gunduzmehmet198 @ gmail.com

G20 dediğimiz Zirve ülkeler 20 Maliye Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı Grubu, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan 19 ülkeden ve Avrupa Birliği Komisyonu'ndan oluşuyor.

            G20 ülkeleri dünya ekonomisinin yüzde 85'ini oluştururken, dünya ticaretinin yüzde 80'ini gerçekleştiriyor. G20 ülkelerinin nüfusu ise dünya nüfusunun üçte ikisine denk geliyor.

            G20 toplantılarında, uluslararası finansal istikrarın arttırılmasına ilişkin görüşme ve çalışmalar yapılıyor. İstikrar olarak sadece ekonomiyi mi düşünmek gerekiyor? Bu ekonominin diğer ayağını oluşturan insanın huzuru ve refahı hiç mi önem arz etmiyor? Son 10 yılın en önemli gündemi tabii ki de savaş ekonomisi ve beraberinde oluşan mülteci sorunlarıdır.

            Peki mülteci kimdir?

            Kısaca  mülteciyi; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan kişidir. İltica ettikleri ülkelerde isterlerse kendi ülkelerine geri dönmemeyi de talep edebilir. Hatta Osmanlı hukukunda mülteci paşa dahi olabilirdi.

            Tarih boyunca yaşanan savaşlar ve bunların ağır sonuçları toplu nüfus hareketlerini de beraberinde getirmiş ve zaman içerisinde bu nüfus hareketlerinin de hukuki korumaya alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk devletlerin sınırlarının henüz belirgin olmadığı en eski dönemlerden beri var olmuştur.Mültecilik statüsü uluslararası anlamda Milletler Cemiyeti döneminde ve Birleşmiş Milletler döneminde düzenlenebilmiştir.

            Günümüze dönecek olursak 2009 yılından beri devam eden Suriye iç savaşı neticesinde Türkiye’nin açık kapı politikası uygulaması ve birtakım terör örgütlerinin saldırılarını artırması yoğun bir göç dalgası oluşturmuştur, mülteci sayısının 1.6 milyona ulaşması tehlikenin ve kaçışın büyüklüğünü gözler önüne sermekte ve mülteci hukukunun önemini göstermektedir.

            Mülteci sorunu önümüzdeki günlerde Türkiye'de yapılacak olan G20 zirvesindeki toplantının her hangi bir maddesi dahi olmayacaktır. Ekonomileri ile övünen Avrupa Birliği  ülkeleri 100 bin mülteciyi paylaşıp barındıramadılar. Hadi bunların dini, ırkları ve misyonları farklı diyelim. Davetli ülkeler içerisinde Suudi Arabistan'a dikkat çekmek istiyorum. Bu ülkenin coğrafi özelliklerine bakıldığında her tarafı çöllerle kaplıdır. Yalnız Hz İbrahim ve diğer peygamberlerin duasına mazhar olmuş olan bu bölge yer altı kaynakları nedeniyle dünyanın gözdesi haline gelmiştir. Gel görelim Vahy ve insanın imar merkezi olan bu coğrafya günümüzde yaşanan savaş oyunlarında bu oyundan kaçan mültecileri görmezden gelecektir. Hem de din, coğrafya ve ırk birliğine rağmen.

            G20 zirvesinin ülkemizde yapılması hasebiyle kralın hayatının bir kısmına da yakından vakıf olma imkanımız oldu. Kraldan önce kral ve heyetinin özel eşyaları, Antalya'ya getirildi. 16 kamyon özel eşya ve 65 adet özel yapım Mercedes marka otomobil otele nakledildi. Kral Salman ve Prens Telal geceliği 15 bin Euro olan özel villalarda konaklayacak. Fiyatlara sadece oda kahvaltının dahil olduğu ve diğer birçok hizmet için ekstra ödeme yapacak olan Suudi heyetin oteldeki günlük giderinin 1 milyon doların üzerinde olacağı belirtiliyor.

             Gel görelim aynı kral ve körfez ülkeleri mültecilerin ülkeye girişinde batının vahşiliğini dahi geçti. Yalnız mesele kendi zevk ve rahatları olunca günlüğü milyon dolar olan harcamaları gözerini kırpmadan yapabiliyorlar.

            Şunu unutmamak gerekiyor ki ümmet olarak derenin kenarında dahi olsak suyu israf etmeme şuuruna sahip bir ümmetiz. Bu Ümmetin gelmiş geçmiş hiç kimsenin sahip olamadığı mülke sahip olmuş peygamberleri vardır. Ama onlar asla israfa yönelmemiş ve bu şatafatlı hayatları mazlumların çığlıklarını duymaya engel olmamıştır. Çünkü onlar her canın, hakimin kendisinin şahit olduğu mahkemede hesap vereceklerini biliyorlardı.