necatikavlak03 @ hotmail.com

Saymadım aradan kaç saat geçti! Geçen zaman zarfında; kalemimle tekme tokat, itiş kakış, didiştik durduk.

Ben istiyordum ki Cuma akşamı Milletin başına çöken kâbusu, uğursuz geceyi: sıcağı sıcağına değerlendireyim.

Kalemim inat ve ısrarla bekle; önünü ve arkanı gör, diye ısrarla ayak diredi.

Sabret ortalık aydınlansın, herkes eteğindeki taşı döksün o zaman sende düşünceni yaz paylaş diye de uyardı.

Bir de önüme Mevlana Celalettin Rumi’ye ait olan, “Acı Su da Tatlı Su da Berraktır, Sakın Görünüşe aldanma. Görünüşte Herkes İnsandır Ama Gerçek İnsan Hal Ehli Olandır”  sözünü de getirip koydu.

Baktım ki Mevlana doğru şeyler söylüyor; bende “görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler” dedim ve bekledim.

Darbecilerin bir kısmı teslim oldu,   bir kısmı da kaçtı.

Elbette suçlu/sanık için kaçmak çözüm değil. Er ya da geç yakalanacak, olmayan adaletin, kadük edilen hukukun önüne mutlaka çıkarılacak.

İşte bu yüzden Kalemim kim niçin darbe yapmaya kalktı, niçin başarısız oldu, sorularına cevap aramayacak.

Zira bu konuyu; yazılı ve de görsel basın, enine boyuna hem inceliyor hem ayrıntılı bir biçimde okuyucuya veriyor.

Sırf bu yüzden,  TBMM sayısal çoğunluğu tartışılmaz olan siyasi iktidarın, neden bu açmaza düştüğü irdelenecek.

Kalkışma sırasında cereyan eden olayları,  Asker polis çatışması, milleti gümbür gümbür sokağa dökme ve halkla kendi askerini çatıştırma gafleti masaya yatacak.

Şimdi de Mevlana’nın  “İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar. Herkes de kusur görür, kendine kör bakar. Bil ki neye nasıl bakarsan o da sana öyle bakar” deyim ya da vecizesini hatırlayalım.

Ve gelin kendi kendimize 1 Kasım 2015 seçimlerinde; seçmenin %49,5 oyunu alan siyasi parti neden iktidar olamıyor diye bir soru soralım.

Cevaplarımız, tarafsız önyargısız sadece herkesin kendi vicdanına verilsin.  

Verdiğiniz cevabı kimseyle paylaşmak zorunda da olmayalım.

1-ilk soru yaklaşık 15 seneden beri iktidarsınız, TSK deki hiyerarşik düzenle istediğiniz gibi oynadınız ve de Jandarmayı İç işleri bakanlığına siz bağlamadınız...

2-Üçlü atama kararnamelerinde ki imzalarda size ait değil mi?

3- 17-25 Aralık tarihinden beri paralel yapı diye diye, dilinizde tüy bitti. Onlarca savcıyı, hâkimi tutukladınız, görevden aldınız.

Daha da vahimi Cemaat bizi kandırdı diye kamuoyu önünde itirafta bulundunuz.

4-Başarısız darbe girişiminden sonra da, TSK içindeki bir kısım paralelci terör örgütü mensubu askerin ihtilal girişiminden söz ediyorsunuz.  

5-İktidar olmak demek, muktedir olmak demek değil mi?

Sivil toplum kuruluşları, tepkilerini:

  “Türkiye kritik bir kırılma noktası atlatmıştır ,Bu, demokrasiye vurulmuş bir hançerdir

Demokrasiye müdahale kabul edilemez” diye ifade etmiştir.

Bu ifadelerden yola çıkarsak, siyasi iktidar sütten çıkmış ak kaşık olarak mı kabul edilmeli.

Anasının eline kına yakarak askere gönderdiği bir asker, Boğaziçi köprüsünde IŞİD militanlarını aratmayacak şekilde vahşice kurbanlık koç gibi boğazlanarak katledilmiştir.

Milleti gümbür gümbür soka salanların, işlenen vahşi cinayette; hukuki ya da vicdani sorumluluğu olmayacak mı?

İngiltere Başbakan’ı David Cameron AB referandumunda birlikten ayrılma (Brexit) yönünde sonuç çıkmasının ardından istifa etti ve yerini Theresa May'ine bıraktı.

Mademki beş vakit cami minarelerinden sala okutarak Milleti demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyorsunuz,  mevcut rejimi demokrasi olarak kabul ediyorsunuz, o zaman darbe girişimini önceden haber alamayan, siyasi ve bürokrat sorumlular da David Cameron’u örnek alsınlar.

Hep AB’li siyasetçiler mi örnek olacak biraz da biz sorumluluk almayı başaralım.

Ne dersiniz?