necatikavlak03 @ hotmail.com

                                   

Bu yazı, günlük haberleri dikkatle inceleyen, güncel olay ve hadiseleri içeren haberleri okuyup ne olacak bu memleketin hali diye kaygılanan; saçını başını yolan, vatan ve millet sevdalıları için kaleme alındı!

Aziz Milletim!

 Descartes’tenin, “Düşünüyorum Öyleyse Varım” sözünü içeriğini idrak ederek hatırlamanın tam da sırası değil mi?.

Düşünmeden, sorgulamadan bu topraklar üzerinde ilelebet yaşamamıza  izin vermeyeceklerini,  hem  görmeli hem de zaman çok geçmeden iyi idrak etmeliyiz.

Televizyon ekranlarından, radyo mikrofonlarından dinlediğimiz; gazete manşetlerinden okuduğumuz haberi, elimizi şakağımıza koyarak; şapkamızı önümüze koyarak enine boyuna irdelemek ve düşünmek zorunda değil miyiz?

Türk milletini, Türk vatanını zora sokacak olaylar  eskiden tek tek gelirdi, şimdi alayı birden çekirge sürüsü gibi  ardı arkasına  geliyor.

Bu bir tesadüf mü?

15 Temmuz darbe teşebbüsünden  sonra, TSK’lerinden, Emniyet Genel Müdürlüğünden, Üniversitelerden, Devletin her kademesindeki kamu görevlilerinden kaç kişi yakalandı, kaçı tutuklandı; onları kalemim tek tek yazıpta, sizin okuma şevkinizi kırmayacak.

Kaç iş adamı, kaç serbest meslek sahibi, ne kadar sivil toplum kuruluşu mensubu sorgulandı; sorguya alındı, onları basın isim isim, saat ve dakikasına kadar zaten gazete sayfalarında var.

Kapanan Vakıf üniversitelerini, özel okulları, askeri liseleri kalemimden daha dikkatli takip ettiğinizi Mısırlı  sağır sultan bile biliyor.

 

Öyleyse  içimizde büyüttüğümüz, onlar bize- asker ve polisimize düşman derken;kardeş dediğimiz satılmış emperyalistlerin çakallarına  biz de bir  projoktör  tutalım!

Siz de şahitsiniz!

Gün geçmiyor ki cennet vatanımızın belli bir bölgesi kan gölü.

Van’da bombalı araçla saldırı, 3 şehit, 73 yaralı!

Elazığ’da 3 şehit, 145 yaralı, yaralılardan 85’i bu devletin Polisi!

Kahpeliğin ardı arkası hiç mi hiç kesilmiyor.

Elazığ ve Van’daki kan kurumadan, yarlıların yarası sarılmadan; Bitlis’ten 5 şehit haberi daha geldi.

Hani Türkiye genelinde 3 ay süreyle olağanüstü hal “OHAL” ilan etmiştik?

OHAL uygulamasının olduğu bir ülkede nasıl oluyor da, vatan hainleri elini kolunu sallayarak, ardı arkasına; eylem düzenleyebiliyor?

Hem de kırsalda değil, şehirlerin göbeğinde polis merkezlerine araçlı bombalı saldırı…

Olayları sorgulamadan “BİTLİS’TEN BEŞ ŞEHİT” haberi vermek sıradanlaştı.

Vatan için can veren kahramanların kanı/canı ucuzladı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu “İktidara seslenmiş “Ne İstiyorsanız isteyin verelim, Terörü durdur “demiş.

Kılıçtaroğlu’nun bu çağrısını okuyunca, 12 Eylül darbesi öncesinin azınlık iktidarı Başbakanı Rahmetli Demirel’i hatırladım.

Demirel’de 80’li yılların ilk yarısında bir demeç vermiş, Terörle mücadele edenlere; Ne istiyorsanız isteyin “para, silah, kanun-yasa- yetki” vereyim” yeter ki akan kanı durdurun demişti.

Ne yazık ki 12 Eylül sabahına kadar ne terör durdu, ne de akan kan!

11 Eylül günü akan Kan 12’Eylül sabahı şıp diye durmuştu. Demek ki istendiği zaman terörde bitebiliyor, akan kan da şıp diye duruyor.

Bu günkü iktidarın eli 12 Eylül darbecilerinin elinden daha güçlü. TBMM’sinde sayısal çoğunlukları tartışılmaz.

Yavru muhalefet arkasında kurşun asker!

Ana muhalefetin lideri ne istiyorsanız söyleyin verelim diye çırpınıyor.

Basın, “BİTLİS’TEN BEŞ ŞEHİT”  derken; Bitlis’in en popüler Türküsü“BİTLİS’TE BEŞ MİNARE’Yİ” söyler gibi.

Meclis çoğunluğu tamam, yavru muhalefet, ana muhalefet yanların da; Asker- Polis gözlerinin içine bakıyor!

 Terörü bitirmek, birlik beraberliği tesis etmek için iktidar daha ne istiyor ne bekliyor bilen varsa söylesin!