20'ye yakın Baro Başkanı ile Artvin'e gelen TBB Başkanı Metin Feyzioğlu son verilen ÇED olumlu raporuna karşı dava açtıklarını ve Türkiye Barolar Birliği olarak adli sürecin davacı tarafında yer aldıklarını belirtti.

Feyzioğlu Karşı Gazeteye şu açıklamaları yaptı;

"Burayla ilgili bir ÇED raporu vardı. Bu ÇED raporuna karşı daha önce dava açılmıştı. Ve açılan davada, mahkeme "bu maden, bu şekilde burada çıkarılırsa, Artvin şehrinin yaşama alanı kısıtlanır. İnsanlar artik bu şehirde yaşayamazlar. Doğa tahrip olur." demişti. Çok basit, gayet açık buz gibi, hiç bir tereddüt içermeyen bir rapor.

ÇED RAPORU: YA MADEN YA ARTVİN

Bu cümleyle özetleyeyim; 'Ya maden ya Artvin' diyen bir rapor var elde. Şimdi bu rapora dayanarak, mahkeme o olumlu ÇED raporunu iptal etti. Buna karşı Danıştay'a gittiler... Danıştay'da yürütmeyi durdurma talep edildi, mahkemenin iptal kararına karşı... Danistay bunu reddetti. Şuan da, henüz bahsettiğim davada Danıştay esastan kararını vermedi. Devam ediyor o süreç. Bu devam ederken, bir ÇED raporu daha çıkartıldı ve eski ÇED raporundaki olumsuzlukların giderildiği iddiasıyla bakanliktan maden izni bu ikinci ÇED raporuna dayanarak verildi."

- Raporun üzerinde mi oynama oldu?

"Şimdi bakın çok basit bir şey söyleyeyim size; orman ayni orman, toprak aynı toprak, fauna aynı fauna, bitki aynı bitki, su aynı su, maden çıkarma teknolojjsi aynı teknoloji... Ne değişebilir? Dolayısıyla eski bilirkişi raporu ve eski iptal kararında 'ya Artvin ya maden' şeklindeki çok çarpıcı ve hayati soru, ÇED raporu değişmekle ortadan kalkmiyor. Sadece, tabiri caizse bir şekilde kitabina uydurulmak isteniyor. Bu ÇED raporuna karşıda dava açıldı. O süreçte de devam ediyor.

HALK GELECEĞİNDEN ENDİŞE EDİYOR

- Ama buna rağmen makinalar araziye giriyor?

"Bu süreçler daha kesinleşmeden, bir önceki rapora karşı çıkmış davada verilmiş iptal kararı henüz Danıştay aşamasındayken, bu tarafta verilmiş olan ÇED raporuna karşı açılmış olan iptal davası henüz daha keşif bile yapılmadan devam ederken bu telaş, bu acele ne? Tüm bu hukuki soruları bir kenara bırakiyorum; bu şehirde yaşayanlar, geleceklerinden, hayatlarından endişe ediyorlar. Devlet niçin vatandaşını böyle huzursuz eder? Halk istemiyorsa ona göre davranmak lazım."

MANTIKLA İZAHI YOK

- Ne çıkarı olabilir peki devletin?

"Bir inatlaşma bu. Ben bu inatlaşmanın devam etmesinde  hem ülke adına hem devlet adına hem de vatandaşlarımız adına bir hayır görmüyorum. Mantıkla da izah edemiyorum."

MADENİN NE ARTVİNE NE DE ÜLKEYE FAYDASI VAR

- Yani o maden olmasa da Türkiye bir şey kaybetmeyecek aslında?

"Bakın bunun devlete olan getirisini konuşalım. Yeşil Artvin derneğinin ve Artvin Baromuzun verdiği bilgilere göre; sadece o gelirin yüzde 2'si vergi olarak devlete kalıyor. Başka bir şey kalmıyor ve topu topu da 183 kişi çalışabiliyor madende... Yani ne Artvin'e istihdam sağlıyor, ne devlete büyük bir gelir kazandiriyor. Bu madeni 20 sene sonra yeni bir teknoloji üretirsin ona göre çıkartısın. Ama 'madeni çıkartırken kimseye zarar vermeyeceğiz ' diye bir şey yok. Çünkü; bu teknolojide ister istemez maden çıkartılırken ağaç kesiliyor. Hafriyat çıkıyor. O hafriyat tozutuyor.Tozuttuğu zaman bitkilerin üstü örtülüyor. Bitkilerin üstü örtüldüğünde dünyanın en zengin 25 kara faunasından olan bir yerde, bitkilerin üremesinde sıkıntı oluyor. Ağaçların, içten böceklenmesi  ve kurtlanması söz konusu. Yani, milyonlarca yıl sürmesi gereken bir zenginliği maden uğruna yok ediyoruz.  madeni çıkarmazsak Türkiye batmiyor. Ama madeni çıkarırsak Artvin'ın yok olacagını söyleyen bir belge var. Olay bu kadar basit.

TÜRKİYE BU KADAR ÇOK DÜŞMANLA UĞRAŞIRKEN...

- Halk hem bu direnişi gündemde tutabilmek hem de hukuksal anlamda haklarını savunbilmek için ne yapmalı?

"Biz bunu hem gündemde tutmak icin hem de Artvin halkina yalnız olmadığını göstermek için geldik. Türkiye'nin bütün avukat barolarının kalbi şuan burada atıyor. Biz de sosyal medyada gundemde tutacağız. Aynı anda medyanın da bunu sürekli gündemde tutması lazım. Türkiye böyle bir terörle, büyük bir kaosla ve dışarıda bu kadar çok düşmanla uğraşırken bir de içeride halkının topyekun karşı çıktığı bu toplumsal gerginliğe yol açan bir işin peşinden niçin gidildiğini anlayamıyorum. Yani içeride birlik olmaktan söz ederken Artvin'de olanlar bu birliğe zarar veriyor. Halk bunu istemiyor. İstemiyorsa saygi göstermek lazim."