Sokağa çıkma yasaklarının sıkıyönetim durumlarında, olağanüstü hal dönemlerinde verilebileceğini hatırlatan Beştaş, "En kısa sürede, mümkünse yarın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) tedbir talepli başvuruyu bizzat ben yapacağım." dedi.

Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Beştaş, Anayasa Mahkemesi'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarına ilişkin yaptığı başvuruyu reddetmesini değerlendirdi. Mahkemenin red gerekçesiyle valilik kararlarının temelsiz olmadığı, hukuku aykırı olmadığı görüşünü benimsediğini dile getiren Beştaş, Anayasa Mahkemesinin Anayasayı ihlal eden bir karar verdiğine dikkat çekti.

Sokağa çıkma yasaklarının sıkıyönetim durumlarında, olağanüstü hal dönemlerinde verilebileceğini hatırlatan Beştaş, ancak bunun dışında 10-20 gün süren sokağa çıkma yasaklarının verilemeyeceğini vurguladı. Valiliklerin açıkça Anayasa ve uluslararası sözleşmeye aykırı kararlar veriyor olduğunu belirten Beştaş, "İktidarın talimat ve beyanları doğrultusunda ısrar ve inatla devam ettiriliyor." ifadelerini kullandı.

Sokağa çıkma yasaklaryla yaşamın durdurulduğunu, pencereye çıkmanın yasak olduğu bir dönem yaşandığını savunan Beştaş, devletin halkını öldürmekte olduğunu iddia etti. 1990'lı yılların bugünden farklı olarak faili meçhul cinayetlerin, ağır insan hakları ihlallerinin kendileriyle ilgili olmadığı, bilgisi dışında yapıldığının dendiğini aktaran Beştaş, şimdi 'örgüt yaptı' dendiğini kaydetti. Bu tetiği çekenlerin er ya da geç ortaya çıkacağını anlatan Beştaş, "Hukukun, Anayasanın işletilmesi talebi, Türkiye'nin en yüksek mercii olan Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi. Anayasa Mahkemesi de ölümlerin arkasında duruyor ve devamını onaylamış oluyor." diye konuştu.

Cemaatla mücadele adı altında yargının ne hale getirildiğinin ayrı bir konu olduğunu dile getiren Beştaş, Türkiye'de yargı tarihine, nasıl bir hukuksuzluğa imza atıldığının hep birlikte ilerde hatırlanacağını kaydetti. Sokağa çıkma yasaklarından bireysel olarak da zarar gören biri olduğunu anlatan Beştaş, hastaneye kaldıracak kadar yaralandığını ve Ankara dışında Diyarbakır'da da ikametgahı olduğunu ifade etti.

Anayasa Mahkemesinin böyle bir gerekçe göstererek ne kadar gereksiz, hukuktan uzak karar verdiğini ortaya koyduğunu belirten Beştaş şöyle konuştu: "Kişisel durumuma yönelik yapılan yorum da gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. En kısa sürede, mümkünse yarın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) tedbir talepli başvuruyu bizzat ben yapacağım. AİHM'in 90'lı yıllarda hak ihlalerine dair binlerce kararı var. Türkiye bu konuda birinciliği kaptırmayan bir ülke. Bugünden tezi yok mağdur olan herkes Anayasa Mahkemesi'ne ve AİHM'e başvuru yapmalı. Herkes zaten arıyor, başvuru yapmaya hazırlanıyor. Yüzbinlerce insan başvuru yapacaktır. Anayasa Mahkemesi bu red kararını vererek 'ben bunu iyi yapamıyorum, siz Strazburg'a gidin' diyor; bu çözümü Avrupa'da arayın diyor. Hukuk sisteminin ne kadar içler acısı olduğunu gözler önüne seriyor."

AK Parti'nin yeni anayasaya yönelik tekliflerinin sorulması üzerine ise Beştaş, bu teklifin AK Parti'nin sarayla birlikte halkı alıştırma süreci için yeni bir hamlesi olduğunu söyledi. "Başkanlık sürece, Anayasanın nasıl yapılacağı, herkesin kendi önerisini referanduma götürme" gibi tekliflerin kendi murat ettikleri anyasayı çıkarmaya yönelik olduğunu vurgulayan Beştaş, bu 60 madde ile de sorunun çözülmeyeceğini belirtti. Özgürlükçü, demokratik, kadın özgürlüğü ve Kürt sorunuru çözecek, yerinden yönetimi çözecek bir anayasa istediklerini dile getiren Beştaş, AK Parti'nin teklifinin bir taktiksel girişim olduğunu kaydetti.