Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçmişini anlatan Akif Beki, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Bülent Arınç'ı en güçlü zamanlarında eleştirdiğini hatırlatıp "Allah’ları var; kızdılar, kırıldılar ama medeni diyaloglarını kesmediler. Beni ihanetle, satılmışlıkla filan suçlamadılar. Varlığımı onlara borçlu olduğumu söyleyen tahsilatçılar dayanmadı kapıma. Fikir kölesi kılma zorbalıklarına maruz kalmadım." dedi.

ESKİ DERİN DEVLET ÇETELERİNİN YERİNİ SIĞ DEVLET ÇETELERİ ALDI

"Her yapılanı, her söyleneni çılgınlar gibi alkışlatmaya memur edildiğini sanan tetikçiler sardı şimdi etrafı" diyen Akif Beki, "Eskinin derin devlet çetelerinin yerini, sanki sığ devlet çeteleri aldı. ‘Kendi fikrin olması’na hayat hakkı tanımıyorlar" ifadelerini kullandı.

REİSÇİ SÜSÜ VERMİŞ FAŞİST BOZUNTULARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son çıkışlarıyla sonuna kadar hemfikir olduğunu vurgulayan Akif Beki, "Kendilerine Reisçi süsü veren faşist bozuntularını boşa çıkardı" dedi.

KOLPACIYMIŞ MEĞER KAPIMDA GÜRÜLTÜ KOPARANLAR!

"Mürit aramayan siyasette, zorla mürit devşiren tetikçilere ve mafyatik çeteleşmelere de yer yoktur" diye başlayan Akif Beki, "Allah’ı var; Erdoğan hepsini açığa düşürdü, kolpacıymış meğer kapımda gürültü koparanlar. Sürsünler şimdi merkebi Niğde’ye, haydi yallah..." yazdı.

İşte o satırlar:

İktidarın, aklıma yatmayan söylem ve politikalarına ya eleştirel yaklaştım ya da mesafeli durdum.

Fakat her yapılanı, her söyleneni çılgınlar gibi alkışlatmaya memur edildiğini sanan tetikçiler sardı şimdi etrafı.

Eskinin derin devlet çetelerinin yerini, sanki sığ devlet çeteleri aldı.

‘Kendi fikrin olması’na hayat hakkı tanımıyorlar.

Gözü kapalı sadakat ispatı istiyorlar. Doğrusunu yanlışını sorgulamadan mecburi destekçiliğe, körü körüne bağlılığa zorluyorlar.

***

Hasılı; benim açımdan kavga İslamcı olan-olmayan kavgası değil. Kendi fikrine sahip olup olamayacağın kavgası.

Başından beri öyleydi...

Ve kavgamı, tahsilatçı kılıklılara çaldırmamakta kararlıyım.

Bu yüzden de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son çıkışlarıyla sonuna kadar hemfikirim.

Kendilerine Reisçi süsü veren faşist bozuntularını boşa çıkardı.

“Benim adıma söz sahibi değildirler” dedi. Fitne ürettiklerini ve bunlara fırsat vermeyeceğini söyledi.

“İradesini şu veya bu kişiye teslim eden değil... Kendi fikriyle, kendi düşüncesiyle, kendi kararıyla hareket eden gençlere ihtiyacımız var” sözününot ettim. Serlevha gibi hikâyemin en tepesine çiviledim.

***
Bundan sonra, alacak tahsili için kapıma gelecek naylon Reisçiler, o değişmez tabelayı bulacak karşısında.

Sahte sözcüler için altına da Erdoğan’ın şu sözlerini kayıt düşüyorum. “Tekkeye mürit aramıyoruz.”
Yani siyaset, şeyhlik iddiası taşımaz. Mürit aramayan siyasette, zorla mürit devşiren tetikçilere ve mafyatik çeteleşmelere de yer yoktur.

Allah’ı var; Erdoğan hepsini açığa düşürdü, kolpacıymış meğer kapımda gürültü koparanlar. Sürsünler şimdi merkebi Niğde’ye, haydi yallah...