necatikavlak03 @ hotmail.com

İster kabul edin isterseniz kabul etmeyin, Türkiye adı konmamış bir iç isyanın içinde!  

Eskiden terör vardı, terörist kırsalda saklanır, güvenlik güçlerini görünce kaçacak delik arardı.

Bölge halkı devletinin yanında saf tutar, devlete karşı isyan ettiğine inandığı teröristi görünce icabına bakar, ihbar ederdi.

Güvenlik güçleri ile girdiği silahlı çatışmada etkisiz hale getirilen teröristin yakınları, devlete karşı gelen çocuklarının cesedine sahip çıkmaz, alıp defnetmezdi.

O köprünün altından çok su aktı, şimdi devlete isyan edenleri “Gerilla” unvanı ile merasimle defnediyorlar.

Şaka ya da abartma zannetmeyin. İl, İlçe, köy ve mesken ismi vermeden gerçek bir olayı özet olarak anlatayım size.

Aylardan şubat, mevsim kış, incece ince biteviye yağan bir yağmur.  

Ben deyim yumuşak bir hava siz deyin ılıman bir iklim.

Böyle bir günün akşamı beş terörist bir köye gelir, köyün muhtarı ve ihtiyar üyeleri toplanır; teröristleri bir evde misafir eder.

Hizmette kusur etmezler, yedirirler, içirirler istirahat etmesi için altına döşek serer, üstüne yorgan verir uyuturlar.

Onlar uykuya dalınca köyü boşaltır, başına bir nöbetçi dikerler…

Sabah erkenden muhtar ve azaları birlikte bağlı olduğu karakola haber verir.

Bundan sonrası, devletin ve de güvenlik güçlerinin işi ve görevidir.

Köylü ve köyün ihtiyar heyeti üyeleri kendilerine düşeni en iyi şekilde yerine getirmiş, devletin yanında olduklarını lafa, söze, şüpheye;  ihtiyaç bırakmayacak biçimde göstermiştir.

Ya şimdi?

Bölge halkının anlatılan olaya benzer bir hareketi yapması mümkün mü?

Asla değil!

Her şeyden önce Devleti yönetenler bu güveni yok etti teröristi “gerilla” unvanına terfi ettirdi!

Sonra bölücü terörü “Bölge Halkının” temsilcisi olarak taltif etti.

Terörist başı Devletin muhatabı kabul edildi.

Onunla müzekkere masasına oturuldu.

Teröristlerin siyasal temsilcileri, TBMM de onları savunmaya devam ediyor.

Terörle mücadele eden TSK mensuplarına yasal yetki veren  “İç Hizmet Kanunun 35. Maddesi” iptal edilerek askerin terörle mücadele yetkisi elinden alındı.

Deyim yerindeyse taş bağladı, it serbest bırakıldı.

Bu gün Diyarbakır’da, Cizre ve Silopi’de yaşanan çatışmalara terör olayı demek saflık olur.

Güneydoğu’da Devlet’e karşı isyan vardır. Ve bu isyanı bastırmakta görev alanlar her gün ölümle burun buruna.

Kepazeliğe bakın hele, “HDP (sözüm ona)lideri, halkı hendek kazmaya, askere ve polise karşı durmaya” çağarmış.

Hem Milletin vekili olacaksın, hem devletten maaş alacak hem de teröristle aynı dili konuşacaksın.

Ak babalar dört bir yanda sürüyle leş ararken, Türkiye her gün acı ve gözyaşına uyanıyor…

 

Küçük Bir Not:

Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Ahmet Takan’ın “Genelkurmay, İç Hizmet Kanunu'nu çiğniyor!..” Başlığı ile yayımladığı 19.12.15 tarihli makaleye dikkat çekmek isterim.

 

Atatürk’ten Küçük Bir Anı

”Laiklik, Adam Olmaktır.”

Kılıç Ali anlatıyor:

İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık ediyordu. Meclisin tanınmış din âlimlerinden bir vatandaş kürsüye geldi. Alaycı bir tavırla:

 ”Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Afedersiniz ben bu lağikliğin manasını anlamıyorum, nedir bu laiklik? ” diye söze başlarken riyaset makamında bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak:

”Adam olmaktır Hocam, adam olmak! ” diyerek Hoca efendinin sualini cevaplandırmıştır.