Eğitimde yapılan değişikliklerin gençler üzerinde çok olumsuz yansımaları olduğunu söyleyen Yabanoğlu, “Gençlerimizde giderek yükselen kaygı bozuklukları ortaya çıkıyor. Yeteri kadar baskı altındalar, yeteri kadar zorlanma yaşıyorlar. Gençlerimizin bir miktar daha fazla desteğe, anlayışa, hoşgörüye ihtiyaçları var” dedi.

Gençlerin acınacak bir durumda olduklarına dikkat çeken Yabanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Giderek ilkokul düzeyine kadar inmiş büyük sınavlar. Arkasından üniversite sınavı, üniversiteyi de bitirdi, meslek sahibi olacağım derken, KPSS sürekli karşılarında bir sınav, sınav, sınav gençler hakikaten bu sınavlardan bunalmış durumdalar. Sürekli o sınav kaygısı sürekli o kaygı akımını yaşamaktan bir süre sonra o duyguyu yerleşik hale getiriyor. Sürekli bir stres yaratıyor buna bağlı bir yorgunluk, bıkkınlık, depresif durumlar gelişiyor. Gençlerin durumu bu açıdan üzücü. Sürekli bir yarış ortamında olmaları sürekli bir kaygı ortamında yaşamaları ciddi bir handikap. Depresyon gençlerde ve orta yaşlarda daha fazla görüyoruz. İnsanlarımız çareyi hep doktorda ve ilaçta aramıyorlar. Aslında aramaları gerekir. Bu bir hastalık, bu hastalığın da bir tedavisi var. Depresyonu yaratan koşullara baktığımız zaman bunların giderilmesi önleyici tıp dediğimiz bunlar oluşmadan önlemek dediğimiz kısımda hakikaten çok şey var. Toplumsal yapımızda ciddi bir değişiklik oluyor ve bu bütün toplumsal yapı değişikliği bireylere olumsuz bir yansıma olarak dönüyor. Eskiden o yardımsever, hoş görülü toplum yok. Yani trafiğe bile çıktığınız zaman sanki herkes bir biri ile bir yarış halin de bir kavga halinde. O eskinin sıcaklığının olmaması bence büyük bir eksiklik. Eskiden sosyal destek sistemimiz çok daha iyi çalışırdı. Yani komşuluk ilişkisi çok daha güçlüydü. Akrabalık ilişkisi daha güçlüydü."

Teknolojik gelişmelerin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini de belirten Yabanoğlu, "Baktığınız zaman biraz, bütün dünyadaki değişim teknoloji çağının getirdiği bireyselleştirme herkes artık bir birinin yüzüne bakmaktansa bir ekrana bakmayı tercih ettiği için yani bunun içine biz de dahiliz, ondan kopamıyoruz. Günümüzün büyük bir kısmını cep telefonu ekranı, tablet ekranına, bilgisayar ekranına bakarak geçiriyoruz. Yanımızdaki insanlarla bile ona bakarak konuşuyoruz. Canlı, yüz yüze bir dostun sıcaklığını insana veremez. Daha yalnız bireyler haline gelmeye başlıyoruz" ifadelerini kullandı.

İHA