17 Avrupa ülkesinde yapılan bir araştırmaya göre, küresel ekonomideki belirsizlikler ve siyasi çalkantılar nedeniyle şirketlerin risk iştahında son aylarda büyük düşüş görülürken, Türkiye'de risk almaya “evet” diyen şirket yöneticilerin oranı neredeyse dibe vurdu. CFO'lara anket sorularının Ocak-Mart 2016 döneminde yöneltildiği göz önüne alındığında, Türkiye'de Ahmet Davutoğlu hükümetinin görevden çekilmesiyle birlikte ekonomik ve siyasi belirsizlik algısının arttığı, risk iştahının iyice aşağı düştüğü tahmin edilebilir.

ALMANYA'DA DA İŞTAH DÜŞÜK

ABD merkezli uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi Deloitte tarafından 1490 şirketin mali işler sorumlusu (CFO) arasında yapılan ankette, bu yılın ilk 3 ayındaki eğilimler ölçüldü. “Bilançonuzda daha fazla riske yer vermek için doğru zaman mı?” sorusuna olumlu yanıt verenlerin oranı yüzde 6 ile en düşük Türkiye'de çıktı. Aynı soruya olumlu yanıt verenlerin oranının yüzde 25'in altında kaldığı diğer ülkeler ise yüzde 15'le Portekiz, yüzde 16'yla Almanya, yüzde 18'le Avusturya, yüzde 21'le İsviçre, yüzde 22'yle Polonya ve Norveç oldu. Sadece İtalya'da risk iştahı gösterenlerin oranı yüzde 59 ile yarıdan fazla olurken, bu ülkeyi İspanya yüzde 46 ile izledi. Toplamda ise risk iştahı oranı bir önceki döneme göre yüzde 33'ten yüzde 29'a geriledi.

6 hafta sonra AB üyeliğinden çıkışın oylanacağı İngiltere'de finansal ve ekonomik belirsizliği yüksek bulan CFO'ların oranı yüzde 83'ü bulurken, Türkiye'de bu oran yüzde 67 oldu. Türkiye'deki CFO'ların yalnızca yüzde 4'ü belirsizlik ortamını “düşük” olarak nitelendirirken, yüzde 29'luk kesim “normal” şıkkını işaretledi. 17 ülkedeki belirsizlik algılaması oranları Türkiye'dekiyle uyumlu çıktı.

Türkiye'deki CFO'lar 1 yıl içinde işlerini etkileyebilecek stratejik faktörleri şöyle sıraladı: jeopolitik riskler, Türk Lirası'nın değerinin oynaklığı, nakit akışında bozulma, yurtiçi talepte zayıflama ve işgücü maliyetlerinin artışı. Türk CFO'lar bunlara karşı alacakları önlemleri ise maliyetleri kısma, organik büyüme, yeni pazarlara açılma ve satın alma yoluyla genişleme olarak sıraladı. Diğer yandan, şirket yöneticileri için finansman yöntemleri olarak iç finansman, bankalara borçlanma ve öz varlıklar çekici seçenekler olarak gözükürken, kurumsal borçlanmanın en itici seçenek olduğu ortaya çıktı.

DOLARDA YENİDEN 3 LİRA KONUŞULUYOR

Siyasi riskin artmasının yanı sıra küresel piyasalarda yaşanan dalgalanma TL'nin dolar karşısında değer kaybını hızlandırdı. Piyasalarda güne 2.95 TL'nin üzerinde başlayan ve bir ara 2.98 liraya dayanan dolar, bu seviyelerden gelen satışlarla hız kesti. Dolar, günü 2.96 liradan tamamladı. Euro ise 3.38 liraya çıktı.

Işık FX Araştırma Müdürü Veli Kocatürk, dolarda, son dönemdeki hızlı geri dönüşün iç dinamiklerdeki belirsizliklerden kaynaklandığını belirtti. Kocatürk, “Dolar 2.97'nin üzerine çıkarsa, yeniden 3-3.04 için önünün açılma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir” dedi. TL'nin risklere açık olduğunun altını çizen bazı uzmanlar ise doların 3 TL'ye yükselse bile bu seviyenin üzerinde kalıcı olması için siyasi risklerin daha farklı bir boyuta taşınması gerektiğini belirtiyorlar.