necatikavlak03 @ hotmail.com

Yaşları 13 ila 15’i gösteren, kızlı erkekli bir gurup çocuk. Sırtlarında sırt çantası da var! Dışarıdan bakınca ilköğretim öğrencisi gibi görünüyorlar.

 Dudaklarından yüzlerine ışık saçan içten bir gülümseme yansımış…

Tarzan meydanına serpiştirilen tahta sıralarda oturan, ilkbahardan kalma denebilecek güzellikteki bir akşamın ılık havasını soluyanların arasına dalıverdiler.

Kızlar bayanları, erkek çocuklar da beyleri seçti.

İki afacan da gözlerine beni kestirmişti.

Gülümseyerek yaklaştılar!

  • Merhaba! Derken elimi sıkmak için her ikisi de ellerini uzattı.

  • Gülümseyerek ben de merhaba dedim uzattıkları eli sıktım.

  • Kendilerine, elimle kanepede yer gösterdim, oturdular.

  • Hoş geldiniz, nereden geliyorsunuz dedim!

  • Ne diyor der gibi bir birinin yüzüne baktı.

  • Anlamıştım Türkçe bilmiyorlardı.

  • Benim de saflığım üstümdeydi.

  • Suriyeli misiniz yoksa Irak’lı mı diye sordum.

  • Elerindeki kitapçıktan soruma cevap aramaya başladılar.

  • Çocuklardan biri akıl etti de“do you know in English” diye sordu.

  • Başımı hayır anlamında salladım ve sadece “No” dedim.

  • Çattık der gibi baktılar yüzüme.

  • İngilizce adını söyledi senin adın ne dedi’

  • Gülümsedim “ ?” dedim.

  • Her ikisinin de gözlerinin içi gülüyordu.

Ellerindeki kitapçıktan bakarak güney Koreli olduklarını turist olarak geldiklerini çat pat anlattılar.

Çocuklar için daha fazla takılmak zaman kayıp’ıydı. Elini sırt çantasına uzattı, içinden bir broşür çıkarttı elime tutuşturdu.

Broşürün kapağında  “Gökten gelen mektup” yazıyordu.

Altında  “bu mektupta sizin hayatınızı değiştirecek olan bir haber var” diye yazılmıştı.

Ayrıca bir posta kutusunun resmi eklenmiş üstüne de bir Güversin kondurulmuştu.

Güvercinin ağzında bir mektup üstünde “for you” yazısı vardı.

Ayrıca “Lütfen mektubu sonuna kadar okuyun” notu düşülmüştü.

Kapağa çevirince MAVİ büyük harflerle ( TANRI SENİ ÇOK SEVİYOR) yazısı dikkatimi çekti.

Ondan sonra küçük harflerle İNCİL’DEN ayetler yazılmıştı.

Belli ki Güney Koreli küçük çocuklar ülkemize “Misyoner” olarak gelmiş Hıristiyanlığı yaymaya çalışıyorlardı.

Broşürü baştan sona inceleyince aklıma bizim imamın ( Dindar Gençlik yetireceğiz) sözü geldi.

Aynaya bakmadan, dudağımdan yüzüme uzanan acı bir gülümsemeye şahitlik ettim.

Çocukların Hıristiyanlığı yaymak için çalıştıkları günün sabahında adı “IRAK ŞAM İSLAM DEVLETİ” olan ve kendilerine IŞİD diyen terör örgütünün canlı bombası Sultanahmet meydanı kana bulamış, 10 kişinin canını almış, 15 kişiyi de yaralamıştı.

İşte böyle bir günde yaşları 13 ila 15 olan Güney Koreli misyoner çocuklar :“Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yaratıp kendi suretinde yarattığı insana denetiminize alın, bütün canlılara egemen olun buyurdu. Yeryüzünü denetleyebilen, egemen olabilen sadece Tanrı’nın suretinde yaratılan “İnsandır”  diyen broşür dağıtıyordu.

Türkiye'nin İçinde bulunduğu ahval hiç de hoş görünmüyor.  Vatan toprağı “Filistin'e ”döndü. Başımız  büyük dertte!