Diyarbakır’da Cuma namazını bazı milletvekilleri ile Feqiye Teyran Camii’nde kılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, namaz çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Demirtaş, Hakkari’nin Yüksekova ve Mardin’in Nusaybin ilçesinde gündeme gelen operasyonlar ile ilgili konuşurken, “Bütün Türkiye toplumu Sur’da ve Cizre’de ortaya çıkan tablodan rahatsız mı emin değilim. Mesela Ankara rahatsız değil. Başbakan ve şürekası rahatsız değil, tam tersine büyük bir mutluluk hissiyatı var bu olup biten katliamlardan. Bütün Türkiye ve AKP dahil bu yaşananlardan rahatsız olsaydı çözüm masasını, barış masasını kurmak çok mümkün olurdu. Fakat, siyasetçilerin ve seçilmişlerin işi kini öfkeyi büyütmek değildir. Demokratik siyasetin görevi silahlara alternatif şiddet ve savaşa bir alternatif yolu açmaktır. Biz diyoruz ki barış masasını çözüm masasını bugün kuralım şu saatte tekrar başlayalım. Masada konuşulmayacak hiçbir şey yok diyoruz, bugün yapalım diyoruz. Peki hükümet ne diyor, ‘barikat var, hendek var bunların hepsini tank ile top ile yıkmadan biz başarı elde etmiş sayılmayacağız’ diyor. Bizde diyoruz ki, sen yakıp yıktıkça çözüm imkansız hale gelir, Evet Sur’u, Cizre’yi yaktın yıktın yüzlerci genci katlettin, yüzlerce güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi ne oldu? Geldiğimiz nokta ne yani, kim ne kazandı? Hükümetin, başbakanın bunu Türkiye toplumuna anlatması ve hesap vermesi lazım. Bin kişi değil, 5 bin, 10 bin kişi daha öldürdünüz diyelim ne oldu sonuçta neyi başarmış olacaksınız? Kaç kişiye öldürünce tekrar çözüm sürecine barış sürecine demokratik yol ve yöntemlere döneceksiniz hükümet olarak” dedi.

“Hendek, barikat ve onların arasında silahlı kişilerin olduğu bir gerçektir”

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hendek, barikat ve onların arkasında silahlı kişilerin olduğunun bir gerçek olduğunu vurgulayarak, “Fakat, bunların hepsi konuşarak çözümü mümkün. Dağda da on binlerce insan var eli silahlı. Zaten çözüm süreci elinde silah olanın silahını bırakması ve demokratik siyasetle Kürt sorunu ve Türkiye’deki demokratik sorunların çözümü değil miydi? Çözüm sürecinin anlamı bu değil miydi? Şimdi elinde silah var diye insanların üzerine tankla, topla, silahla giderseniz, eski kafayla 1980-90’ların kafasıyla meseleye yaklaşmış olursunuz. Dolayısıyla dağda da, şehirde de elinde silah varsa insanların bu silahı almanın yolu, müzakeredir. Yoksa biz siyasetçi olarak şiddeti benimsemiyoruz. Savaş olmasın diye uğraşıyoruz. Fakat Ankara’da aklını, vicdanını, ahlakını yitirmiş bir AKP ve onun bir grubu var. Ölümlerden zevk alan alkış tutan bir AKP yönetimi var. Biz bunun karşısında gerçekten şok yaşıyoruz. Arkadaşlarımız parlamentoda bu bölgedeki ölümleri anlatıyor, AKP grubu bunları alkışlıyor. Böyle siyaset mi olur? Biz önümüzü görerek yakın ve orta vadede, vadeyi görerek kaygıyı duyuyoruz. Ülkenin geleceğinden kaygı duyuyoruz. Savaş çok daha büyüyebilir. Hükümetin açıklamaları, KCK’nın açıklamaları, savaş çok daha büyüyebilir ve biz ülkemiz adına korkuyoruz. Durduralım istiyoruz. Savaş çatışma, silah meydanda, orta yerdeyse, tam da sözümüzü barışa dair söyleminin zamanıdır. Susmanın zamanı değil” diye konuştu.

“Dokunulmazlıkların tümünü kaldıralım, biz de rahat edelim, siz de rahat edin”

HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile ilgili bir soru üzerine HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş şunları söyledi:

“Teklifimize ilişkin Cumhurbaşkanı’ndan, Başbakan’dan daha bir şey duymuş değiliz. Anayasa’nın bir maddesi, diğer partiler destek vermiyorsa biz 59 milletvekiliyle Anayasa’nın dokunulmazlık maddesini değiştirmeye hazırız. Sadece kürsü dokunulmazlığı kalsın. Onun dışında hiç kimsenin dokunulmazlığı olmasın. Bundan sonra da milletvekilleri, dokunulmazlıkları var diye hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, tecavüz suçları var mecliste yahu. Bunları niye yargılamıyorlar? Kaldıralım dokunulmazlıkları, biz de gidelim hakimin huzuruna siz de gidin. Bak mahkemeler onların emrinde, biz yine de korkmuyoruz. Kendi emrindeki mahkemeden korkuyor bunlar. Hesap veremeyecek durumdalar çünkü. Teklifimiz budur, gelin dokunulmazlıkları tümden kaldıralım. Siz de rahat edin, biz de rahat edelim.

