gunenc27 @ gmail.com

Bugün sizlerle bir dosta yazdığım mektubumu paylaşacağım.

"Sevgili Kerem Özgündüz kardeşim,

Epeydir yazışamıyoruz. Son yazdığın iletide Emin Kılıç Kale'den bir alıntı var. Bu alıntıya göre Öğretici diyor ki:

"Toplumdan sana ne? Sen kendini kurtarmaya bak."

"Toplumdan sana ne" son derece yanlış, yanlış olduğu kadar da bencil bir görüştür. Birey toplumla vardır, toplum bireylerden oluşur.

Bireylerin her birinin sorunu, öbür tüm bireylerin sorunudur. Bu soruna kulak asmazsanız toplumda yalnız kalırsınız. Toplumda yalnız kalmamak için taraf olmak zorundasınız.

Bu konuda örnek alınacak en güzel sözü Pastör Nie Moeller söylemiştir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir kilisede rahip olarak görev yapan Moeller Hitler Faşizmini yaşadığı yılların sonunda şunları yazmıştı:

"Önce Yahudiler için geldiler 
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben Yahudi değildim 

Sonra komünistler için geldiler 
Sesimi çıkarmadım, 
Çünkü ben komünist değildim 

Sonra sendikacılar için geldiler, 
Sesimi çıkarmadım
Çünkü ben sendikacı değildim 

Sonra benim için geldiler 
Ne yazık ki artık benim için ses çıkaracak kimse kalmamıştı."

Bencilleşmenin, tarafsız görünmenin indirdiği darbeyi çok yakından yaşayan bir yakınım var:  O alatıyor:

'1980 öncesinde ihtilale zemin hazırlamak için Kenan Evren ve şürekâsının hazırladığı senaryoya göre ülke taraflara ayrılmıştı. Solcular sağcılara vurduruluyordu; sağcılar ise solculara...

Bu arada elbette ki yüksek öğrenim felce uğruyordu.

Bazı öğrenciler kurtuluşu yansız olmakta buluyordu.

Sözünü ettiğim yakınım da böyle düşünenlerden biriydi. Elinden geldiğince olaylara karışmıyor, okulunu bitirmeye çalışıyordu. Kendi anlatısına göre:

"Bir gece ülkücüler yurda baskın yaptılar. Beni alıp bodruma indirdiler. Bir güzel dayaktan geçirdiler.

"Niçin yapıyorsunuz bunu!" diye inlediğimde.

"Son solcusun!" dediler. Yadsımak istedim, inanmadılar.

"Solcu olmasaydın bizimle düşer kalkardın." dediler.

Dayaktan sonra iyileşebilmem için acılı günler geçirmem gerekti. Tam iyileştiğimi düşündüğüm sıralarda yurda bir gece baskını daha yapıldı. Bu kez gelenler solculardı.

Onlar da beni alıp bodruma indirdiler. Onlar da beni bir güzel dayaktan geçirdiler.

"Niçin yapıyorsunuz bunu!" diye inlediğimde.

"Son sağcısın!" dediler. Yadsımak istedim, inanmadılar.

"Sağcı olmasaydın bizimle düşer kalkardın."

O zaman anladım ki, yansız davranmanın bir yararı yok. 'Ezileceksem hiç olmazsa gerçek düşüncem, inancım uğruna ezileyim,' diyerek soldaki yerimi aldım. Artık hiç kimse dokunamıyordu bana."

Neymiş sevgili kardeşim? Bireyci değil, toplumcu olacakmışız. Bizi anca yandaşı olduğumuz toplum koruyabilir. Aksi taktirde Artık bizim için ses çıkaracak kimse kalmaz.