BM İnsan Hakları Konseyi'nde düzenlenen Burundi özel oturumunda konuşan Zeyd, ülkede artan şiddet olayları, sindirme, baskı ve nefret söyleminin son derece endişe verici olduğunu ve ülkeyi tekrar karanlık geçmişine sürükleyeceğini söyledi.

Zeyd, "Burundi'deki şiddet olaylarının bölgesel bir krize dönüşebileceği" uyarısında bulunarak, uluslararası topluma krizin daha fazla büyümemesi için acil, güçlü ve kararlı adımlar atması çağrısını yaptı.

Zeyd, "Burundi patlama noktasında, iç savaşın eşiğinde. Geçtiğimiz nisan ayından beri artan şiddet olaylarında en az 400 kişi öldürüldü ve ölü sayısı daha yüksek de olabilir. 68 kişi yargısız infaz edildi ve yine en az 3 bin 496 kişi siyasi krizle ilişkili olarak tutuklandı, 220 bin kişiyse komşu ülkelerde mülteci konumuna düştü" diye konuştu.

Burundi'de hükümet, hükümet karşıtları ve halkın artık birbirine güvenmediğini ifade eden Zeyd, ülkenin "kaynama noktasında" olduğununu ve en ufak bir kışkırtmayla "tepe taklak" olacağını belirtti.

Zeyd, Burundi hükumetine ise hükümet yanlısı silahlı milislere silah sağlamayı bırakması ve güvenlik güçleri ve istihbarat servisinin hukuk kurallarına uygun hareket etmesi için gerekli önlemleri alması çağrısında bulundu.

Türkiye Burundi'de artan şiddet olaylarından endişeli

Oturumda söz alan Türkiye'nin BM Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Ferden Çarıkçı ise Türkiye'nin Burundi'de artan şiddet olayları, insan hakları ihlalleri, yargısız infazlar ve insan hakları savunucularının sindirilmesinden son derece endişe duyduğunu kaydetti.

Çarıkçı, Burundi hükumetine ülkedeki bütün ihlallere ilişkin, tarafsız ve bağımsız soruşturma başlatması çağrısında bulunarak, ülkedeki kutuplaşmanın ancak bütün tarafların diyalog kurmasıyla çözülebileceğini vurguladı.

Büyükelçi Çarıkçı, Türkiye'nin BM, Doğu Afrika Topluluğu ve Afrika Birliği gibi uluslararası ve bölgesel örgütlerin gayretlerine destek verdiğini söyledi.

Burundi'de 10 yıldır iktidarda bulunan Devlet Başkanı Pierre Nkurunziza, hükümetle silahlı gruplar arasında 28 Ağustos 2000'de imzalanan Aruşa Anlaşması'ndaki devlet başkanının yalnızca iki kez seçilebileceğine ilişkin maddeye rağmen nisan ayında 3. kez adaylığını açıklamıştı. Anayasa Mahkemesi de "2005'te atamayla göreve gelen Nkurunziza'nın 3. kez aday olmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı" yönünde görüş beyan etmişti.

Bunun üzerine muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, kararı protesto için sokaklara dökülmüş, çıkan olaylarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. Ardından 21 Temmuz'da yapılan devlet başkanı seçiminde oyların yüzde 69'unu alan Nkurunziza 20 Ağustos'ta yemin etmişti.

Yetkililer, olayların patlak verdiği nisan ayından bu yana yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıklamıştı.

Silahlı kişilerce cuma günü üç askeri birliğe yapılan saldırı ve sonrasındaki çatışmalarda 79'u ayrılıkçı, 8'i asker toplam 87 kişi hayatını kaybetmişti.

ABD ve Kanada makamları olayın ardından, Burundi'deki vatandaşlarına, artan şiddet olaylarından dolayı ülkeyi terk etmeleri çağrısı yapmıştı.