaylıyorsunuz.

 Onun  için önce haber yazmaya son verelim. Sonra kendi kendimize, deneme yanılma yöntemiyle   en yakınında olup bitenleri bile görmeden devlet yönetmek mümkün mü?

Diye soralım.

Avrupa Parlemento Başkanı Schulz'a “ Şu terbiyesize bak ya” diye seslenen, Irak Başbakanı Haydar El İbadi’ye  “Sen benim muhatabım değilsin, seviyemde değilsin “ diye cümle kuranlara; madem muhatabın değil neden cevap veriyor, onun seviyesine iniyorsun diye sormak da  hakkımız olmalı.

Devlet yönetenlerin, hiyararşik makamı sahiplerinin, diplomasi lügatında yeri olmayan;  kelime ve cümleleri telaffuzu, temsil ettiği Milleti sıkıntıya sokmaz mı diye de eklemeliyiz .

Ve “Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır” diyen Ataullah İskenderi’ye yi yad erek cümlemizi bitirelim.