Abdurrahman b. Selit’ten rivayetle;:

İmam Hüseyin b. Ali b. Ebu Tâlib aleyhi’s–selâm şöyle buyurdu: “On iki Hidayet İmamı bizdendir, birincileri Ali b. Ebu Tâlib, sonuncusu ise dokuzuncu evladımdır. Hak üzere kıyam edecek olan odur; yeryüzü öldükten sonra Allah onun vasıtasıyla tekrar onu diriltecektir ve müşrikler istemese de hak dini, diğer bütün dinlere muzaffer kılacaktır. O, gaybete çekildiği dönemde bazıları onun hakkında irtidat edecek, bazı kavimler ise dine bağlı kalacaklar ve onlara eziyetler edilecek ve onlara şöyle söylenecek: ‘Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad ne zaman vuku bulacak?’ Onun gaybetindeki eziyetlere ve tekziplere sabreden, Resûlullah’ın önünde kılıçla cihad eden gibidir.” (Kemalu’d–Din, c. 1, s. 317; Kifayetu’l–Eser, s. 317; Uyunu’l–Ahbar, c. 1, s. 68; Muktazabu’l–Eser, s. 23).

Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali’den şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Bu işi yapacak olanın (yani Mehdi’nin) iki gaybeti vardır. Bu iki gaybetin biri o kadar uzayacak ki, bazıları, ‘O öldü’, bazıları da, ‘O gitti’ diyeceklerdir. Ne onu sevenler, ne de başkaları onun yerini bilemeyecekler, sadece ona çok yakın hizmetçisi onun yerini bilir.” (el–İşaa Fi Eşrati’s–Saa, s.93).

Amr b. Sabit’ten rivayetle;

Hz. Zeynu’l–Âbidin Ali b. Hüseyin aleyhi’s–selâm şöyle buyurdu: “Her kim bizim Kaimimizin gaybetinde onun velayetine bağlı kalırsa, Allah (c.c) Bedir ve Uhud şehitlerinden bin tanesinin sevabını ona verir.” (Kemalu’d–Din, c. 1, s. 323).

Said b. Cübeyr’den rivayetle;

İmam Zeynu’l–Âbidin Ali b. Hüseyin aleyhi’s–selâm şöyle buyurdu: “Bizden olan Kaim’de peygamberlerden bazı sünnetler vardır: Nuh’tan, İbrahim’den Musa’dan, İsa’dan, Eyyub’dan ve Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve alih’den birer sünnet onda vardır. Nuh’un ondaki sünneti uzun ömrüdür, İbrahim’in sünneti gizli veladet ve halktan uzaklaşmasıdır. Musa’nın sünneti korkudan gaybete çekilmesidir; İsa’nın sünneti halkın onun hakkında ihtilaf etmesidir, Eyyub’ün sünneti ise belalardan sonraki ferahlıktır; Muhammed’in sünneti ise kılıçla zuhur etmesidir.” (Kemalu’d–Din, c. 2, s. 576).

Zuhruf suresindeki, “Ve onun arkasında baki kalacak bir kelime bıraktık da belki onlar geriye dönerler” ayeti hakkında, Sabit–i Somali, Ali b. Hüseyin’den, o babasından, o da Ali b. Ebu Tâlib aleyhi’s–selâm’dan rivayet eder ki, şöyle buyurmuştur: “Bu ayet bizim hakkımızda nazil olmuştur. Allah İmameti kıyamete kadar Hüseyin’in zürriyetinde karar kılmıştır. Bizden olan Gaybette bulunacak İmam’ın iki gaybeti vardır. Birisi diğerinden daha uzun olacaktır. Onun İmametine sadece yakîni güçlü olan ve marifeti sahih olanlar bağlı kalacaklardır. Allah’ın velisi, Resûlullah ve sonraki İmamların vasisi olan On ikinci İmam’ın gaybeti çok uzun sürecektir. Ey Ebu Halid! Onun gaybetinde onun İmametine inananlar ve onun zuhurunu bekleyenler, bütün zamanların ehlinden daha efdaldirler. Çünkü yüce Allah onlara öyle akıl, zekâ ve marifet vermiş ki gaybet, onların yanında müşahede gibidir. Allah, o zamanda olanları tıpkı Resûlullah yanında kılıçla savaşan mücahitler gibi karar kılmıştır. Onlar gerçek ihlas sahipleri, bizim sadık taraftarlarımız ve Allah’ın dinine gizli ve açık olarak davet edenlerdirler. En üstün amellerden biri de Mehdi’nin zuhurunu beklemektir.” (Yenabiu’l–Mevedde’den naklen el–Mahacce, s.427).

İbrahim b. Ömer–i Kunasi’den rivayetle;

İmam Muhammed Bâkır aleyhi’s–selâm şöyle buyurdu: “Bu emrin sahibinin iki gaybeti vardır.” Yine şöyle buyurdu: “Kaim kıyam ettiğinde, kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır.” (Gaybet–i Numani, s. 89).