Doğuştan sağ eli engelli olan Samiye Aksan, emekli olduktan sonra sol eliyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursu (İSMEK)'ndan hat yazmayı öğrenerek, 9 ayda Kur'an-ı Kerim'i tamamladı.

Çocukluğunda Beşiktaş'ta Şenlik Dede Camisi'nde Gönenli Mehmet Efendi'nin sohbetlerine katıldığını, Arapça'ya ilgi duyduğunu, 7 yaşında iki kere Kur'an-ı Kerim'i hatmettiğini belirten Aksan, emekli olduktan sonra hat sanatıyla ilgilenmeye karar verdiğini söyledi.

Araştırmaları sonucunda İSMEK'te hat kursu açıldığını öğrendiğini ifade eden Aksan, 1996'da İSMEK'in Fatih'teki kursunu arama sürecini, "Hat hocaları çok sert, yaşlı, konuşmayan insanlar zannediyorum. Bize gelen imaj o. Biraz da çekinerek İSMEK'in Fatih'teki kursunu aradım. 'Sizi hat hocamızla tanıştıralım' dediler. Baktım, genç bir hoca Davut Bektaş. Ben de 'Yaşlı, aksi birisi çıkacak zannettim' dedim. Davut Hoca 'Rabbi Yessir' yazdı. Sene 1996'ydı. Davut Bektaş'tan uzun zaman hüsnü hat dersi aldım" sözleriyle aktardı.

Aksan, sağ eli doğuştan özürlü olduğu için sol eliyle yazmaya başladığını belirterek, sülüs hatta çalışan öğrencilerin ilk yazdıkları "Rabbi Yessir"i 6 aydan fazla zamanda yazdığını ve zor geçtiğini kaydetti.

Bu süreçte Hasan Çelebi ile de tanıştığını dile getiren Aksan, "Hasan Çelebi, hocamın hocası. Bir gün 'Ondan da feyzalalım' diye ziyaretine gittik. Bir gün de dersimizde Hasan Hoca geldi" dedi.

Zamanla harf yazmayı bitirdiğini, sülüste ilerledikten sonra nesihe başladığını aktaran Aksan, "Hasan Hoca, kadın hattatları nesih yazmak için teşvik eder, 'Kadınlardan hattat olmaz. Hanımlar başlıyor, hoca emek veriyor. Hanımların çoğu evlenip gidiyor' der. Ben 40 yaşından sonra başladım ve devam ettim" diye konuştu.

Hasan Çelebi'nin önerisiyle yazmaya başladı

Samiye Aksan, nesih yazı türünde ilerleme sağladıktan sonra Kur'an-ı Kerim'in Amme suresiyle başlayan son cüzünü yazmaya başladığını ve 3 ayda tamamladığını dile getirdi.

Bunu sponsor yardımıyla bastırdığını ve çok büyük heyecan duyduğunu ifade eden Aksan, Hattat Hasan Çelebi'nin kendisine Kur'an-ı Kerim yazmasını söylediğini aktardı. Hattat Samiye Aksan, Kur'an-ı Kerim yazma sürecini şöyle anlattı: "Bir Kadir Gecesi'nde Kur'an-ı Kerim'i yazmaya başladım. Bir süre cesaretim kırıldı, birkaç ay yazamadım. Hasan Çelebi Hocama gittim. Hasan Çelebi 'Sadece yaz' diyerek, cesaret verdi. Sonra eve kapandım ve sürekli çalıştım. Genellikle sabah namazını kıldıktan sonra yazmaya devam ettim. Bir Kadir Gecesi'nde Kadir Suresi'ni ve diğer sureleri yazdım. Sabah ezanı okunurken son sureyi yazıp, bitirdim. Sonra 2 rekat şükür namazı kıldım, ağlayarak hatim duası okuyup, şükrettim. Hasan Hocama haber verdim. Sonradan öğrendim ki o da şükrederek, çok mutlu olmuş ve ağlamış. Böyle güzellikler yaşıyorsunuz. Çocukluğumda sohbetlerine katıldığım Gönenli Mehmed Efendi, başımı okşardı. Demek ki o da bizde bir şeyler görmüş. Bize duası olmuş herhalde."

"Hat sanatı aşktır"

Hat sanatının bir aşk olduğunu vurgulayan Aksan, "Bütün hattatlar Kur'an-ı Kerim yazmak ister. Benim Nermin Taylan adında bir manevi kızım var. Ben Kur'an-ı Kerim yazınca 'Bu iş hesap işi değil, nasip işi" dedi. Ben buna çok sevindim. Hatalarımızı Allah affetsin, yazmaya gayret ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Samiye Aksan, Kur'an-ı Kerim'i yazıp bitirdikten sonra Suudi Arabistan'a davet edildiğini ve Medine Emiri Prens Abdülaziz'e "Nazar Ayeti" levhası hediye ettiğini belirterek, Prens Abdülaziz'in bundan çok memnun kaldığını ve kendisinin üç eserini koleksiyonuna kattığını kaydetti.

"Kamış kalemin ruhu bir başka"

Kur'an-ı Kerim'i tarih boyunca kullanılan is mürekkebi ile yazdığını belirten Hattat Samiye Aksan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok kalem harcamadım. Birkaç kalem kullandım. Hasan Hoca, yazdıklarıma bakıp, mürekkebin çok koyu olduğunu söyledi, sulandırarak yazmaya devam ettim. Arap hattatlar metal uçlarla yazıyor. Bence kamış kalemin ruhu bir başka. Metal kabul etmiyorum. Ataların yolu da bu. Kamış kalemin manevi bir hazzı var. Benim en büyük korkum, kaleminin ucu kırılırsa aynı ölçüyü tutturma endişesiydi. Kalem değiştirdiğim ilk başlarda fark edilir ama sonrakilerde fark edilmiyor" diye konuştu.

İnsanların çalışmaları durumunda yapamayacakları hiç bir şey olmadığını vurgulayan Aksan, "Gençler yazmalı, hedefleri olmalı. Gençlere 'Arzu ederseniz yapabilirsiniz' diyorum. Çalıştıktan sonra başarılır. Kur'an-ı Kerim'in her harfinde bir ecir vardır. Bu yüzden daha çok yazmak gerek. Gençler bizden daha çok çökmüş vaziyette. Ruhen çökmüş gibiler" değerlendirmesinde bulundu.

"Samiye Hanım, sözlü icazet almış bir hattattır"

Hattat Hasan Çelebi de Samiye Aksan'ın Kur'an-ı Kerim'i 9 ayda yazmasıyla ilgili şunları söyledi: "Samiye Hanım yaklaşık 20 senedir bu sanatı öğrenmek için çalışıyor. Bizim buradaki talebeler gibi gelemedi. Eşinin ve kendisinin rahatsızlığı ile uğraşıyor. Annesi var. Bu kadar işin arasında yazdı. Davut Bektaş 'Sözle icazet veriyorum' dedi. Samiye Hanım, sözlü icazet almış bir hattattır."