İşte BBC Türkçe’den Burhan Ekinci’nin haberi; çatışma ve operasyonlar sonrası büyük bölümünde yasakların kalktığı Diyarbakır'ın merkez ilçesi Sur'dayım.
Bir esnaf ekonomik durumu bu sözlerle özetliyor. Genç bir kadın, “Sur açık fabrikaydı, binlerce insan çalışıyordu. Ekonomik canlılık vardı, şu an her şey durmuş” sözleriyle Sur'daki genel tabloyu değerlendiriyor. Sur'da dükkanlar açık ama canlılık pek yok. Esnaf kaygılı, genel bir mutsuzluk göze çarpıyor.

KURU KALABALIK

43 yaşındaki Sur esnafı Mehmet, geçen yıla göre işlerinin yüzde 90 civarında düştüğünü söylüyor ve “Geçen yıl günlük bin TL civarında ciromuz vardı, şimdi yüz, iki yüz TL ancak kazanabiliyoruz. Hükümetin açıkladığı yardım sözünü bekliyoruz” diyor.

Sur'da geçen yıl dükkan kiraları fahiş rakamlara ulaşmış. Çatışmalar sonrası ciddi bir düşüş var. Boş dükkanlar göze çarpıyor. Kuyumcular çarşısında bir dükkan sahibi, çatışmalarla birlikte kimsenin dükkanını kiralamadığını söylüyor ve “Aylardır boş” diyor.

Sur'un büyük bölümünde sokağa çıkma yasağı kalkmış ama giriş çıkışlar kontrollü. Kent sakinleri, alış verişlerini kentin farklı yerlerinde yapmayı tercih ediyor. Ama Sur esnafıyla dayanışma içinde olanlar da var. Günlük hayatta canlılık başlamış. Surlu bir esnaf “İnsan kalabalığı var ama bu bize yansımıyor” diyor.

Ahmet Sayar, insanların yaptığı işten, yediği yemekten mutlu olmadıklarını söylüyor ve “Kimse halinden memnun değil. Çarkı dönen de mutlu değil” sözleriyle esnafın psikolojisini anlatıyor.

YÜZDE 50 CİRO KAYBI

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), operasyonların bitmesi sonrası 395 Sur esnafı ile yüz yüze bir anket yapmış. Anket sonucunu BBC Türkçe'ye açıklayan DTSO Başkanı Ahmet Sayar, bugün istihdamda çatışmalar öncesindeki tabloya kıyasla yüzde 30’luk bir düşüş olduğunu söylüyor.
Sayar, kent genelinde de birçok sektörün ciro kaybının yüzde 50'lere vardığını da açıklıyor.

 

Kürt iş adamı Şahismail Bedirhanoğlu, bölgede ekonominin dibe vurduğunu belirtiyor. Diyarbakırlı iş adamı Burç Baysal'a göre de şehir çatışmaları, kent ekonomisini durma noktasına getirdi. Hakkarili iş adamı Servet Taş “Ekonomi tam bir çöküş içinde” derken, bir diğer Kürt iş adamı Behlül Yavuz, büyük sektörlerde yüzde 50 üzerinde işçi çıkaranların olduğunu belirtiyor. Bedirhanoğlu, bölgenin iş kapasitesinin yüze 50'nin altına düştüğünü hatırlatıyor. O'na göre, hizmet sektöründen inşaat, turizm ve gıda sektörüne kadar firmalar ağır bir tablo ile karşı karşıya.

‘EKONOMİ DİBE VURDU’

İş çevresinden kiminle konuşsam şehir çatışmalarının ne kadar süreceğinin belirsizliğinin yatırımcıları doğrudan etkilediğini dile getiriyor.
“Sermaye ürkektir, çatışmalı ortamları sevmez” diyorlar. Bölgedeki yatırımını durduranlar kadar, geri çekenler bile var.
Kapanan firmalar olduğu kadar, istihdam azaltmasına gidenlerin sayısı bir hayli fazla. İş çevrelerinde ve esnafta genel kanı iki kelimeyle özetleniyor: “Günü kurtarıyoruz.”

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) bir firmada muhasebecilik yapan Bıral Aytekin durumu, “Bir yıllık çatışma ortamı ekonomiyi sadece bir yıl durdurtmadı, beş yıl geriletti” sözleriyle özetliyor.

