Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan, sistemin, ekonominin hukuka göre işlemediği, illegal, gizli kapaklı bir kısmı olduğunu söylüyor. Yolsuzluğun sadece ekonomik bir suçtan ibaret olmadığını aktaran Özarslan, Türkiye’de işlerini yürütmek için beş kişiden en az birinin polis, tapu, vergi, eğitim, sağlık gibi alanlarda rüşvet verdiğine ilişkin bulgulara dikkat çekti.

SİYASİ ETİK YASASI YOK
 

Yolsuzlukla mücadele önündeki engeller arasında, siyasetin finansmanı yasasının olmaması ve “siyasette dokunulmazlıkların yolsuzluğu kapsayacak kadar geniş olmasını” gösteren Özarslan, “Siyasi etik yasası yok; hediye almak vermek memur için yasakken, milletvekilleri için bundan bahsedemiyoruz” diyor. Özarslan, dokunulmazlığın sadece siyaset değil bürokrasi içinde de cezasızlık yarattığına vurgu yapıyor. “Memurla ilgili işlem yapabilmek için amirden izin almak gerekiyor. Amir izin vermediği için de muafiyete yol açıyor” ifadelerini kullanıyor.
 

‘ANAYASAYI SAYMAMANIN SONU KAOSTUR’

Oya Özarslan, yolsuzluk ve şiddet arasında bağlantı olduğuna değinerek şöyle devam ediyor: “Eğer kanunu, anayasayı saymıyorsanız-saygı duyun duymayın beni ilgilendirmiyor-herkes kendi kanunu uygulamaya başlar ve bunun sonu kaostur. Bu şiddete çok uzak değiliz. Kanuna güvenmeyerek parasını tahsil etmeye çalışan, birilerini öldüren, öcünü alan, mafyalaşan, çeteleşen bir hale gideceğimiz çok açık.”
 

‘YOLSUZLUK VAR DEMEK CESARET İSTİYOR’
 

Şeffaflık Derneği Başkanı’na göre yargılamama ve cezasızlık kültürü de, toplumda “Mücadele edemem, çaresiz kalırım” anlayışının yerleşmesine yol açıyor. Yolsuzlukla ilgili yazdığı için yargılanan gazeteciler, sıradan insanlar olduğuna dikkat çeken Özarslan, “Bu konuyu telaffuz edebilmek bile cesaret haline geldi” diye konuşuyor.