Zaman Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın yurtdışındaki kızıyla yaptığı telefon görüşmeleri, iddianamede darbe suçu olarak gösterildi. Twitter hesabından buna sert tepki gösteren Ekrem Dumanlı, “Bir hukuk adamı telefonlar kime ait diye araştırmaz mı?” diye sordu. Dumanlı'nın açıklamaları özetle şöyle: “Sadece gazetecilik yaptığı için Silivri'de tutuklu bulunan ve haklarında müebbet hapis cezası istenen meslektaşlarım Can Dündar ve Erdem Gül için hazırlanan iddianameden adımın geçtiği bölümü okudum. İlk izlenimim, okuduğum metin bir iddianameden daha çok üçüncü sınıf bir film senaryosuna benziyor. Buna imza atan savcının bir an önce mesleğini bırakması gerekiyor.

Bana isnat edilen ‘olmayan bir terör örgütü'nün yöneticiliği suçlamasına delil olarak sayın savcının iddianameye dahil ettiği haber ve yazılar tamamıyla bir gazetecilik faaliyetinden ibarettir. Bu yazıları kimseden talimat almadan yazdım ve bugün de yazdıklarımın arkasındayım. Meslektaşım Can Dündar'ın ifadesiyle ‘savcı talimatla yazdığımı iddia ederek kendisiyle karıştırmış.'

Savcının 14 Kasım 2013 tarihli manşet, yazı ve haberlerden sonra iktidar çevresinden birtakım kişilerin teknik takibe uğradığı iddiası kocaman bir yalandır. Üstelik bu iddiasına delil ortaya koyamamıştır. İddianamenin bana ait telefon HTS kayıtlarının yer aldığı bölümü tam bir komedi. Savcının ‘dış mihraklarla olan karanlık ilişkilerime (!)' delil olarak iddianameye dâhil ettiği görüşmeler, halen görevde bulunan Zaman Gazetesi'nin Washington, Brüksel ve Londra temsilcileriyle yaptığım rutin görüşmelerden ibarettir. Bir hukuk adamı böylesine ağır bir suçlamayı yapmadan önce “Bu telefonlar kime ait?” diye araştırmaz mı?

Daha da vahim bir iddiada bulunuyor savcı bey: O dönemde ABD'de öğrenci olarak bulunan kızımla yaptığım telefon görüşmeleri de aynı ‘karanlık ilişkiler' kontenjanından iddianameye dahil ediyor. Ayıp değil mi, günah değil mi? Hakkımda açılan onca soruşturma ve davada bir tanecik olsun somut bir suçlama ve delil ortaya konamadı.