Geçen yılki ekonomik sıkıntıların bu yıl da sürüp sürmeyeceği konusuna bakıldığında pembe bir tablonun çizilmesi imkansız görülüyor. Ekonomide kırılganlık, terör, yabancı sermaye girişindeki azalmaya bakıldığında, yeni sene için de pek iç açıcı cümleler kurmanın zorlaştığını belirten uzmanlar, “2016 yılı 2015’ten kötü olacak” yorumunu yapıyor. Geçen yıl üçüncü çeyrekte görülen yatırımlarda düşüşle birlikte, dış siyasi sorunlara bakıldığında 2016 yılı için ihracatta bir artış da beklenmiyor.

DÜŞÜK BÜYÜME YAŞIYORUZ

İthalatın, üretim, ithal ara mala ve ham maddeye bağımlı olduğu için, daha düşük olması bekleniyor. Analistler, “2012 yılından bu yana 4 yıldır yüzde 3 dolayında düşük büyüme yaşıyoruz. Bu oranlarda bir büyüme, fert başına gelirde yüzde 2 artış anlamına geliyor. Yüzde 2 büyüme ile sağlanacak gelir artışı Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için ‘durgunluk’ demektir” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin Merkez Bankası’na baskı yaparak ve inşaat sektörüne doping sağlayarak, ekonomide canlanma sağlamaya çalışması da “durgunluğun siyasi ve ekonomik altyapısında” bir değişiklik göstermiyor. Durgunluk, üretici ve tüketicinin beklentilerini olumsuz etkiliyor. Tüketici güveni ve ekonomik güven düşüyor.

Güvensizlik yatırımların durmasına neden oluyor. Güven ve durgunluğun birbirini beslemesi de ülke ekonomisini çıkmaza sokuyor.

ENFLASYON CANAVARI BİR TÜRLÜ DİZE GETİRİLEMEDİ

Türkiye’nin başa çıkmakta zorlandığı bir başka dert de enflasyon. Yılın son enflasyon rakamları Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yarın açıklanacak. Son verilere bakıldığında 2005 yılının kasım ayında, yıllık Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) oranı yüzde 7.61 idi. 10 yıl sonra 2015 yılı kasım ayında bu oran daha da arttı ve yüzde 8.10 oldu. Küresel dünyada enflasyon oranları önemli ölçüde düştü. 2015 yılında dünya enflasyon ortalaması yüzde 2.6 oldu. 2016 yılında ise 3.1 olarak bekleniyor. 12 yıldır enflasyon oranı değişmedi.

DÜNYADAN 3 KAT FAZLA

2016 yılı TÜFE oranının Merkez Bankası beklenti anketine göre yüzde 7.6 olarak tahmin edildiğini ifade eden Prof. Dr. Esfender Korkmaz, bunun neredeyse dünya ortalamasının 3 katı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“2016’yı da katarsak, son 5 yıldır ekonomide durgunluk olmasına rağmen, enflasyon 12 yıldır yaklaşık aynı düzeyde seyrediyor. Bu durum enflasyonun kronik bir yapı kazandığını gösteriyor. Bu nedenle enflasyon para politikası ile çözülmüyor. Yapısal önlemler almak gerekiyor. Dolayısıyla 2016 yılında da enflasyonda değişen bir şey olmayacaktır. Mamafih Merkez Bankası 2006 yılından beri enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Hiçbir zaman bu hedefi tutturamadı. Enflasyon hedeflemesinin birtakım maliyetleri ve riskleri vardır. Maliyeti, Merkez Bankası’nın yalnızca enflasyon hedeflemesine odaklanmasıdır. Bu durumda diğer göstergelerde sapmalar olabilir. Riski ise MB eğer hedefi tutturamaz ise itibar kaybeder. Güven kaybeder. Güven kaybı piyasada kırılganlık yaratır. Belirsizlik ve kırılganlık da enflasyona yol açan nedenlerden ikisidir.”

PLANSIZ EKONOMİ

Enflasyonun istikrarsızlık demek olduğunu belirten duayen ekonomist, “Uzun dönemli yatırımları engeller. Enflasyonda iniş ve çıkışlar yatırım hesaplarının, fizibilite hesaplarının farklı çıkmasına neden olur. Netice olarak, ekonomik istikrar sorunu yeni değil… 1970’li yıllardan beri yaşıyoruz. Son 10 yılda ise plansız ekonomi dönemine girildi, devletin düzenleyici ve denetleyici işlevi kaldırıldı, ekonomi sıcak para ve spekülatif yatırımların tekeline girdi ve maalesef istikrar sorunu çığırından çıktı” diye konuştu.