Demirtaş, Meclis'te Grup Toplantı salonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Diyarbakır gezisinde PKK'nın silah bırakması halinde yeni bir müzakere süreci başlayabileceği yönündeki görüşünü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tepki göstermesinden sonra değiştirmesinin sorulması üzerine "Başbakan'ın yaptığı çağrının muhattabı PKK'dır. 2013 Mayıs'ına dönülürse buna cevap vermesi gereken PKK'dır. HDP olarak çatışmasızlık ortamına dönülmesini destekleriz. Silahların konuşmadığı siyasetin konuştuğu bir ortamı destekleriz. Döner mi dönmez mi cevap vermesi gereken PKK'dır. İsteriz çözüm süreci diyalog müzakerenin başlamasını ve destekleriz. Başbakan, Cumhurbaşkanı'na ters düştüğü için azarlanıyor ve çark etmek zorunda kalıyor bu hazin bir durum. Kendi iradesine kendisi sahip çıkamazsa biz ne yapabiliriz muhalefet olarak? Azarı işitip işitmez çak edip bu düşüncesinden vazgeçtiğini ilan edebiliyor. Bu şekilde ülke yönetilmez" diye yanıt verdi.

"BİR UZLAŞMA SAĞLANMIŞSA ERDOĞAN'IN GERİ ADIM ATMIŞ OLMASI ANLAMINA GELİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Obama'nın görüşmesinde bir uzlaşma olup olmadığının sorulması üzerine Demirtaş şu cevabı verdi;
"Amerika IŞİD ve benzeri unsurların güçleneceği hiçbir seçeneği desteklemez. Bu da YPG ve Kürt güçlerinden asla vazgeçmeyeceği anlamına gelir. Buradan baktığımızda orada bir uzlaşma sağlanılmışsa Erdoğan'ın geriye adım atmış olması lazım. Ve Suriye politikasındaki hatalarından geri dönme sözü vermiş olması lazım. Varsa bir uzlaşma. Obama'nın AKP hükümetinin hatalarında uzlaşacağını sanmak saflık olur. AKP dışında PYD ve YPG'yi terör örgütü olarak gören kimse yok. Türkiye' de de terör örgütü değil bununla ilgili alınmış bir karar yok. Suriye'nin geleceğini birlikte inşa etmek için oradaki radikal olmayan unsurları destekleme kararı alması daha mantıklı olur. PYD orada bir güç, bir iradedir. ABD'nin PYD'yi açıkça desteklediği bu durumda Türkiye çok daha fazla destekleme kararı olursa Türkiye'ye kazandıracak bu olur. PYD'yi diploması veya askeri güçle engellemenin mümkün olmadığı anlaşılınca Türkiye Amerika'yla kapalı kapılar ardında başka pazarlıklar yapmaya çalışıyor. Bu da akıllıca bir şey değil."

"SUR'DA RANT HAYALLERİ KURANLAR DİYARBAKIR HALKININ ÖFKESİNDEN KORKSUNLAR"
Selahattin Demirtaş, 'Sur'daki kentsel dönüşümün sağlıklı bir şekilde yürüyeceğine inanıyor musunuz?' sorusuna, "Başbakan Sur' u kendilerinin yıktığını kabul etmeli. Doğrudan kendisinin emriyle Cizre ve Sur’da yıkım yapıldı. Barikattakiler, hendektekiler o yıkımı yapmadılar. Bundan dolayı bir özür borçlular. Sur'dan dolayı yıkımdan dolayı sivil halktan özür dilemesi lazım. Bunu bir asimilasyon ve tekleştirme fırsatçılığına dönüştürmeye çalışması da pişkinliktir resmen. 30'a yakın devlet hüküm sürmüş ve onların izleri vardır Sur' da. Şimdi sen oraya sadece Türk-Sunni kimliğiyle yeni bir inşa ve imar anlayışıyla yaklaşılması bunun adı faşizmdir. Hiçbir faşist anlayış Sur' u bu şekilde inşa etmeyi başaramaz. Hazır Sur'u yıkmışken AKP dinine biat etmeye hazır hale getiririz diye düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Bu konuda büyükşehir belediyesi tarafından hazırlanmış bir imar planı zaten var. UNESCO tarafından hazırlanmış ve onaylanmış bir plan var. Yoksa sur inşa edilmesin demiyoruz. Hali hazırda Sur yıkılmadan bir imar planı vardı. O planı değiştirmeden hakları da yok zaten sit alanıdır ve UNESCO bu şekilde destekleme kararı almıştır. Diyarbakır'ın bazı AKP'li vekilleri Sur'daki ihaleleri yüzde 10'luk kar payı dolaştırılarak yapılıyormuş. Oradan rant zengin olma hayalleri kuranlar avucunu yalayacaklar. Diyarbakır halkının öfkesinden korksunlar. İnsanlar katledildikten sonra zengin olmayı hayal edenler halkın öfkesinden korksunlar" yanıtını verdi.

"CHP'NİN DİKKATLİ OLMASI LAZIM BU BİR TUZAKTIR"
Demirtaş, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda AK Parti ve CHP arasındaki tekliflerin sorulması üzerine şunları söyledi; "Dokunulmazlık önerimizde bütün dokunulmazlıklar sınırlanacak, milletvekili sadece Yargıtay'da yargılanacaklar. Böylece dokunulmazlığın hem özünü korumak istiyoruz hem de sınırsız dokunulmazlıkla vekillere zırh verilmesini engelliyoruz. Koyduğumuz samimi bir teklif. Başbakan'ın güvenmediği bir yargıya biz güvenmek zorunda mıyız? Çakallar sofrasına atmasına izin verebilir miyiz? CHP'nin dikkatli olması lazım. Bu bir tuzaktır. Muhalefet zaten bedel ödüyor , burada yargılanmaktan kaçan iktidar vekilleridir. Bir tuzaktır. Bu başkanlığa giden yolda parlamentoyu dizayn eden girişimdir. Hiç öyle kılıfa büründürmeye çalışmasınlar bu seçimde başaramadıklarını seçim dışı yönetmelerle hayata geçirme girişimidir. CHP'nin bu konuda dikkatli olması gerektiğini söylüyoruz."