Diyarbakır Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Başkanı Burç Baysal'a göre, OSB'de yaklaşık 40 firma kapandı, mevcut kapasite yüzde 25'e düştü.
Bin kişiye yakın istihdam kaybı yaşandı. Baysal, “Bölgedeki işletmeler kendilerinden feragat ediyor. Kendi işletmelerimizde yüzde 25 oranında bir küçülmemiz var” diyor.

OTELLER BOŞ

Şehir çatışmaları bölgenin turizmini de doğrudan etkilemiş. Çözüm sürecinde bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısında önemli artış yaşanmıştı.
Son bir yıldır, yerli turist gelmediği gibi yabancı turistlere rastlamak da imkansız.

Bir yıl önce mevcut otellerin yatak kapasiteleri kaldırmadığı için Diyarbakır'da zincir otel inşatları başlamıştı. Şu an yeni yatırımlar yok, mevcut otellerde doluluk oranları en dipte. Ahmet Sayar “Bir yıl önce otellerde yüz 60 doluluk oranı vardı. Şu an yüzde 20'nın altına düştü” diyor.

 

Şahismail Bedirhanoğlu yasaklar boyunca Sur'daki otellerinin kapalı kaldığını, yeni yeni açtıklarını ancak doluluk oranlarının yüzde 5'lerde olduğunu hatırlatıyor ve Sur'daki tüm oteller için bunun geçerli olduğunu da vurguluyor.

‘TEK BİR FUAR BİLE YAPMADIK’

Kentte yapılan büyük çaptaki ekonomi fuarları da şehir çatışmalarından etkilenmiş. DSTO, kentte her yıl ortalama 11, 12 fuar düzenliyordu. Hedefleri bu sayıyı daha da çoğaltmaktı. DSTO Başkanı Ahmet Sayar, “Çatışmalar başladığından beri bir fuar bile yapamadık. Çok istememize rağmen dışarıdaki firmalar güvenlik kaygılarından dolayı gelmek istemedi” diyor.

ÇATIŞMALAR BAŞLADI İŞSİZLİK ARTTI

Bölgede iş arayanların sayısı çoğalmış ama iş yok. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2016 yılı Ocak döneminde geçen yılın aynı dönemine işsizlik oranın en yüksek olduğu şehirler arasında öatışmaların yaşandığı Diyarbakır, Mardin ve Şırnak da var. İşini kaybedenler bir hayli fazla. Bunlardan biri de Adar. Çatışmalar sonrası kafesini ve işini kaybeden Diyarbakırlı genç kadın ile Hasanpaşa Hanı'nda buluşuyoruz. Tarihi handa kafeler, dükkan açık. Canlılık var. Ama esnaf bunun kendilerine yansımadığını söylüyor. Adar, bir arkadaşıyla birlikte sokağa çıkma yasağının hala sürdüğü Sur'un Savaş Mahallesi'nde eski bir Ermeni evini bir yıl önce kiralayıp, restore ederek, kafe açtıklarını anlatıyor.

 

YÜZDE 50 CİRO KAYBI’

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), operasyonların bitmesi sonrası 395 Sur esnafı ile yüz yüze bir anket yapmış. Anket sonucunu BBC Türkçe'ye açıklayan DTSO Başkanı Ahmet Sayar, bugün istihdamda çatışmalar öncesindeki tabloya kıyasla yüzde 30’luk bir düşüş olduğunu söylüyor.
Sayar, kent genelinde de birçok sektörün ciro kaybının yüzde 50'lere vardığını da açıklıyor. Kürt iş adamı Şahismail Bedirhanoğlu, bölgede ekonominin dibe vurduğunu belirtiyor. Diyarbakırlı iş adamı Burç Baysal'a göre de şehir çatışmaları, kent ekonomisini durma noktasına getirdi. Hakkarili iş adamı Servet Taş “Ekonomi tam bir çöküş içinde” derken, bir diğer Kürt iş adamı Behlül Yavuz, büyük sektörlerde yüzde 50 üzerinde işçi çıkaranların olduğunu belirtiyor.