Parlamento’da yanı başımızda oturanlar, her türlü yüz kızartıcı, ahlaksız suçla yargılanacak ve onların dokunulmazlıkları olacak, ben ve arkadaşlarımızın, barış hak hukuk adına konuştuk diye kurtlar sofrasına atılacağız. Var mı böyle bir şey? Herkes aklını başına alsın. Biz AKP’nin atadığı KPSS ile seçilmiş veya parlamentoya girmiş memurlar değiliz. Bizim milletvekilliğimizi bunlar verdi bize, ancak bunlar geri alır. Ama yok, sen AKP gibi atanmış memurların olarak görürsen, siyasi sonuçlarına kendin katlanırsın. Biz halkımızla birlikte her yerde mücadele ederiz. Parlamento içinde de dışında da. Zindana atsanız, zindandaki bir metrekarelik hücre, bizim mücadele alanımızdır. Ama biz böyle olsun istemeyiz. Dokunulmazlığı, bir şantaj, bir tehdit olarak kullanmayı istemeyiz, çünkü onların sonuçları Türkiye açısından iyi olmaz.

Leyla Zana ve arkadaşları unutulmuş değil. 10 yıl yattılar içerde ne oldu, kim kazandı? Dolayısıyla doğru iş, doğru yöntem, birbirini anlamaya çalışmaktır, birbirinden siyasetten intikam almaya çalışmak değil. Başbakan, seçmenin iradesine saygısızlık ettiğimiz söylüyor. Gelin bizim seçmenimize sorun; biz onların iradesine hakaret etmiş miyiz? Bizi seçen insanlar, dokunulmazlığımız kalksın diye onay veriyor mu? Bizi seçenler, senin seçmenlerin değil ki. Biz bütün Türkiye’nin milletvekiliyiz ama seçmen iradesi bizim arkamızda da var. Sen arkamızdaki seçmenin iradesine niye hakaret ediyorsun? Başbakan yetkisini kimden aldıysa biz de ondan aldık. Sen milletvekilisin, biz de milletvekiliyiz. Hasbel kader, biraz fazla oy aldın Başbakan oldun o kadar. Bize parmak sallamaktan vazgeç. Biz seçmenimizin onurunu sana ezdirmeyiz. Haddini bileceksin. Hodri meydan. Gel 550 milletvekilinin dokunulmazlığını kaldıralım, hatta Cumhurbaşkanın dokunulmazlığını kaldıralım. Hepimiz hakimin önüne çıkalım. Size soracaklar, para çaldınız mı? diye, bize soracaklar, konuştunuz mu? diye. Biz konuştuk diyeceğiz, siz çaldık diyebilecek misiniz? Onu merak ediyorum. Beraber halkın huzuruna çıkalım.”

“Kendilerini savcı ve mahkeme yerine koşmuşlar, tutuksuz yargılanacağımıza karar vermişler”

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve tutuksuz yargılanmaları ile ilgili tartışmalar için ise, “O kadar utanç verici bir tartışma yaşanıyor ki fezlekelerle ilgili, fezleke savcı tarafından düzenlenir. Ama görüyorsunuz ki Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın emriyle düzenlendi. Savcı ve mahkeme yargılamaya karar verir ama Başbakan çıkıp, biz tutuksuz yargılatacağız diyor. Şimdi buna sen mi karar vereceksin? Demek en ince ayrıntısına kadar tartışıp karar vermişler. Kendini mahkemenin yerine, hakimin yerine, savcının yerine koymuş, kimleri kaldıracağız, şu şu isimleri diyor. Tutuklamayacağız, meclisten almayacağız, şuradan alacağız. Her şey kendisi yani. Hani mahkeme, hani hakim? Bak takke düştü kel göründü. Kendini hakim, mahkeme yerine de koymuş. Tartışmışlar, şuradan alacağız, tutuksuz yargılayacağız, şunları da tutuklayacağız diye önceden kararını vermiş. Böyle rezillik olur mu? Sen Başbakan olarak yargının yetkisini gasp etmişsin. Cumhurbaşkanı olarak parlamentonun yetkisini gasp etmişsin, sonra da bize demokrasiden söz edeceksin. Yesinler senin demokrasini, sevsinler demokrasini” dedi.

Demirtaş, bazı arkadaşlarının vekilliklerinin kaldırılması durumunda ne tavırlarının ne olacağı ile ilgili bir soru üzerine, “Bizim için 1 milletvekilimiz ile 59 milletvekilinin dokunulmazlığının arasında fark yoktur. Her milletvekilimiz partimizi temsil eder, halkın iradesini temsil eder. Hiç birimiz suç işlemedik. Kanun karşısında kendimizi suçlu görmeyiz. Yargılamadan kaçmıyoruz. Hukuktan kaçmayız. Bak diyorum mahkemeler adil değil, Başbakan mahkemelerin vereceği kararı bile açıkladı. Fakat diyoruz ki 550 milletvekilinin dokunulmazlığını kaldıralım. Fakat birisinin dahi kaldırılırsa, biz hepsinin kaldırılmış olarak kabul ederiz. Parlamentoda 59 milletvekilimizin imzası duruyor, hepimizin dokunulmazlığı kaldırılsın diye, parlamento başkanın önünde imzalarımız var kendimiz imzaladık.

Öyle birimizin ikimizin yok, vekilim ne yapmışsa biz de yapmışız. Eş başkan ne yapmışsa, milletvekili onu yapmış, aynısını yapmış. 59 kişi hep birlikte hareket ederiz. MYK’da ve Pazartesi günü grup toplantısında bunları değerlendireceğiz ama sinei millete döneriz, parlamentodan istifa ederiz diye bir madde gündemimizde yoktur. Bütün kurullarımızla tartışacağız. Biz öyle aslanların, kurtların sofrasına atılacak milletvekili değiliz. Hepimiz yekvücuduz, çelik bir leblebiyiz HDP grubu olarak, ayrılmaz bir bütünüz, herkesin böyle bilmesi lazım” diye konuştu.

Kaynak: DHA