Koza- İpek Grubu'na kayyum atanmasına ilişkin Davutoğlu, "Bu bir hukuki süreç. Hukuki süreçten hareketle hükümeti, yürütmeyi doğrudan suçlamak doğru değil. Herhangi bir şekilde yargıya hükümet müdahale etmediği haller ki etmesi de doğru değil. Sanki müdahale ediliyormuş gibi eleştirilir. Bütün bedel yürütmeye ödetilirse yargının aldığı kararlar her zaman tartışma konusu yapılır. Çok açık ve net bu tamamıyla bir hukuki süreçtir. Bizim tarafımızdan herhangi bir müdahale söz konusu olmamıştır. Müdahale ediliyor gibi bir durum olmuş olsaydı herhalde zamanlamayı başka türlü düşünebilirdim. Ama böyle bir müdahale söz konusu değil.

Herkes bu hukuki sürece saygı göstermek durumunda itiraz varsa hukuk içinde gösterilmiş. Hukuk sürecini tartışma ortamından süratle çıkmamız gerekir. Başkalarına söz konusu olduğunda ses çıkarmayanlar birden kendilerine böyle bir hukuki sonuçlarla kararlar alındığında feryat etmeleri de doğru değil. Vaktinde bu çevrelerin nasıl hukuk ihlalleri yaptığını oralardan nerelere gelindiğini hepimiz biliyoruz. Bir ihlal başka bir ihlali mazur göstermez o anlamda söylemiyorum.

17 Nisan'da bir yargı reformu stratejisi açıkladık. Artık yargının bu gibi tartışmaların dışında görülmesi güvenilir bir niteliğinin öne çıkması lazım. hele hele bazı meslek grupları dokunulmaz gibi idrak edilirse doğru değil. Tabi ki Türkiye'de basın özgürlüğü var. saygı göstermek gerekir. tartışma yapılamasını bile doğru bulmam. Ben de köşe yazarlığı yaptım. Yazılarım nedeniyle 28 Şubat'ta kaldığım zorlukları hepimiz biliyoruz. Hepimiz hesap verebilir konumda olduğumuzu bilmemiz lazım. Siyasi olarak yapılabilecek her türlü spekülasyon, bu davanın özüne de Türkiye'deki sisteme de zarar verir" diye konuştu. 

"ANLAŞABİLSEYDİK 3'LÜ KOALİSYON BİLE OLABİLİR DİYE DÜŞÜNÜYORDUM" 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin koalisyon görüşmelerine ilişkin açıklamalarını değerlendirmesi istenen Davutoğlu şu ifadeleri kullandı:  "Sayın Bahçeli gelinen noktada kendi tabanından bile tepki aldığı için kendi tabanı bile eğer iktidar olamayacaksan neden benden oy istedin ve buna cevap veremediği için çanta açıyor, belge çıkarıyor. Ne yapacağını şaşırdı. 13 Temmuz'da ben, Kılıçdaroğlu ile görüştüm. 14 Temmuz'da Sayın Bahçeli ile görüştüm. Görüşmemizde, seçim hazırlığı hiçbir şey yok. Bahçeli, bana açık bir şekilde 'biz koalisyonu düşünmüyoruz CHP ile konuşun' dedi. Sırf ,ilişki kopmasın MHP ile az olsa bir ip aramızda kalsın diye 'anladığım kadarıyla hiç niyetimiz yok' dedim. 'Hiç niyetimiz yok' dedi. 'HDP ile kurun' dedi. Kendince bize ödev biçiyor. 'peki dedim bari CHP ile yürümezse sizinle tekrar görüşebilmeliyiz' dedim. 3'lü koalisyon bile olabilir diye düşünüyordum. Anlaşabilseydik. 

"BEN O ZAMAN BAHÇELİ'NİN OYUN PLANINI ANLADIM ŞİMDİ O BELGE  BAHÇELİ'Yİ KURTARAMAZ"

Ben o zaman Bahçeli'nin oyun planını anladım sayın Bahçeli şunu demeye çalışıyor. Biz CHP ile kuracağız. Sonra halka dönecek 2 büyük parti birden yıprandığı için aradan belki çıkmayı düşünecek. Elini taşın altına koymayacak. En sonunda Koalisyon kurulamazsa da HDP ile Anayasa hükümetinde aynı yerde bulunmak zorunda kalacağız. Bu da onu kullanacak. İyi niyet yoktu burada. Oturduğumuz andan itibaren hayırları arka arakaya sıraladı. Şimdi belge  Bahçeli'yi kurtaramaz. 

"DURUMDAN BİR ŞEKİLDE SİYASİ BİR KAZANÇ ELDE ETMEYE ÇALIŞAN BİR FIRSATÇI TUTUM BULDUK"

Koalisyona ilişkin zihnimde 9 alternatifli plan vardı. Bütün alternatifleri birer birer tükettik. Karşımızda hükümet kurma cesareti olan muhatap bulamadık. Durumdan bir şekilde siyasi bir kazanç elde etmeye çalışan bir fırsatçı tutum bulduk. Özelikle sayın Bahçeli için söylüyorum. Konuşulan konuların dışarıya taşınma biçimi, yöntemi oldu. Hem sayın Bahçeli  hem Kılıçdaroğlu bırakın devlet ahlakını siyaset ahlakını, kişisel ahlak da bile olamaması gereken bir tavır sergilediler."