"BİZİM VEKİLLERİN DOSYALARINI KALDIRMAYI DÜŞÜNÜYORLARSA KIYAMETİ KOPARIRIZ"

'Kötü senaryo gerçekleşir HDP'lilerin dokunulmazlıkları kaldırılırsa ne olur' sorusu üzerine Demirtaş şöyle devam etti; "Yok karma komisyonda bizim vekillerin dosyalarını kaldırmayı düşünüyorlarsa ona da kıyameti koparırız. Öyle kolay değil sadece ilk üç vekili getirip oradan geçirmek. Bahçeli'nin de dosyasını görüşeceğiz. Niye dokunulmuyormuş ? Gökten zembille mi inmiş ? Biz siyasetçiyiz. İçeride de dışarıda da aynı ilkeler doğrultusunda mücadele etmeye devam ederiz. Haftalık grup toplantılarını da orada yaparız. Tek parti tarafından sunulacak anayasa teklifi anayasa teklifi değildir. Sayıları yetse bile toplumsal sözleşme yapılamaz. Hatadır. Anayasa olamaz dayatma zorba kanun olur. Saray kanunun olur ama anayasa olamaz. Biz parlamento içinde ve dışında asla desteklemeyiz. AKP'nin keyfine göre hazırladığı bir yasaya anayasa deyip katılmayız. Bizimle uzlaşılmadan yapılacak bir anayasaya anayasa ismi verilmeyecektir. Dayatmayla parlamentodan geçirseler bile referandumdan geçirmeyi başaramazlar. Bu toplum buna evet diyecek kadar koyunlaşmış bir toplum değil. AKP anayasayı veya yeni anayasa evet hayır değil diktatörlük mü demokrasi mi oylaması olacak. Kampanya bu şekilde yürüyecek. Durum iyi görünmüyor ama Türkiye toplumunun diktatörlüğe evet diyecek kadar aklını yitirdiğini düşünmüyorum ben."

"1 KASIM'DAN BU YANA HDP'NİN OYLARI ARTIYOR"
Demirtaş, 1 Kasım'dan bu yana yapılan anketlerde HDP'nin oylarının sürekli arttığının görüldüğünü belirterek "HDP topluma gerekli ve barış için çok büyük çaba sarfediyor önleyemese de savaşı. Kaygımız HDP'nin oylarının azalıyor olması değil artış var ama siyasi alan daralıyor bundan kaygı duyuyoruz. Siyaset zemini bu kadar yara aldığı için" dedi.

"CANLI BOMBA MESELELERİNDE VEKİLLERİMİZDEN DİKKATLİ DAVRANMALARINI RİCA ETTİM"
'HDP'li Tuba Hezer'in terörist cenazesine gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna Demirtaş; "Kendisi çok vicdanlı. En genç arkadaşımız. Siyasete yeni girmiş bir öğretmen. Kendisine 'ben olsaydım öyle bir ortamda gitmezdim' dedim. Çok iyi anlıyorum kendisini niye yaptığını da çok iyi anlıyorum bunu anlayacak psikolojiye sahip değil bu toplum. Art niyetle yapmadığına şüphem yok. Seçim bölgesinde ve tanıdığı bir aile. Taziye ziyaretinden çok onların çocuğu mu değil mi aileyi ziyaret e gidiyor. Netleşmemişken durum. Ama bir anda psikolojik kampanya başlıyor. Ne TCK'da ne başka bir yasada taziyenin suç olması yok. Toplum buna tepki göstermek eleştirmek hakkına sahiptir. Bütün bu kaygıları burada ortaya çıkan korkuları anlamak zorundayız. Ama işte çok zor bir denge ve zor bir b durumdu. Bu tür canlı bomba meselelerinde vekillerimizin genel hassasiyete karşı dikkatli davranmalarını kendilerine rica ettim."

"TOPLUMU TEHDİT ETMEKTEN VAZGEÇMELERİ LAZIM"
Ankara başta olmak üzere büyükşehirler de bir korku hali olduğunun anımsatılması üzerine Demirtaş, "Bu saldırıları TAK diye bir örgüt üstleniyor. Daha önce de bu örgütün eylemleri sonrası net tavır koyduğumuzu hatırlıyorum. Hem tehlikeyi hem saldırılarını durdurmalı. Eylem yapılacak açıklamaları bile kınıyoruz. Toplumu tehdit etmekten vazgeçmeleri lazım" dedi.

YÜKSEKOVA'DA GÖRÜNTÜLERİ
Genelkurmay'ın Yüksekova'da bomba hazırlayan teröristlerin görüntülerini paylaşmasını eleştiren Demirtaş, "Genelkurmay birinin yatak odasına girip camına rujla yazı yazmış asker görüntüsü yayınlamaz. Girilen evler boş evlerde arama yapılırken ne kadar büyük hakaretler, kadınların mahremiyetine dair anlatılanlar var ki bunlar basına yansımıyor ama biz biliyoruz. Bu kadar aşağılıkça işleri yayınlasa da rahat etsek. Bu doğru değil öbürü de doğru değil tabiki" dedi.