gunduzmehmet198 @ gmail.com

            Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'da yayınlanan İçişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklamasına dayanan haberinde daha önce haklarında kesinleşmiş idam cezaları bulunan 45 Suudi Arabistan vatandaşı ile 1 Mısır ve 1 Çad vatandaşı olmak üzere 47 kişinin idam cezalarının infaz edildiği açıklandı. 

 

            Peki suçları neydi bu idamlıkların? Neden İran, Suudi olan bu kişilerin ölümüne bu kadar öfkeliydi? Oysaki bu infazlar yeni değil. Suudi Arabistan'ın yıllık idamlarının sayısı 200 civarıdır. Sorular çoğaltılabilir kısaca şöyle açıklayayım; İran'ın tepkisel davranmasının asıl nedeni ne yazık ki mezhepsel. Bu idam edilenlerden çoğu Şii. Suudi Arabistan'da 2011 ve 2013 yılları arasında yönetimle Şii azınlık arasında çıkan ayaklanma sonrasında ( Dikkat edin Arap baharının yaşandığı yıllar)  ayrıca El Kaide'nin de Suud'ta gerçekleştirdiği saldırılar sonrasında birçok kişi gözaltına alınmış ve bir kısmı idama mahkûm edilmişti. İşte infazların sebebi bu.

 

            İdam kararları uzun zaman bir çok devletin gündemindeydi. Bu tür bir infazın bölgede ciddi sıkıntılar oluşturacağı söylendi durdu. Tabi bunu söyleyen batılı devletler her zamanki gibi sinsi planlar içerisindeydi. Bir yandan İran yanlısı olarak görünüp bir yandan da Suud'a "Siz bu infazı yapamazsınız!" gazını veriyorlardı ki olası bir Şii - Sünni çatışmasını fitillemek için.

 

            Gün geldi çattı. İnfazlar gerçekleştirildi. cenazelerin resimleri yayınlandı. Sonra ne  mi oldu? Tabii ki bir başbakanın idam edildiği Türkiye gibi herkes hiç bir şey olmamış gibi günlük işlerine devam etmedi. Akşam saatlerinde Şii din adamının infazını protesto etmek için İran'daki Suudi konsolosluk binası önünde toplanan kalabalık, Suudi Arabistan bayrağını indirip binaya taş ve yakıcı maddeler fırlatarak binanın bir kısmını yaktılar. Her ne hikmetse gruptaki bir çok kişinin elinde Lübnan Hizbullah'ının bayrağı ve dilinde marşları vardı. Tıpkı Suriye'de birbirlerini destekledikleri gibi.

            ABD ve AB infazlara tepik gösterirken, en serti İran'dan geliyor: 'Suudi hükümeti bu politikaları yüzünden büyük bedel ödeyecek...' Dini lider çıtayı biraz daha yükseltip "Uyanış bastırılamaz." şeklinde bir ifade kullanıyor. Bu uyanış neye karşı kime karşı? ayrı bir konu tabii ki. lakin oluşacak resmi bir Şii birliğin ilk emaresi olabilir.Tabi ki bu tür meydan okuyuşların da bürokratik bir takım temellerinin olması gerekiyor. Buna en uygun ve bu aralar moda olan ayrıca Putin'in de sık sık kullandığı şu dayanak; Falanca ülke terörist besliyor, yardım ediyor, barındırıyor vs. İran dış işleri bakanlığı tam da bu minvalde açıklamalar yaptı. Adeta eline verilmiş bir metni okurcasına Suud'un özellikle Sünni teröristleri gözetip kolladığından dem vurdu.

 

            Hali hazırda iki ülke arasındaki ilişkilerin bir çok noktada kopma aşamasında olduğu aşikar. Bu gerginlikler sadece bu idamlarla alakalı değil. Bu fırtınalar Gerek nükleer, gerekse hızlı silahlanma yarışı olsun bölgede bazı güç dengelerinin değişme zamanının geldiğini gösteriyor.Bu sebeple Bölge devletleri hedeflerini iyi almalı ve kukladan ziyade kuklacıyı vurmak için uğraşmalı.