tulaydemircankoyuncu @ gmail.com

"şans" Şansım hiç yok! Diye hayıflanıyordu.

Ne olurdu az biraz olaydı. Belki bende mutlu olurdum. Acımasızca eleştiriyordu.

Kendisine bahşedilen hayatı Beğenmek ne kelime, yerden yere vuruyordu âdeta. Şansı yokmuş! Olsaymış…. mışlar ile kendine masal anlatıyordu.

Şans varmaydı ki? Nedir bu şans? Nasıl bir şeydir ki, insanları ya mutlu ediyor, Ya da kötü bir hissiyata kapılmasını sağlıyor. Hayatı boyunca düşünmemişti; "şans “kelimesinin varlığının tecellisinin ne olduğunu? İçinden bir serzeniş ile “Neden benim şansım yok. “diye geçirdi.

Gece öyle karanlıktı ki, sanki lambası sönmüş odayı anımsatıyordu. Gökte tek bir yıldız kalmamıştı. "Bu gece, gökyüzü de şanssız. Tıpkı benim gibi." Gece ile konuşmaya başladı.

Bir gece bir de kendi vardı. Dertleşmek içini boşaltmak belki de birazcık isyan etmek istiyordu...

Kimine göre "şanslıyım"..

Bana şanslısın diyenler nasıl bu kararı veriyorlardı? Gerçekten şanslımaydım? Müslüman bir bireyin şans kelimesini kullanması doğrumuydu?

Beynin de sorular, gecenin sessizliğine karışarak dans etmeye başlamışlardı. Çok küçük yaşta evlenmiş, gurbete gelin gitmişti. Gurbette yaşamak şans mıydı?

Kuş'u altın kafese koymak olur muydu? Özgürce dostları ile uçmak var iken! Gıpta ile bakılıyordu. İyi bir aileye gelin gitmişti.(para var mı? İyidir, yoksa vah vah şanssız gelin)) Gecenin karanlığına bakıp konuşurken "şanslı imişim vay be" deyip, Yarım dudak gülümsedi.

Şans kelimesi sözlük te nasıl anlatılmıştı acaba? "Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığına inanılan doğaüstü güç." Bakar mısınız "doğaüstü güçmüş.

Genç kızlar ile yaptığı sohbeti aklına getirdi.

O gün Gençlere; Müslüman olmanın güzelliğini anlatmıştı. Kızlar dedi; “dünyaca ünlü bir manken ile aynı gün dünyaya gelmişim. Haberi okuyunca nasıl dua ettim. Ya ben o kişi olsaydım. Allah korusun!!! O manken dünya hayatını sonsuz mutluluklar ile yaşan bir kul. Ben ise elhamdülillah Müslüman olarak yaşan aciz bir kulum. Kaza ve kadere iman eden, tevekkül ile yaşayan bir kul olmanın hazzını yaşıyorum.

Ben o kişiye göre çok daha şanlıyım. “diye anlatmaya çalışmıştı. İrkildi birden, gecenin karanlığına güneş doğmuştu. Evet dedi; en büyük şans Allah'ı bilmek. Müslüman olarak yaşamak ve ahireti kazanmak için dünya hayatının imtihanlarına sabretmek.

İşte şans bu idi Allah’ı Teâlâ’nın kuluna bahşettiği lütuf. Bir nevi ikram Bazen bir hastalık Bazen hıçkıra hıçkıra ağlamak. Bazı kulların şansız olarak nitelendirdiği hayatı, bazılarının rüyalarına bile giremediğidir.

Şans... Basit bir örnek verelim mi?

Üç, dört tane kızı yâda oğlu olan şansızım der. Bir kızım yâda bir oğlum olmadı. O zaman evlat hasreti çeken ne desin? Şans diye bir olay yoktur. Her kul şanslıdır. Şansızlık sadece ;"acizliğimize giydirdiğimiz Süslü bir elbisedir." Derin bir nefes çekip, şükretmenin adıdır “Şans" Nerede, nasıl yaşarsak yaşayalım. Hayat; bize verilen en büyük şans tır. Ne diyordu Şems; “olduğu kadar, olmadığı "kader". Şansınız bol olsun Bakın ne kadar şanslısınız. Yazıyı okuyan bir çift gözünüz var. Şimdi aynaya bakıp gülümseyin. Ve ayna da gördüğünüze deyin ki “Çok şanslısın"

Sevgilerimle

Tülay Demircan Koyuncu