Dilek BİRGEN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Kimisinin genlerinde var oyunculuk... Babası tiyatro direktörü, annesi oyuncu olan Serinda Swan da onlardan biri. 31 yaşında ama hayatına çok şey sığdırmış. 10 yıl profesyonel jimnastik sporu yapan Swan bir dönem de modellik yaptı. Breakout Kings dizisindeki Erica Reed rolüyle dikkatleri üzerine çekti. Hemen ardından da Graceland'da dizi dünyasında yerini sağlamlaştıran önemli bir rolde oynadı... Kanadalı Serinda Swan, toplumsal sorunların sesi olmak için de elinden geleni yapıyor. Bunlardan en çok ses getireni 80 milyon kişiye yardım ettiği Project Futuresve 18 for 18 Project Rescue projeleri oldu. Kendisini üç kelimeyle "Basit, sade ve güçlü" olarak tanımlayan Swan ile yardım projeleri ve oyunculuk hakkında konuştuk. 

Medya sektörünü seçmenizde ailenizin nasıl bir etkisi var?

Özel bir çaba harcamadılar, ama ortam beni etkiledi. Babam çocukken beni sürekli videoya çeker, dans ettirir, şarkı söylettirirdi. Kız kardeşime "Çok güzelsin ama ablan kameraya daha çok yakışıyor" derdi.

10 yıl profesyonel jimnastik yaptınız ve sinemalardan uzaklaştınız. Neden geri döndünüz?

Şov dünyasına dönüş yapacağımı biliyordum; bir sebebi yok. Başta birçok film teklifini, kaslı ve kısa saçlı olduğum yani erkeğe benzediğim için kabul etmedim.

Graceland dizisinde oynadınız. Karakteriniz Paige ile ortak yönleriniz var mıydı?

Paige inanılmaz bir karekter; kavgacı, uğraşılması zor bir ajan... Amacı kötülüklerle savaşmak. Çok severek canlandırdım. Bana da çok benzer yönleri var.

Hiç dublör kullandınız mı?

Çoğunlukla hayır ama sigorta şirketleri bazen müsaade etmiyor. 

Geriye dönüp baktığınızda ne hissediyorsunuz?

Daha yolum uzun, yapacak çok şeyim var. Azimliyim, çalışkanım ve yılmayan bir karakterim var. Başarıya giden yolda ilerliyorum.

Peki başarıyı yakalamak içi ne yapmalı?

Kimsenin sizi şekillendirmesine izin vermeyin. Özünüzden ayrılmayın. Güçlü olun, başarı kendiliğinden gelir.

Kamboçya'daki çocuk seks ticaretiyle çok mücadele ettiniz; yardım fonları topladınız. Niçin Kamboçya?

Belgesel izlerken keşfettim. Dünyada çocukların satılma oranının yüzde 40 olduğu söyleniyor. Kamboçya bu oranın neredeyse üçte birini kapsıyor. Çok uğraş verdim. Benim için çok önemliydi. Project Futures projemle tüm ülkeyi dolaştım; sığınakları ve kampları gezdim. Yardıma ihtiyacı olan insanlara ulaşmaya gayret ettim. O çocukların ne kadar masum olduklarını, kalplerinin güzelliğini anlatamam. İnsanı bitiren sahneler bunlar.

Güney Sudan'da Kakuma Mülteci Kampı'nda kaldınız.

Evet. Küçücük çocuklar bana başına gelenleri anlattı. Hatta bir kadın çocukları satılmasın diye 4 çocuğuyla sığınacak yer arıyordu. 17 gün aç ve susuz yollara düşmüş. Bir çocuğunu da yolda kaybetmiş. Ayağı yere basan ve şükreden biri oldum. 

18 for 18 Project Rescue projeniz için skydiving yaptınız. Neden?

İnsanların dikkatini bu ülkelere çekmek ve onlara daha fazla yardım gelmesini sağlamak için. 5 kez yaptım ve 400 bin dolar bağış toplandı. 80 milyon insana yardım ettik.

Pek çok yardım projesinde yer aldınız ama hayatınızla ilgili gurur duyduğunuz şeyler neler?

Zor bir soru... En sevdiğim yanım yardımsever olmam. Afrika'da her türlü riski alarak çalıştım mesela. Belki insanlar bana deli gözüyle baktı, umurumda değil. Film endüstrisi gibi havalı hareket etmen gereken bir ortamda, bu tarz tecrübe ve öğretilerin insana büyük katkısı oldu. 

Boş zamanınız kalıyor mu, kendiniz için neler yapıyorsunuz? Vahşi tarafı olan biriyim. Skydiving seviyorum ve köpeğimle tırmanış yapıyorum. İşim çok stresli olduğu için en iyi deşarj olacağım aktiviteleri seçiyorum. 

Sizde anı çoktur?

Çocukken "Cousins" oyununda annem ve kız kardeşimle oynadık. Setteydik, Ted Dansen beni kucağına aldı ve dans etmeye başladık. Sonra da bana yemek dolu, aktör ve aktrisler için hazırlanmış yemek masasını gösterdi. En son bayıldığımı hatırlıyorum