ANAYASA Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, ‘kısıtlılık kararı’ nedeniyle Dündar, Gül ve avukatlarının hiçbir aşamada dosyayı inceleyemediği, dosyadan örnek alamadığı anlatıldı. Dilekçede, özgürlüğü kısıtlanan kişinin etkili bir şekilde ‘yargı merciine başvurma hakkını’ güvence altına alan Anayasa’nın 19. maddesinin 8. fıkrasının ihlal edildiği savunuldu. Tutuklama kararıyla Dündar ve Gül’ün Anayasa’nın 19. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5 ve 10. maddelerinde yazılı ‘kişi güvenliği ve özgürlüğü’, ‘ifade özgürlüğü’, Anayasa’nın 26 ve 28. maddelerinde düzenlenen ‘düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü’ ile ‘basın özgürlüğü’ haklarının ihlal edildiği savunuldu.

 

AHMET ŞIK KARARI ÖRNEK

Dilekçede, yazdığı kitap nedeniyle odatv soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Ahmet Şık’la ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 8 Temmuz 2014 tarihli kararı emsal gösterildi. AİHM kararında, Şık’ın kitap çalışması nedeniyle tutuklanmasının, üstün bir kamu yararına hizmet etmediği, söz konusu tedbirlerin güdülen meşru amaçlarla orantılılık içinde olmadığı ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığı vurgulandı. Dilekçede Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ihlal edildiği belirterek “Mahkemenin dayandığı ilkeler, Dündar ve Gül ile ilgili müdahale yönünden geçerlidir” denildi. 

ÜÇ SATIR DİLEKÇE

Dilekçede ayrıca, Dündar ve Gül tarafından savcılık ve hâkimlikte gösterilen itiraz gerekçelerinin tutuklama kararında tek bir sözcükle dahi tartışılmadığı vurgulanarak, “Kararın içerdiği bu vahameti vurgulamak için tutukluluğa itiraz dilekçesi sadece üç cümlelik bir metinden ibaret tutulmuştur. Gerçekte o üç cümle, sırtını savcılık ve hâkimlikte ileri sürülen hukuksal argümanlara dayamaktadır. Diğer deyişle derece mahkemeleri tüm anayasal, sözleşmesel ve yasal itirazları bilecek durumdadır” ifadesine yer verildi.