Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD), Argüden Yönetişim Akademisi  ile OECD'nin Kamuda Karar Alma Süreçleri 2015 raporunu açıkladı. Raporun tanıtımında konuşan TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes, “Piyasa ekonomisi hukukun üstünlüğü ve kural temelli bir örgütlenmeyi öngörür” dedi.

TORBA KANUNLARA ELEŞTİRİ

Düzenleme ihtiyacının kuralı, kuralların da bunları uygulayacak kurumları gerektirdiğini belirten Symes, “Torba kanun uygulamamız düzenleme yapım sürecinin ‘nasıl yapılmaması' gerektiğine örnek olabilecek kadar sorunludur” diye konuştu.

Torba kanun tasarılarının Meclis komisyonlarında eklenen maddelerle takip edilemez hale geldiğine dikkat çeken Symes, “Parlamentomuzun hızlı çalışması önemlidir. Çoğu zaman biz de ihtiyaç duyulan bir düzenlemenin süratle yasalaşması gerektiğini söylüyoruz. Ancak kanun kalitesinden taviz verilerek sağlanacak hızın tercih edilir bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yasama faaliyetinde çoğulculuğun ve katılımın sağlanması, kanun kalitesinin artırılmasına yardımcı olacaktır. Bu alanda Türkiye'nin ciddi bir zihinsel dönüşüme ihtiyacı vardır” değerlendirmesini yaptı.

VATANDAŞ KATILIMI  ARTMALI

Her düzenlemenin başlangıcında bir politika tercihi olduğuna dikkat çeken Symes, şöyle devam etti: “Belirlenmiş olan düzenlemenin başarıyla sonuçlanabilmesi ve etkili uygulama alanı bulabilmesi için düzenlemenin her aşamasında, katılım, en kapsayıcı şekilde gerçekleştirilmeli. Vatandaşların kamusal alanda verebilecekleri katkıyı en üst düzeyde hayata geçirecek mekanizmalara ihtiyaç vardır. Bu mekanizmaları işletecek olan iyi bir kamu yönetimidir.”

RAPORLAR MASA BAŞINDA HAZIRLANIYOR

OECD'nin Kamuda Karar Alma Süreçleri raporuna göre, düzenleyici etki değerlendirmeleri sıralamasında birincil yasa düzenlemelerde Şili en düşük, Birleşik Krallık en yüksek puanları alıyor. Türkiye ise sıralamada 34 ülke arasında 29'uncu. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Türkiye'nin birincil yasa yapımında saydamlıktan kaçtığını söyledi. Kalaycıoğlu, 2014-2016 arasında 64 torba yasa geçtiğini bu yasaların neyi kapsadığını anlamanın ise mümkün olmadığını ifade etti.  Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu'nun yasalarda yer almasına karşın ‘teftiş fırçası' durumunda olduğunu savunan Kalaycıoğlu, bu raporların paydaşların katılımı olmadan masa başında hazırlandığını kaydetti.