Bedirhanoğlu, bölgenin iş kapasitesinin yüze 50'nin altına düştüğünü hatırlatıyor. O'na göre, hizmet sektöründen inşaat, turizm ve gıda sektörüne kadar firmalar ağır bir tablo ile karşı karşıya.

‘EKONOMİ DİBE VURDU’

İş çevresinden kiminle konuşsam şehir çatışmalarının ne kadar süreceğinin belirsizliğinin yatırımcıları doğrudan etkilediğini dile getiriyor.
“Sermaye ürkektir, çatışmalı ortamları sevmez” diyorlar. Bölgedeki yatırımını durduranlar kadar, geri çekenler bile var.
Kapanan firmalar olduğu kadar, istihdam azaltmasına gidenlerin sayısı bir hayli fazla. İş çevrelerinde ve esnafta genel kanı iki kelimeyle özetleniyor: “Günü kurtarıyoruz.”

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) bir firmada muhasebecilik yapan Bıral Aytekin durumu, “Bir yıllık çatışma ortamı ekonomiyi sadece bir
yıl durdurtmadı, beş yıl geriletti” sözleriyle özetliyor.

Diyarbakır Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Başkanı Burç Baysal'a göre, OSB'de yaklaşık 40 firma kapandı, mevcut kapasite yüzde 25'e düştü.

Bin kişiye yakın istihdam kaybı yaşandı. Baysal, “Bölgedeki işletmeler kendilerinden feragat ediyor. Kendi işletmelerimizde yüzde 25 oranında bir küçülmemiz var” diyor.

‘TURİZM ETKİLENDİ OTELLER BOŞ’

Şehir çatışmaları bölgenin turizmini de doğrudan etkilemiş. Çözüm sürecinde bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısında önemli artış yaşanmıştı.
Son bir yıldır, yerli turist gelmediği gibi yabancı turistlere rastlamak da imkansız.

Bir yıl önce mevcut otellerin yatak kapasiteleri kaldırmadığı için Diyarbakır'da zincir otel inşatları başlamıştı. Şu an yeni yatırımlar yok, mevcut otellerde doluluk oranları en dipte.

Ahmet Sayar “Bir yıl önce otellerde yüz 60 doluluk oranı vardı. Şu an yüzde 20'nın altına düştü” diyor. Şahismail Bedirhanoğlu yasaklar boyunca Sur'daki otellerinin kapalı kaldığını, yeni yeni açtıklarını ancak doluluk oranlarının yüzde 5'lerde olduğunu hatırlatıyor ve Sur'daki tüm oteller için bunun geçerli olduğunu da vurguluyor.

‘TEK BİR FUAR BİLE YAPMADIK’

Kentte yapılan büyük çaptaki ekonomi fuarları da şehir çatışmalarından etkilenmiş. DSTO, kentte her yıl ortalama 11, 12 fuar düzenliyordu.
Hedefleri bu sayıyı daha da çoğaltmaktı. DSTO Başkanı Ahmet Sayar, “Çatışmalar başladığından beri bir fuar bile yapamadık. Çok istememize rağmen dışarıdaki firmalar güvenlik kaygılarından dolayı gelmek istemedi” diyor.

ÇATIŞMALAR BAŞLADI İŞSİZLİK ARTTI

Bölgede iş arayanların sayısı çoğalmış ama iş yok. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2016 yılı Ocak döneminde geçen yılın aynı dönemine işsizlik oranın en yüksek olduğu şehirler arasında öatışmaların yaşandığı Diyarbakır, Mardin ve Şırnak da var. İşini kaybedenler bir hayli fazla. Bunlardan biri de Adar. Çatışmalar sonrası kafesini ve işini kaybeden Diyarbakırlı genç kadın ile Hasanpaşa Hanı'nda buluşuyoruz.

Tarihi handa kafeler, dükkan açık. Canlılık var. Ama esnaf bunun kendilerine yansımadığını söylüyor. Adar, bir arkadaşıyla birlikte sokağa çıkma yasağının hala sürdüğü Sur'un Savaş Mahallesi'nde eski bir Ermeni evini bir yıl önce kiralayıp, restore ederek, kafe açtıklarını anlatıyor.

