HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İzmir'de eş genel başkanları tutuklandığı için olağanüstü seçim yapmak zorunda kalan partisinin İl Kongresi'ne katıldı. Tepekule Kongre Merkezi'nde yapılan kongre tek listeyle gerçekleştirildi, Mahfuz Güleryüz ve Gülay Bilici eş il başkan adayları oldu.
Demirtaş, törende yaptığı konuşmada, kongrelerin yenilenme ve sorgulama yapmaya fırsat tanıdığını belirterek, "Kongrelerimizi çok zorlu bir süreçte siyasi olarak bize güvenen insanların büyük beklentiler içinde olduğu bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Yeni görev alacak iki eş başkanı ve yönetimi bu zorlu sürece denk bir emekle sizlerle birlikte olacaklar. Bugüne kadar partimizi ayakta tutan emek harcayan yönetim kuruluna, Cavit Uğur ve Dilek Aykan eş başkanlığında partili tutuklulara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Cezaevine güçlü bir alkışla selam gönderiyorum. Kongreler yenilenmek, sorgulama yapmak, eksiklerimizi masaya yatırmak için bir fırsattır. Her il ve ilçe kongremiz bize bu fırsatı veriyor. İzmir'de HDP'nin büyüyen siyasi çizgisinin bununla hızlanacağını biliyorum" dedi.

"KARDEŞLİKSE İÇİ DOLU, HAKİKİ OLMALI"

Demirtaş, Ermeni soykırımının 101 yıldönümüne değinerek, kardeşliğin, eşitlik ve barışın içinin dolu olması gerektiğini söyleyerek şöyle konuştu:
"101 yıl önce Ermeni kıyımının, soykırımının başladığı gündür. 101 yıldır Hrant Dink'in deyimiyle Ermeniler bu topraklarda öldürüldüklerini, Kürtler bu topraklarda yaşadığını ispatlamaya çalışıyorlar. Bu toprakları tekleştirmek için dayatılan tekçi politikalar halklarımıza çok büyük acılar yaşattı. 1915 İttihat Terakkisinin suçunun yarattığı günahları taşımak zorunda değiliz. Geçmişteki hatalarla yüzleşerek ancak güvenli bir şekilde geleceğe bakabiliriz. Aksi takdirde sahte kardeşlik, yurttaşlık anlayışı ile nereye kadar gidebiliriz? Kardeşlikse içi dolu hakiki olmalı, eşitlik, adaletse içi dolu olmalı. 1915 kıyımında katledilenleri saygıyla anıyoruz. Umarız bu cesaret yüzleşmeyi beraberinde getirir."

"TERÖRLE MÜCADELE EDİLİYOR DEYİP GÖZÜNÜZÜ KAPATMAYIN"

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, ülkenin doğusunda yaşananlara dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Ülkenin bir bölümünde hala ağır çatışmalar sokağa çıkma yasakları yaşanırken İzmir kongresini yapıyoruz. 1991, 1992 ve 1993'te İzmir'de okudum. O günlerde hatırlıyorum. Köyler yakılmaya başlanmıştı. Biz burada üniversite öğrencileri olarak olup biteni anlatmaya çalışıyorduk. Ülkenin bir bölümü yangın yeriydi. Medyada sansür ve karartma uygulanıyordu. O dönem burada siyasetçilerle üniversite öğrencileri olarak köylerimizin yakıldığını anlatmaya çalışıyorduk. Aradan uzun yıllar geçti biz Türkiye'nin batısına 1990'larda olup bitenleri anlatamadığımızı gördük. Medyada birkaç kanallı televizyon dışında topluma ulaşma imkanı yoktu. Yapılan tüm faaliyetler terörizm olarak adlandırılıyordu. 'Köy yakılmış' demek örgüt propagandasıydı. DGM savcıları harekete geçiyordu. Sorumlular kendilerini bir bir bu suçlardan muaf tutuyordu. 25 yıl önce böyleydi. Şimdi 2016 yılındayız. Neredeyse hiçbir şeyi saklamak mümkün değil. Ülkenin doğusunda ne olup bitiyor batıdakiler yine haberdar değil. Aydın, akademisyen, sanatçı, siyasetçi, emekçi vicdanını kaybetmemiş olanlar ülkenin bir tarafından vahşet uyguladığını ülkenin diğer tarafına anlatmaya çalışıyorlar. Geri kalanlar Saray medyasına göz dikmiş durumdalar. Gezi direnişi sırasında medyanın nasıl manipülasyon yaptığını yaşarak görmediniz mi? Her gün mahalleleriniz gazlanırken gençler coplanırken siz gençlerin suçlandığını görmediniz mi? Saray medyasının ne kadar alçalabildiğini görmediniz mi? Sivil katliamın yaşandığı yere gözlerinizi dikin. 'Aman ha terörle mücadele yapılıyor' deyip geçmeyin, defteri kapatmayın. Terörle mücadele adı altında kitle katliamları yapılıyor. Ağır insan hakları suçları işleniyor. Yüzlerce günlük sokağa çıkma yasağının terörle mücadele kılıfı altında yürütülmesine sessiz kalmayın."

