Tutuklu olduğu Bakırköy Cezaevi önünde Fincancı için açılan deftere, "Gerçekler özgür olsun diye senin bıraktığın yerdeyiz. Seni ve tutuklu nöbetçi yayın yönetmenlerini bu hapishanelerden çıkarmak için bizler de nöbetteyiz" yazan Yüksekdağ, yaptığı basın açıklamasında, tutarlı, kararlı bir insan hakları savunucusu olarak Fincancı'nın, zor duruma düşen, temel hakları ihlal edilen insanların yanında olduğunu, dayanışmayı önemli bir insan erdemi olarak yükseltmeyi kendisine görev bildiğini anlattı.


Yüksekdağ, siyasi iktidarın, dayanışma erdemini kuşanan insanları özel olarak hedeflediğini iddia ederek, şöyle konuştu:


"Tutuklu akademisyenler örneğinde olduğu gibi Özgür Gündem gazetesi ile söz, basın özgürlüğü gerekçesiyle dayanışma amacıyla nöbetçi genel yayın yönetmenliği yapan arkadaşlarımız tutuklandı. Eğer bir toplumun dayanışma ve birbirine sahip çıkma refleksini, damarını kurutursanız, buraya saldırırsanız, o toplumu ele geçirmeyi başarabilirsiniz. Şu an faşizan zihniyetle düşünen siyasi iktidar böyle bir hesap üzerinden üç genel yayın yönetmenini tutukladı, tutuklattı. Bu, bizlerdeki dayanışma bilincini ve birbirimize sahip çıkma kararlılığını ortadan kaldırmadı, kaldıramayacak da. Özgür Gündem gazetesi ile dayanışan ve bu dayanışmanın bedelini hapishanede ödeyen arkadaşlarımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz."


Basın özgürlüğü ve özgürlükler mücadelesi nedeniyle hapishanelerde tutulanların özgürlüğü için kararlı, geniş ve güçlü biçimde mücadele edeceklerini belirten Yüksekdağ, "Nasıl tutuklu akademisyen arkadaşlarımızı o hapishane duvarları içerisinden alıp çıkardıysak, dayanışmamız, birliğimiz ve mücadelemiz o kapıları açtıysa bir kere daha aynısını başaracağız." dedi.


Yüksekdağ, Fincancı, Nesin ve Önderoğlu'nu tutuklama kararı verenlere, "Gerçeklerden korkmayın. O gerçekler sizi de kurtaracak. Düştüğünüz bu bataklıktan, içinde debelendiğiniz o çamurun, çirkefin içerisinden gerçekler kurtaracak sizi. Şebnem Hoca, Ahmet Hoca, Erol Önderoğlu gibi tutarlı demokratlar, temel insan hakları değerlerine inananlar ve onların gerçek peşindeki bu mücadelesi, duruşu sizi kurtaracak. Bir gün kurtarılmaya siz de ihtiyaç duyacaksınız, işte o zaman gerçeklere sizin de ihtiyacınız olacak." çağrısını yaptı.


Basının özgür olmadığı bir yerde herkesin özgürlüğe ihtiyacı olduğunu dile getiren Yüksekdağ, konuşmasını şöyle tamamladı:


"Basının bu kadar tutsak, baskı altında olduğu bir memlekette özgürlük ihtiyacı gerçeğe ulaşma ihtiyacı, ekmek, su gibi temel ihtiyaca dönüşüyor. Bugün basının susturulmasına onay verenler, 'Basın organları susturulmasın' diye dayanışma hareketi geliştirenleri hapse atanlar, attıranlar, bu politikayı onaylayanlar, bu özgürlüğe, bizlerin bulmak için direndiği özgürlüğe ihtiyaç duyacaklar. Her yerde basın özgürlüğü, insan özgürlüğü, demokrasi için her zamankinden daha fazla yan yana durmaya; bu dayanışmayı, birliği ve demokratik direnişi büyütmeye ihtiyacımız var. Bu ülke bizlerindir, bu topraklarda özgürce, onurluca yaşamak isteyenlerindir. Bu ülkeyi basın, özgürlük alanları üzerinde hegemonya kuran diktatörlük heveslilerine asla ve asla bırakmayacağız, terk etmeyeceğiz."