Adar, açtığı kafenin “Yeşilçam oyuncularından Sami Hazinses'in eviydi” diyor.
Sermayeleri yokmuş. Genç kadın, “Kendi ellerimle boyadım, masalarını, sandalyelerini kendim taşıdım. Şimdi kafemiz ne durumda bilmiyorum. Yasak sürüyor. Yıkıldı mı, kaldı mı haberim yok” diyor.

Sokağa çıkma yasağı ve operasyon başlayınca kafeyi kapatmak zorunda kalmışlar. Kendisiyle birlikte beş arkadaşı işsiz kalmış.

Adar “Şehir savaşı çıktı, ben ve benim gibi yüzlerce insan işsiz kaldı. Ama benim için bu önemli değil. Önemli olan insanların ölümü ve Sur'daki geçmişimizin silinmesi” diyor.

Doğma büyüme Surlu olan Adar, anılarının yıkıldığını anlatıyor ve “Büyüdüğüm ev, okuduğum okul, yıllar sonra açtığım kafe yok. Hiçbir şey yok” ifadelerini kullanıyor.

‘HAKKARİ’DE SICAK PARA YOK’

Sadece Diyarbakır'da değil, Hakkari'de de durum pek farklı değil. Yüksekova'da yaşanan çatışmalar kentin ekonomisini derinden etkilemiş. Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Servet Taş ile telefonda konuşuyoruz. Taş, kentte ciro kaybının yüzde 60 civarında olduğunu, kapanan iş yerlerin bulunduğunu ifade ediyor ve “Ticaret diye bir şey kalmamış. Hakkari'de şu anda sıcak para yok” diyor. Çözüm sürecinde İran ve Irak'a açılan sınır kapılarının açık olduğunu hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor:

“Hakkari'de madencilik, hayvancılık, ihracat vardı. Çözüm süreci farklıydı. Sınır kapıları açıktı, İran ile özellikle ithalat, ihracat, maden ihracatı yapıyorduk. Hayvancılık gelişmişti, turizm gelişmişti. Hepsi çöktü. Herhangi bir ithalat, ihracat, üretim, imalat yok. Sınır kapıları kapalı. Faydalanamadık.”

KİM SORUMLU?

Kürt iş çevreleri, ‘Olup bitenlerden kimin sorumlu olduğu’ ile ilgili dengeli bir dil kullanıyor. Servet Taş, “Bırakın bizleri coğrafyamız yoruldu” sözleriyle çatışmalı süreci eleştiriyor. Ahmet Sayar, bölgenin ‘olağanüstü bir süreçten geçtiği’ değerlendirmesini yapıyor. Diyarbakırlı Burç Baysal, çatışmalardan her iki tarafın da sorumlu olduğunu söylüyor. PKK'nın şehir savaşı hatasının yanında, devletin de yüksek düzeyde karşılık verme biçiminin yanlış olduğunu savunuyor.

Ahmet Sayar, iş çevresinde olup bitenlere tepkiyi şu sözlerle özetliyor: “Örgütün bu stratejik savaşına eleştiri var, aynı zamanda hükümetin güvenlik politikasına odaklanmasına da eleştiri var.”

Kürt işadamı Behlül Yavuz farklı düşünüyor. O, olup bitenlerin sorumlusunun doğrudan PKK yönetimi olduğunu söylüyor: “PKK, ‘kozik savaşı'ndan (kozik, Zazaca dağlarda keklik avlamak için kurulan pusuya denilir) hendek savaşlarına dönmesi akla ziyandır. Dağda kaybedersen şehirde de kaybedersin.

Şehirde halk deştiğini de kaybetti. Şehirde yüzde 80 üzerinde oy çıkan yerlerde hendek savaşını yürüttü. Oy depolarını kendi eliyle boşalttı. Ben olup bitenlerden PKK'nin bu eylemlerine onay veren yönetimini sorumlu görüyorum. Çarpışan gerillaya söyleyecek bir şey yok. Hendek savaşını yürütenler sınıfta kalmışlardır. Kendi halkına zarar vermişlerdir. Sonuç bölge halkına ticaretine esnaf ve sanatkarına bölge gençliğine alt yapısına zarar gelmiştir.”

İş caimasının öncelikli talebi ise yeniden bölgede çatışmasızlık ortamının hakim olması, çözüm sürecine dönülmesi, müzakerelerin yürütülmesi…