"EV EV KÖY KÖY DOLAŞIN ANLATIN"

HDP'li Demirtaş sözlerine söyle devam etti:
"1915 meselesiyle yüzleşmeden kardeşleşme olmaz. Cizre, Yüksekova, Nusaybin'de yaşananlar yaşanmamış gibi davranırsak Türk- Kürt kardeşliğini nasıl savunacağız? İzmir'de bir adaletsizlik yaşandığında Antep, Adıyaman, Ağrı ona sessiz kalmamalı. Orada bir adaletsizlik yaşandığında sessiz kalınmamalı. Ne olursa olsun HDP'yi suçlayan bir ekip var. İsmi gazeteci ama gazetecilikle alakası yok. Televizyonda yorum yapan, para alan zır cahil insanlar var. Bunlar kalemini satmıştır, kiralamıştır . HDP'ye saldırdığı kadar prim alır sosyal medyada da böyledir. Siz sadece sosyal medyayı okusanız dinlesiniz sanırsınız ki Cizre'yi yakan Sur'u talan eden HDP'dir. Böyle büyük bir manipülatifi yapan, ters yüz eden bir anlayış. Savaştan beslenenler barış için hasretle yanıp tutuşanlar da var. Bugünden başlayarak il ve ilçe yönetimlerimizle birlikte STK desteği ile ev ev köy köy dolaşmalıyız."

"BU SİYASİ MÜCADELE DEĞİL BİLDİĞİN HÜKÜMET TERÖRÜ"

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Manisa'da il kongresi hazırlıkları sırasında 52 parti yöneticisinin tutuklandığını belirterek, "Bizler kimsenin dümen suyunda değiliz. Direnen sadece biz kaldık. Geri kalanların ya kolu kırıldı ya kanadı kırıldı ya dişleri çekildi. En korktukları şeyleri söylüyoruz. 'Barış' diyoruz tüyleri diken diken oluyor. AKP ve Saray'daki zat da dahil barış dendiğinde ürperiyorlar. Onu da sadece biz söylüyoruz. HDP'ye inanan, güvenen birlikte yaşam perspektifi ile mücadele edenler söylüyorlar. Akademisyenlerin başına gelenler ortada. Manisa'da son bir ayda 52 yöneticimiz tutuklandı. Kongre hazırlanıyor liste yapılıyor. Hepsine operasyon üç liste bu şekilde oldu. HDP orada teşkilatını kuramasın diye siyasi operasyon yapılıyor. Benimle siyasi olarak mücadele ederken savcıyı polisi kullanıyorsun. Benim emrimde savcı, polis, mahkeme yok, olmasın da. Hiçbir partinin böylesine yargı gücü olmaz. Sen mahkemeleri AKP'nin hukuk komisyonu gibi kullanıp bizi tasfiye etmeye çalışıyorsun. Bu siyasi mücadele değil bildiğin hükümet terörüdür. İfade özgürlüğünü önündeki en büyük engel AKP'dir. Sanatçılar, gazeteciler baskı altında. AKP'yi eleştiren tutuklanıyor" diye konuştu.

"BİZ AKP'Yİ YIKAMA YAĞLAMA DERNEĞİ MİYİZ?"

Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dokunulmazlık konusu da budur. Siyaseten ayak oyunlarıyla hukuku, kanunları ve parlamentoyu kendi kirli çıkarlarına alet etmek adına şimdi dokunulmazlık oyunu oynuyorlar. Bizim tutumumuz en ilkeli en ahlaklı tutumdur. Biz dokunulmazlıklar kalksın kürsü dokunulmazlı kalsın diyoruz. Siyasetçinin elindeki tek güç sözüdür. Bunu da yapamayacaksak siyaset yapmanın anlamı yok. Milletvekillerinin tutuklanmaması lazım. Bunun da bir güvencesi olmalı. Bunun dışında kimsenin dokunulmazlığı olmasın. Trafikte benim senden nasıl üstünlüğüm olabilir ki. Ben 90'la giderim, milletvekili 220 ile gidebilir. Gelin kaldıralım diyoruz, tek kürsü dokunulmazlığı kalsın ama işlerine gelmiyor. Bizim dokunulmazlık dosyalarının yüzde 100'ü konuşmalar onların da adli suç, hırsızlık, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma var. Vay efendim, kendilerinin hoşuna gitmeyecek şeyler söylemişiz. Bunun için kurulmuşuz. Biz AKP'yi yıkama yağlama derneği miyiz? Bunun için kurulmuşuz. Herkes Saray'ın önünde biat edecekse onun adı demokrasi olmaz ki. Siz karakterinizi kaleminizi satılığa çıkarıyorsunuz o sizin kalibreniz. Bir şey diyemeyiz ama böyle yapmayana da bu ülkede terörist ve vatan haini muamelesi yapamazsınız. Vatan sizin tapunuzda değil. Bu ülkenin her metrekaresi herkesin ortak malı, mülkü, vatanıdır. Senin gibi düşünmeyeni vatan haini ilan etmek doğru değil. Sizden öncekiler size yapıyordu. Maşallah iyi öğrenmişsiniz."

"BİZ ELEŞTİRİNCE VATAN HAİNİ ONLAR VATANSEVER"

"Keşke AKP bir siyasi parti olsaydı" diyerek sözlerine devam eden Demirtaş, "Biz onunla siyasi alanda mücadele etmekten memnuniyet duyardık. Siyasi parti değil sapkın bir tarikata dönüştü. İslam adı altında sapkın bir tarikatın hal ve hareketlerini görüyoruz. Şeyhleri de cüppesiz Ahmet Hoca. Memleket cüppelisinden ne hayır gördü ki cüppesizinden hayır görecek. Bildiğiniz sapkın tarikat ya. Bu sapkın tarikata göre çocuk istismarı normaldir, bir kereden bir şey olmaz. Rüşvet yemek normaldir. Suçlayamazsınız. Bu sapkın tarikata göre kadınları köle pazarında satmak normaldir. Cenazelere işkence yapmak normaldir. Bir kadının ölü bir kadının bedenini çıplak teşhir etmek normaldir. Kumar oynamak normaldir. Onlar için bunların hepsi mübahtır, suçlayamazsınız. Bu sapkın tarikata dönüşmüş anlayışın her tarafından tel tel döküldüğünü, toplumu zehirlediklerini görürsünüz. İnsanların evlerini yıkmak normaldir. Ev ev arama yapıyorum adı altında evlere girip insanların yatak odasına girmek normaldir. Tek bir eleştiri duymadık bunlardan. İnsanların malına mülküne el koyuyorlar. Paralelle mücadele adı altında mallarına el koyuyorlar. Kayyum adı altında mallarını şirketlerini arabalarını gasp ediyorlar. Hükümet gasp yapıyor normaldir, mübahtır. AKP eliti karaktersiz yazar, çizer tayfasıyla birlikte memleketi soyup soğana çevirdiler. Biz eleştirince vatan haini onlar vatansever. Siz sapkın bir tarikatsınız başka bir şey değilsiniz. Bize de bu anlayışlarını dayatıyorlar. Sapkın bir tarikatın pratik politikalarıyla mücadele ediyoruz. Ahlaki sınır etik kural tanımıyorlar. Kanun nizam tanımıyorlar. Dönüp dolaşıp yasa dışılığı bize yüklemeye çalışıyorlar. Cumhurbaşkanı anayasayı tanımıyor. Adalet Bakanı tanımıyor, savcı da tanımıyor, bizi kim koruyacak. Kanun hukuk bizi korumayacaksa bizi kim koruyacak? AKP'nin kendisi tehdit haline gelmişse hakim savcı halkı adaleti korumaktan korkuyorsa biz ne yapacağız? Hep birlikte bu adaletsizliğe karşı direneceğiz. Bunlara güven olmayacağını defalarca bizlere ispatladılar."

"SURİYELİ MÜLTECİLERLE DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR"

