necatikavlak03 @ hotmail.com

Cumhuriyetin çivisini çıkarttılar, akıllarınca kokuşmuş, çürümüş Osmanlı’yı canlandıracaklardı.

Ne yazık ki,  düşünceleri gibi hayalleri de boşa çıktı; suya düştü.

Osmanlı zaten 1 asır önce çökmüş, ölmüş ve tarih mezarlığında mekan tutmuştu!  

Siz hiç gidenlerin geri döndüğüne, geldiğine şahit oldunuz mu?

Olamazsınız, sadece Ruh Çağırıcı ve Cin kovucu medyum bozuntusu imamlar,  seans düzenler, ruh çağırırlar ve ruhlarla iletişim kurduklarına inanır ve inandırırlar.

Düzenledikleri seanslar avuçlarında patladı.Ellerine  yüzlerine bulaştırdılar. Topladıkları Cin’leri geri kovamıyorlar.

Cumhuriyetten söktükleri, Osmanlıya çakacakları çivler ellerinde kaldı.  Çekici  nereye vursalar, tel tel  dökülüyor; çivi tutacak sağlam zemin yok!

Hatırlıyor musunuz?

İktidar’ın “BANİSİ” ne zaman sahne alsa “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını mutlaka söylerdi.

Ne hazindir ki , şimdi yollarda beraber yürüdüğü, yağan yağmurda birlikte ıslandığı;kader arkadaşları, ihanet çemberinin ya için(?)de; ya da taa göbeğinde.

Atalarımız “Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyim” derken ne ima etmişti hiç düşündünüz mü?

Yağan yağmurda ıslanan adam, başını nereye çevirse, elini hangi yöne uzatsa, yağmur yerine dolu yağıyor  dolu.

Siz de okumuş olmalısınız “ Cemaat benide kullanmış olabilir” diyen ağlayan adamı.

Çocukluğunuzda çavirdiğiniz topacı hayal edin, elinizdeki  kamçıyı tersine vurun, topaç ters dönsün!

Dünyayı durdurun ve  birkaç yıl  geriye doğru sarın.

Cemaat benide kullanmış olabilir diyen adem, TC devlet protokolünün iki numarası değilmiydi?

Bir  numara yurt dışına çıkınca, kim bilir  1 numaranın koltuğuna kaç kere oturdu ve 10. Yıl marşına ne kadar sövdü kim bilir?

Daha sonra  protokölüğn 3. Numarasına yardıcı atandı.

Devlet sırlarına vakıftı.

Şimdi diyor ki “Ben Amerika’ya gittiğimde Pensilvanya’ya gitmek için 4 saat araçlı yolculuk yaptım. Marlyland’dan geçtim, oradan geçtim, buradan geçtim. Gittiğimde beni başkaları karşıladı, kahvaltı hazırlamışlardı, buyur ettiler”

Afiyet olsun bize ne senin ne yeyip ne içiğinden, sen ne duyup işittiğini anlat! Anlatabilir mi?

Yorum  tamamen siz değerli okuyucunun!

Elbette yorum yaparken, ağlayan adama suikst girişimini hatırlayın, yakalanan subayları aklınıza getirin ve Kozmik odanın aranarak devlet sırlarının şimdi hangi kirli ellerde hangi ihanet planlarına proje hazırlanıyor onu da aklınıza getiriverin.

Ne hazin değil mi?

Cumhurbaşkan’ını kandırdılar, Meclis Başkanını kullandılar, bakanları- milletvekillerini bir kenara koydular İllere atadıkları imamlarla devleti yönettiler.

Kuvvet komutanlıklarını, ordu komutanlıklarını atama yaptılar.

Atatürkçü subayları saf dışı bırakıp, cemaatçi imamları terfi ettirdiler.

Ve şimdi her birisi kalkmış bizi kandırdılar, kullandılar diye “GÜNAH”çıkartıyorlar.

İslam dininde günah çıkartmak diye bir kavram yok ki…

Günah çıkartma Literatürü gayrımüslim inancında olduğunu bi mısırdaki sağır sultan bilmiyor birde bizim truva atları.

Turuva atları deyince  şifre bizim Ölülerimiz kitabının yazarı Mehmet Beşeri geldi aklıma. Şayet Okumadıysanız Beşeri’nin “Şifre Bizim Ölülerimiz” isimli kitabını okumalısınız.

O zaman, ne demek istediğimi; ne anlatmaya çalıştığımı  Demire’lin  şivesiyle çok  daha eyi anlayacaksınız!

Küçük Bir NOT:

Sözcü Gazetesinde Hande ZEYREK’in Hazırladığı  Ünlü Tarihçi Sinan Meydan’ın  “Ülkenin Kurtuluş Reçetesi Mustafa Kemal’in Aklıdır başlığı ile yayınlanan bir söyleşi var.

Yüreği Vatan sevdası ile yanıp Tutuşanlar bu söyleşiyi okumalı ve okunmasını sağlamalı. Hatta Atatürk’e  söven Kadir Mısıroğlu’na  danışmanlık ücreti ödeyen akıl, Sinan Meydan’ın aydınlık ilim ve fikri ışığında yol almalı ki ona buna şuna kandırılmasın.