necatikavlak03 @ hotmail.com

                                             

 

İstanbul Şehir Tiyatrosunun efsanelerin dendi. Tiyetro’da  komedi deyince ilk akla gelen isimdi. “Cilalı İbo” filmleriyle yeşil çamın yıldızları arasında ışıl ışıl parlamıştı.

Rahmetli Feridun  Karakaya’dan söz ediyorum.

 Karakaya’yı yeni nesil gençlik pek çok tanımaz. Hele hele son 15 yılın burjuvazi gençleri hiç bilmez. Onların aklı fikri mal mülk  para; makam ve mevkide.

Kazanmadan zengin olmak, emek vermeden belli makam ve mevkiye ulaşmak ana hedefleri. Hani diyorlardı dindar gençlik yetiştireceğiz diye, biraz önce tanımladığım gençlik, onların eseri.

Elbette Atatürkçü, Cumhuriyete bağlı, parlamenter rejime sadık  gençliği bu tanımlamadan; ayrı tutar ve tenzih ederim.

Niye cilalı İbo? 

Halbu ki bu gün, Türkiye Cumhuriyetinin beyni, Mustafa Kemal Atatürk’ün eseri; TBMM  bombalandığı günün yıl dönümü.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurduğu Türkiye Cumhuriyetini yok etmek için Milletin kendi çocuklarına, kendi vatandaşlarını öldürten sapık bir ideolojinin kendi heva hevesini tatmine kalktığı kara bir gün!

Türk milleti için hazin bir gün, iktidar içinse iktidarsızlıklarının belgesi utanç karnesi.

Papa’nın gizli kardinal ünvanı verdiği bir gayrımüslim’in haddini aşıp Türkiye Cumhuriyetin yıkmaya cürhet  ettiği gündür 15 Temmuz.

Neresinden bakarsanız bakın, 15 Temmuz’da olup biten hernevarsa, Türkiye’yi yöneten iktidar için utanç duvarıdır.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.

İstanbul Tiyatrosunun usta komedyeni Cilalı İbo’ya 15 Temmuz için bayram diye senaryosu yazıp verseler, bu komediyi oyna deselerdi; yüzünüze bakar elinin tersiyle o senaryoyu  yazanların suratına çarpardı.

Komedi deyip geçmeyin. Komedinin bile bir namusu bir ağırlığı, masumiyeti  ve ciddiyeti var!

Kiralık kalemlerin, cilalayıp şişirdiği; hak etmediği bir çok sıfatlarla donattığı komedyen, yüzünü görmek için cama, özünü görmek için cana bakmalı.

Yeşil dolarlarla beslenen, ala kargaların kılavuzluğu, Cilalı İbo’ya 15 Temmuz çöplüğünden su içirmiştir.

 Atatürk’ün “Çalışkan ve Zeki ” diye tanımladığı bir Milleti avanak Avni yerine koymak; başarısızlığı bayram diye kakalamak kendi kendilerini kandırmak olur.

Bunu görmek için üstün zekâ; özel yetenek gerekmez ve  istemez, yalnız aklını kullanmak yeter ve  artar!