Demirtaş, iktidarın Suriye politikasını da eleştirerek şöyle konuştu:
"Türkiye'nin geldiği noktanın geri dönülmesi imkansız bir uçurum olduğunu herkes görmeli. Türkiye'yi tümden teslim alamadılar direnen odaklar var. HDP ile direnen bütün demokrasi güçleriyle dayanışmanın zamanıdır. İŞID'in barbar ordusu haftalardır Kilis'e bomba yağdırıyor. İŞID Kilis'i alsa AKP itiraz etmeyecek. 'Roket atıldı' diyemiyorlar 'roket düştü' diyorlar. Siz bizim aklımızla alay mı ediyorsunuz. Roket oradan geçerken sanki ayağı takıldı düştü. Tek bir eleştiri yok. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı'ndan bir şey duyamıyoruz. Gece gündüz bize parmak sallayan AKP yönetimi Saray'daki zat Kilis'e ses çıkarmıyor. Senin beslemelerin olduğu için mi? Parasını verdiğin lojistik verdiğin bu örgütler Türkiye'yi vuruyor diye sesini çıkarmıyor olabilir misin? Saraydaki zat, El Nusra'ya bir gün sesini yükseltemedin be! Katar'la birlikte Suudi kralın ile birlikte onu, siz bütün dünyanın başına bela ettiniz. Bunlar aracılığıyla Suriye'deki bütün insanları mülteci yaptılar. Ne kadar çok mülteci alırsak Türkiye'ye o kadar Suriye'ye müdahale etme hakkı doğar diye düşündüler. Buraya getirdikleri Suriyeliler'i El Nusra İŞID'i örgütlediler. Suriyeli gençler içinden bunları devşirdiler. Suruç, Ankara Garı'nda olduğu gibi bizzat kendi örgütledikleri çocukları canlı bomba yaptılar. Avrupa'ya şantaj olarak sürdüler ve kullanmaya ayladılar. Yüz binlercesini Ege Denizi'ne sürdüler, bilerek yaptılar. İnsanlık dramını bilerek örgütlediler ki AB, Saray'daki zat'a mecbur kalsın. Şimdi aynı mültecileri demografik nüfus müdahalesi için kullanıyorlar. Maraş'ta Alevi bölgesine yerleştiriyorlar. Suriye sınırında yeni kentler kurma hazırlıkları var. TOKİ'ye büyük uydu kentler yaptırarak, Suriyeli Arap mültecileri yerleştirip demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyorlar. Lafa gelince, 'insanlık yaptık' diyorlar. Sinekten yağ çıkarmaya çalışan tüccar kafalı siyasetçilerdir. Mülteci pazarlığı yaptılar. 3 mü verirsin, 6 mı verirsin diye. Alman Başbakanı gelip Antep'te mültecileri ziyaret etti. Bu savaşın sorumlusu sizlersiniz. Asıl bunun hesabını verin haklara."

"BUNLARIN SURATI KÖSELE GİBİ"

HDP'li Demirtaş sözlerine şöyle devam etti:
"Yollara düşen tüm savaş mağdurlarını bir kez daha kendi çıkarları için kullanmaktan asla utanmıyorlar. Cüppesiz Ahmet Hoca ülkede ifade özgürlüğü var diyor. Yalan ustaları bunlar ya. Ben bunların birini söylemsem anında yüzüm kızarır görürsünüz bunlarda öyle bir şey yok. Bunların suratı kösele gibi. Siyasetlerini yalan üzerine surmuşlar. Bu halka yalan söyleye söyleye savaş çıkardınız. Diyorlar ya 'terörün belini kırdık' diye. Cüppesiz Ahmet Hoca bitirdiysen barış süreci adına yeni bir sürece geçin. Yok öyle değilse halka yalan söylüyorsanız neden istifa etmiyorsunuz. Siz Cizre'de üniversite öğrecisini katlettiniz. Siz PKK'yı dünden daha güçlü hale getirdiniz. Demokratik siyaseti destekleyip önünü açmak yerine zulüm yaptınız şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz. Bütün zorluklara rağmen bize 'sizi meclisten atıyorlar biz nasıl gelelim' diyorlar. PKK'ya yardım yapılıyorsa asıl siz yapıyorsunuz kardeşim. Siyasete bir kişi geliyorsa 10'u dağa çıkıyor. Cizre'de, Sur'da, Silopi'de yapıp sonra bizi suçladıkları zaman üstelik 'parlamentodan atacağız' dedikleri zaman gençler yönünü dağa çeviriyor. PKK'yı büyüten şey biz değiliz sizsiniz. Bu yanlışlardan dönseniz ülkeyi üç günde barışa taşıyabilirsiniz. Ne barış diyorlar ne bizim çabamıza saygıları var."

"SİYASETTE ÇARKÇILIK KONUSUNDA BİR NUMARALAR"

Demirtaş, hükümete yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Kandan şiddetten beslenen politikayı siyasetin merkezine oturttular. Siyasette çarkçılık konusunda bir numaralar. İsrail ile ilişkileri düzeltmek için atmadıkları takla yok. İsrail için dün 'terör devletidir' deyip bizi İsrail'in yavrusu olmakla suçluyorlardı şimdi İsrail ile barışmak için takla üstüne takla atıyorlar. Mısır'a ne oldu? Rabia nerede kaldı? Hani o ağlamalar, mikrofonlar önünde şırıl şırıl gözyaşı dökmeler nerede kaldı? İstanbul'dan nasıl Sisi'ye selam yolladı. Böyle bir kalitesizlik ilkesizlik olur mu? Ben bir konuşmamda Mısır'a teşekkür ediyorum desem havuz medyası beni perişan ederdi. Nasıl döndünüz, ne ara döndünüz? Mesele Sisi meselesi değil orası büyük bir devlet Türkiye'nin ilişkide olması lazımdı zaten ilişkiyi kesmeleri hataydı."

