Türkiye’de yapılacak G20 toplantısı hazırlıkları yoğun bir şekilde sürerken, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) “Paravan Şirketler Raporu”, ABD ve Çin’in de dâhil olduğu G20 ülkelerinin yolsuzlukla mücadele konusunda sınıfta kaldığını ortaya çıkardı.

Zirve öncesinde açıklanan rapora göre, G20 ülkeleri, “ yolsuzluk faillerinin kimliklerini gizlemeleri ve sınır ötesi finansal gizliliği sonlandırmak için yasal düzenlemeler yaparak yolsuzlukla mücadele etme” vaadlerini yerine getirmede başarısız. Rapora göre, şirket ortaklarının gizlenmesi yoluyla yılda 2 trilyon dolara yakın para aklanıyor ve G20 ülkeleri arasında sadece İngiltere suçluların varlıklarını saklamalarını engellemek için çaba gösteriyor. Rapora göre, dünyanın en büyük ekonomileri olan ABD ve Çin, “Zayıf Çerçeve” kategorisine düşerek en kötü performansı sergilerken, bazı ülkeler ise şirket, vakıf ve diğer kuruluşların arkasında gerçekte kimin bulunduğunu öğrenmeye yönelik en temel uygulamanın bile gerisinde kalıyor. Bu ülkelerden Brezilya ve Güney Afrika ise, mücadele konusunda hukuki bir tanım bile yapmıyor.

PARANIN SAHİBİ OLMASA DA İŞLEM YAPILIYOR

G20 hükümetlerine yönelik, “bankalar ve yolsuzluğa karışan şirketler üzerindeki denetimleri sıklaştırmaları gerekiyor” uyarılarının yer aldığı rapora göre, sadece Hindistan ve İngiltere bu konuda başarı gösteriyor. Bu iki ülke, şirketlerin, hissedarları veya onları kontrol eden özel kişiler hakkındaki bilgileri kaydetmelerini ve güncel tutmalarını zorunlu kılıyor. Rapora göre, New York, Tokyo, Şanghay ve Sydney gibi finans merkezlerini içine alan sekiz G20 ülke bankaların, paranın arkasındaki özel kişiyi bulamasalar bile işlemi tamamlayabiliyor olmaları rahatsız edici durum.

EMLAK SATIŞLARINI TESPİT ETMEK ZORUNLU DEĞİL

G20 ülkelerinin yedisinde ise emlak satış ve alımları ayrı bir sorun oluşturuyor. Rapora göre, bu satış ve alımların arkasındaki özel kişileri tespit etmek yedi ülkede zorunlu değil. Bunun sonucunda, Londra ve New York’taki yüz milyarlarca dolarlık gayrimenkulün gizli sahipleri bulunuyor. Bu ülkelerde, yolsuzluğa bulaşmış bir politikacı fonlarla bağlantısını gizlemek için basit önlemlerle kendisine lüks bir malikane satın alabiliyor.

“SÖZ VERİP YAPMIYORLAR”

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Cobus de Swardt ise konuşmasında, “Açıkladığımız rapor, bütün bu verilen sözlerin, sadece kameralar önünde poz vermek için mi verildiğini sorguluyor. Bütün G20 ülkelerini 10 ilke’ye göre inceledik. Hukuki yapıya baktık ve her bir ülkenin bu konuda neler yaptığını sorguladık. Bulgularımızı üç ana başlıkta topladık. Raporda birinci olarak, G20 Liderleri’nin söz vermede başarılı olduklarını, ama bu sözleri tutmakta o kadar başarılı olamadıklarını görüyoruz. İkinci olarak G20 hükümetlerinin, şirketler ve bankalarla ve yolsuzluğa yardımcı olanlarla ilgili kuralları sıkılaştırması gerektiğini saptadık. Hükümetlerin, yolsuzluk yaptıkları düşünülen kişileri saptayarak, paralarını kabul etmeme konusunda bankalara, muhasebeci, avukat ve diğer iş sahiplerine yeterince yardımcı olmadıklarını gördük” ifadelerini kullandı.

“OFF SHORE HESAPLARA ERİŞEMİYORUZ”

Raporun Türkiye ile ilgili taraflarına değinen Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan ise, “G20 tarafından 10 ilke açıklandı. Bu ilkelerden ilki hakiki lehtarlığa dair bir tanım yapılması idi. Adalara veya off shore bölgelerine bir yerden bir diktatör usulsüz elde ettiği paraları getiriyor, ona erişemiyorsunuz. O diktatör hakkında yargı kararı olsa da oraya erişip parayı almanız mümkün değil. Para onun adına değil. Türkiye’de G20 ilkelerinden ilki olan hakiki lehtarlık ile ilgili tanım olması gerekiyor” dedi. (taraf)