Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bölücü terör örgütü üyesi 7 bin 700 teröristin öldürüldüğünü, 600'e yakın güvenlik görevlisinin de şehit edildiğini belirtiyor. Bu rakamlarla terörle mücadelede nasıl başarılı olunduğunu anlatmaya çalışıyor. Eğer ilçelerinizde 7 bin 700 kişi “terörist” diye öldürülmüşse, bunların silahlarıyla, mühimmatlarıyla ilçelere girişlerine izin verilmişse vay halimize. Neden mi? Çünkü bölücü örgüt militanları, AKP iktidarı öncesinde Cizre ve Şırnak'ı ele geçirmek için tüm güçlerini ortaya koyduklarında ancak bir gün dayanabildiler. Bir daha da bırakın ilçeleri ele geçirmeyi bunu bir yıl öncesine kadar akıllarından bile geçirmediler. Bugün yüzlerce şehit vererek il ve ilçelerimiz teröristlerden temizlenirken, bu kadar şehit verilmesinin sorumlusu da AKP ve onun politikalarıdır.

 

YUNANLI KOMUTAN ADAMIZDA

“Güneydoğu'yu PKK'lılardan temizliyoruz” derken, Yunanlıların yaptıklarına da seyirci kalıyoruz. 17 adamız, 1 kayalığımız resmen Yunan işgali altında. Durum o hale geldi ki ülkemize ait adalara ancak pasaportla gidilebiliyor. Milletvekili adaylığı döneminde bugünkü Başbakan Binali Yıldırım da Yunan Polisi ve Yunan Gümrük Memurları'nın kontrolünden geçerek pasaportla İzmir'in Koyun Adası'na girebildi. Ama Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Vasilios Tellidis, 11 Mayıs 2016'da hiçbir engelle karşılaşmadan askeri helikopterle Türk Hava Sahası'nı 6 mil ihlal edip Koyun Adası'na pasaportsuz girdi. Türk toprağı olan Koyun Adası'na pasaportsuz giriş yapan Tellidis, adada bulunan işgalci Yunan askerlerini denetliyor. Türk Kara Kuvvetleri ve Ege Ordusu Komutanlığı'nın korumak ve savunmakla görevli olduğu Koyun Adası'na bir tabur Yunan askeri yerleştirilmiş. 96. Yunan Milli Muhafız Tabur Komutanlığı'nın sorumluluğuna verilen Koyun Adası, Türkiye'ye yönelik bir harekâtta kullanılmak üzere ileri karakol haline dönüştürülmüş. Ada, silah ve mühimmat deposu haline getirilmiş. Ziyaret haberleri, Yunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın resmi internet sitesinde yayımlandı.

 

ERDOĞAN BU DURUMA SESSİZ

Hemen her konuda “Eyyy” diye söze başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, topraklarımızı işgal eden, hava sahamızı sürekli delen Yunanlılara bir türlü “eyyy” diyemedi. Demediği gibi, Koyun Adası'na ilk defa 21 Ağustos 2015'te gelen ve Yunan Bayrağı altında poz veren Tellidis, son 10 ayda Koyun Adası'na tam 4 sefer geldi. Tellidis'in, Türk topraklarına pasaportsuz olarak giriş ve çıkışına, Erdoğan ve AKP hükümetlerinin sessiz kalması, birçok soruyu beraberinde getiriyor. Balkan Savaşı sırasında işgal edilemeyen ve Lozan'da verilmeyen Koyun Adası, Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetlerinin Yunanistan'a alenen verdiği 17 ada arasında bulunuyor. Adanın Yunanistan'a teslim edilmesinden sonra, Fener Rum Patrikhanesi ve Yunanistan işbirliği ile Koyun Adası'na çok sayıda kilise inşa edildi. Kilisedeki papazlar, İstanbul Fener Rum Patrikhanesi tarafından atanıyor. Adanın girişindeki bir kayalığın üzerine dev bir haç yerleştirildi. Koyun Adası'nda bir tek cami yok, ezan sesi hiç yok. Türkiye'nin her tarafına ihtiyacın çok üstünde cami yaptıran Cumhurbaşkanımızın, Koyun Adası'na cami yaptırma konusunda hiçbir direktifi yok…

 

TSK KOMUTA KADEMESİ DE SESSİZ

Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Tellidis, Ege Ordusu Karargahının burnunun dibinde olan Koyun Adası'na defalarca gidip gelirken, Ege Ordusu, Tellidis'in helikopteri, Türk Hava Sahası'nı tam 6 mil ihlal ederken, Türk Hava Sahası'nı korumakla görevli olan Hava Kuvvetleri komutanlarına “Aman karışmayın, dokunmayın” denildiği için mi gereğini yapmıyor

 

11-14 Nisan 2016 tarihleri arasında, Koyun Adası üzerinde uçan Türk uçaklarına, Yunan savaş uçakları tarafından defalarca önleme yapıldı. 11 Mayıs 2016'da, Koyun Adası üzerinde uçan Tellidis'in helikopterine neden önleme yapılmadı? Genelkurmay Başkanlığı Basın Dairesi “Şu kadar terörist öldürüldü” açıklamalarını günde iki-üç kez yaparken, adalarımızla ilgili sorular karşısında da derin bir sessizlik içinde. Adalar konusundaki duyarlılığını bildiğimiz Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Albay Ümit Yalım, gönderdiği mesajda şu soruyu yöneltiyor: “Devlet protokolü çerçevesinde sosyal faaliyetlere koşarak ve uçarak katılan komuta kademesinin, anayasa ve kanunlar çerçevesinde vatan topraklarını savunması gerektiği zaman karargahta oturması insani ve vicdani midir?”