"ÖCALAN'IN MEKTUBU OKUNURKEN HEPİNİZİN AĞZININ SUYU AKIYORDU"

Demirtaş, şöyle konuştu:
"Ergenekon'un savcısı bunlardır. Dışarı kaçan savcının heykelini dikecek noktaya gelmişlerdi. Kimdi o? Zekeriya Öz. Yargıtay karar verdi, sanırsın ki AKP yıllardır bu karar için uğraşıyor. Çözüm süreci devam ederken Kürtler kardeşti şimdi çözüm barış diyen, PKK'ye yardım etmiş oluyor. Cüppesiz Ahmet Hoca ve de Saray'daki zat bir yıl önce Öcalan'ın mektubu okunurken hepinizin ağzının suyu akıyordu, utanın ya! Benim yedi sülalemden biri Singapur'da kumar masasında görüntülense neler yapılırdı. Oğlunun günahı, suçu, ahlaksızlığı neyse onundur ama siz de bize karşı ahlaklı olun. Eşim sağlık raporu aldı ve tedavi görüyor. Yıllardır eşim devleti soymuş diye yazıldı. Olmayan oğlum ABD'de okuyormuş dendi. Arşivde duruyor. Benim oğlum yok. Bu ülkenin cumhurbaşkanı, 'oğlu ABD'de okuyor' dedi ya! Bize karşı öyle de seninki kumar masasında görüntülenince ona da bir şey söyle. Böylesine ahlaksız siyaset yürüterek 14 yıldır ülkeyi vahim bir noktaya getirdiler. Muhalefet bir bakın. Çakma milliyetçi gözünü Saray'a dikmiş oradan gelecek 'aferin'e bakıyor. Ana muhalefet rolünü oynamak yerine AKP'yi kızdırmamak için yanlış üstüne yanlış yapıyor."

"KİRALIK İŞÇİ BÜROLARI KURULACAK"

Demirtaş, örgütüne 1 Mayıs'ta alana çıkma talimatı vererek, şunları söyledi:
"1 Mayıs'ta alanlara çıkacağız. O meydanı öyle doldurun ki emekçileri çalışanları demokrasiyi ve barışı haykırın. Adına istihdam yasası diye bir isim koymuşlar kiralık işçi büroları kurulacak. Aslında kölelik yasası. İş güvenceniz yok. Bu yasayla birlikte kiralık işçi büroları açılacak. AKP'ye yakın büyük işadamları şu anda bürolarını dayadı, döşedi hazır bekliyor. Emrinde 5 bin kiralık işçi olacak. Ben iş bulma kurumuyum diyecek. Hepiniz o büroya koşacaksınız. İş bulmak isteyen oralara gidecek. Orada iş yok. Onarla sözleşme yapacaksınız. Beni istediğim yere kiralayabilirsin. Kiralık işçi olarak gidersen bir yere işçi var. Ama o şirketin dışında iş arayamazsın. Şirket seni istediği yere kiralayabilir. Beş günlüğüne seni limana gönderiyorum 15 gün tarlada çalış. 6 aydan fazla değil, seni kiralık olarak gönderecek. Kiralık işçiyi mal gibi hor kullanacaklar. Ölseniz işyeri sizden sorumlu değil siz kiralık işçisiniz. Kime karşı dava açacağınız görünmez, kıdem tazminatı yok zaten bir yıldan fazla çalışamazsınız. İşsizlik gerçekte yüzde 25. Şu anda kadrolu olanlar! Artık patronunuz sizi maliyeti yüksek görecek, kiralık işçi firmasından beş işçi çalıştırırım yeni gelenin patronu da ben değilim. Sizi işten çıkaracak."
Demirtaş, konuşmasının sonunda salonu kendilerine tahsis eden Makine Mühendisleri Odası'na teşekkür ederek, "AKP'li bir milletvekili çıktı neydi adı Atilla Kaya. MMO bize salonu tahsis ederek teröre destek veriyormuş. Bu anlayışı, zihniyeti şiddetle kınıyorum" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, konuşmasının ardından salondan ayrıldı.