necatikavlak03 @ hotmail.com

Kimse alınıp gücenmesin! Yazılanları okuyunca elimizi başımızın arasına alıp düşünelim!
Yazı başlığındaki sorunun cevabını bir başkasına değil, sadece kendi kendimize açık yüreklilikle verelim. 
Şayet özümüze samimiyetle verdiğimiz cevap, yönetilir be kardeşimse; soruyu geri çekecek, hatta yazıyı yayından kaldıracağım.
Şimdi yazıya niçin “Böyle Devlet Yönetilir mi?” başlığını koymak zorunluluğu doğdu onu anlatayım.
Yaşadığı topraklara ölesiye bağlı olan; Ay Yıldızlı Al Bayrak için can vermeyi göze alan, vatan sevdalıları şıp diye hatırlayacaktır.
Penssylvania’da yaşayan terörist başı, gizli kardinal Gülenle AKP koalisyonu devam ederken Atatürkçülük büyük suçtu.
İl il atanan imamlar eliyle devlet yönetilirken, Türk Hava Kuvvetlerindeki savaş pilotlarının zorunlu hizmet süresinin 18 yıldan 10 yıla düşürülmesi gündeme geldi ve 286 pilot savaş pilotu kumpasa kurban edilerek, 2013 yılında THK ayrılıp özel sektöre geçmişti.
İşte o pilotlar var ya; yeniden Türk Hava Kuvvetlerine geri çağrılmış! 
Özel sektördeki kumpasa kurban edilen Atatürkçü jet pilotları da vatan ve görev bilinciyle geri dönmeye karar vermişler.
Basına yansıyan bu olay çok basit gibi görünse de, işin vahameti; yazının başlığına yansıdı.
Yalnız o mu?
Derin araştırmaya, uzun uzun incelemeye hiç hacet yok! Günlük yayın yapan gerçek basını, yakından izleyen, yaşanan olayları yüzeysel bile olsa takip eden herkes, devlet yönetimindeki bariz boşluğu görebilir!
Mesela, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş’un iki gin önce ““Suriye politikasının baştan beri büyük yanlışlarla dolu olduğuna inandığını; şimdi bunları tamir ediyoruz, düzeltiyoruz” açıklaması başlı başına devlet yönetimindeki zafiyetin itirafıdır.
Oslo’da PKK ile yapılan görüşme, Bebek katilinin devlete muhatap kabul edilmesi, PKK’lıların, Habur hudut kapısında davul zurnayla karşılanması, kapıya çadır mahkemesi kurulması devlet kurma ve yönetme geleneği olan bir devlet için hezimettir.
2002’den beri Türkiye’nin kaderini elinde bulunduranları kandıran kandırana! 
Kandırma sözcüğü biliyorsunuz kalemime ait değil, iktidarın en yetkili ağızdan çıkan itiraftır.
Örneğin: -PKK -Fetö k-Esad vs vs hep kandırmıştır ve bu kandırılmalar, siyasetin 1 numaralı ismi tarafından itiraf edilmiştir.
Daha da kötüsü, "Silahlı kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır" şeklindeki İç Hizmet Kanunu 35 madde değiştirilerek, silahlı kuvvetlerin eli ayağı bağlanmış; Teröristlerin Güneydoğu Anadolu bölgesinde hâkimiyet kurmalarına, tabanlarını güçlendirmelerine fırsat verilmiştir.
Daha pek çok şey var. Herkesin bildiğini, burada tekrar tekrar yazmanın kimseye bir faydası yok! 
Kazılan tünellerin, depolanan silah ve mühimmatın güvenlik güçlerimize verdirdiği zayiat milletimiz için sır değil. 
İşte kısaca özetlediğim, herkesin yakından bildiği olaylar; kalemimi, “Böyle Devlet Yönetilir mi” sorusunu sormak mecburiyetinde bıraktı.
Devlet yönetiminde gözle görülen, elle tutulan; somut zafiyetler orta yerde cirit atarken: TBMM’de Anayasa Değişikliği paketi görüşülüyor.
Yasa TBMM geçerse; referandumda da kabul edilirse, Artık nur topu gibi bir “Monarşimiz” olacak!
Monarşi’yi Vikipedi sözlük “bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Saltanatın bir başka adıdır. Seçim dışı yöntemler kullanılır.” diye tanımış.
İşte dostlar her önüne gelenin kandırdığı, kandırılan adama; tek adam olma yetkisi vermeye hazırlanıyor Atatürk’ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi!
Hem de kendi yetkilerini budayarak, hemde kendi kendilerini Nasrettin Hocanın leyleği kuşa benzetmesindeki fıkraya taş çıkartacak şekil ve biçimde.
Şimdi siz elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin, Böyle Devlet Yönetilir mi?