Ankara ve Washington arasında ipler gerildi. İki müttefik ülke Suriye'deki Kürt oluşum Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve onun silahlı kanatları YPG ve YPJ'ye farklı bakıyor. ABD Başkanı Obama'nın IŞİD'e Karşı Koalisyon Özel Temsilcisi Brett McGurk'ün önceki hafta sonu PYD kontrolündeki Kobani'ye giderek YPG'lilerle görüşmesine Cumhurbaşkanı Erdoğan tepki göstermiş ve “Ben miyim senin ortağın yoksa Kobani'deki teröristler mi?” çıkışında bulunmuştu. Buna cevabı ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby verdi: “PYD'yi terör örgütü olarak tanımıyoruz. Destek sürecek.” Kirby'nin bu sözleri Ankara'da soğuk duş etkisi yaptı. Hükümetin tepkisini Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu dillendirdi: “PYD'nin bana şimdi zararı yok bugün onunla işbirliği yapabiliriz anlayışı var ama o yılan yarın gelir sizi de sokar.”

 

Kirby, Türkiye'de önceki gece geç saatlere denk gelen açıklamalarında Türkiye'nin “NATO müttefiki ve IŞİD'e karşı mücadelede kilit ortak” olduğunu teyit ederek Ankara'ya işbirliğinden ötürü teşekkür etti ancak PYD konusunda anlaşmak zorunda olmadıklarının altını çizdi. “Bu Kürt savaşçıların, destek sağladığımız bu grupların, IŞİD'e karşı başarılı olduğunu söylüyoruz ve bu desteği sağlamayı sürdüreceğiz çünkü onlar Irak ve Suriye'de yok edilmesi gerektiğine inandığımız örgütün üzerine gidiyorlar… IŞİD'e karşı başarılı olan bu Kürt savaşçıları bu mücadelede önemli bir ortak olarak görüyoruz.” dedi. Erdoğan'ın iddia ettiğinin aksine PYD'ye silah vermediklerini, sağlanan desteğin mühimmat ile sınırlı olduğunu belirtti. Bu mühimmatın da Türk güvenlik güçlerine karşı kullanıldığı yönünde bir gösterge olmadığını ancak bu yönde “delil” ortaya çıkması halinde “gerekli adımları” atacaklarını vaat etti. McGurk'ün Kobani ziyareti nedeniyle de “pişmanlık” duymadıklarını ancak McGurk'ün eski PKK'lı Polat Can ile görüşmesinin planlanmadığını ve bu kişinin o anda orada PYD'yi temsil eder konumda olması nedeniyle gerçekleştiğini savundu.

Çavuşoğlu: Saflık mı diyeyim, ne diyeyim bilemiyorum   

ABD'ye ve Avrupa'ya göre PKK'nın bir “terör örgütü” olduğunu ancak yönetiminde PKK'nın yer aldığı PYD'nin “terör örgütü” sayılmamasının kabul edilemez olduğunu belirten Çavuşoğlu ise “DEAŞ (IŞİD) kötü çünkü radikal ama PYD daha iyi çünkü seküler; böyle bir anlayış olabilir mi? Terör (örgütleri) arasında ‘bu iyi bu kötü' diye tabir olabilir mi?” dedi ve şöyle devam etti: “ABD'nin bir karar vermesi lazım; ortak olarak bizi mi seçiyor terör örgütlerini mi seçiyor. Biz ABD'lilere dostlarımıza çok açık bir şekilde PKK'nın ve PYD'nin nasıl iç içe olduğunu belgeleriyle verdik. PYD'nin yönetiminin içinde PKK'lıların nasıl yer aldığını resimleriyle isimleriyle verdik. Bir tane terör örgütünü terör listesine alıyorsunuz. Onunla beraber olan ve başka bir yapılanma içinde olan başka bir terör örgütünü siz terör örgütü olarak görmüyorsunuz. Buna en hafif tabiriyle saflık mı diyelim ne diyelim bilemiyorum ama bu kabul edilemez.”

Ankara-PYD ilişkisi karışık

Ankara'nın son dönemde PYD'ye yönelik artırdığı itirazlarına rağmen geçmişte bu örgüte bakışının farklı olduğu izlenimi veren gelişmeler yaşanmıştı. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim'in Ankara ve İstanbul'da defalarca devlet görevlileri ile bir araya geldiği iktidar yanlısı basında yer almıştı. 2014 Ekim-Kasım aylarında yüzlerce peşmerge Ankara'nın izniyle Türkiye toprakları üzerinden Kobani'ye geçmiş ve IŞİD karşısında YPG güçlerine destek vermişti. Başbakan Ahmet Davutoğlu da geçen yıl 25 Ocak'ta partisinin Diyarbakır il kongresinde PYD kontrolündeki Kobani'ye selam göndermiş, “Kobani'deki her kardeşimin alnından öpüyorum. Kobani bize tarihin emanetidir.” demişti. Ayrıca bundan 1 ay sonra 22 Şubat 2015'te Türkiye'nin yurtdışındaki tek toprağı olan Suriye içerisindeki Süleyman Şah Türbesi'nin sınıra yakın bir başka bölgeye nakli sırasında da PYD ile işbirliği yapıldığı iddiaları ortaya atılmıştı.    

Zaman'a konuşan uzmanlardan Türkiye eski Irak Temsilcisi, emekli Büyükelçi Osman Korutürk de hükümetin PYD konusunda tutarlı olmadığı görüşünde. Ankara'nın kendi içinde başından bu yana “PKK'nın Suriye uzantısı” şeklinde kodladığı örgütle, patlak veren Suriye krizi sonrasında üst perdeden muhatap alıp, bir araya geldiğini hatırlatıyor. Korutürk, iktidarın sergilediği bu ikircikli tutumun bugün Batı'da kullanıldığını vurguluyor: “Salih Müslim'i defaten Türkiye'de ağırlayan mevcut hükümetti. Dolayısıyla Batılılar Ankara'nın bugün PYD'yi terör örgütü ilan etmesini önemsemiyor. Çünkü daha birkaç yıl öncesine kadar bizzat Türk hükümetinin PYD ile görüştüğünü biliyorlar. Keza Süleyman Şah Türbesi'nin Türkiye sınırına çekilmesinde PYD'nin rol oynadığı da iddia edilmişti. Türbe bugün PYD kontrolündeki bölge sınırları dâhilinde bulunuyor. Ankara işin en başında PYD'ye terör örgütü gibi davranmadığı için bugün takındığı tavır dünyaya inandırıcı gelmiyor.”

‘ABD, gelecekte Suriye'de ‘Kürdistan' görüyor'

İstanbul Üniversitesi'nden Doç. Dr. Bekir Günay da Suriye'de günün sonunda Kürdistan devletinin kurulacağına kanaat getiren Washington'un Türkiye'ye rağmen PYD ile işbirliğini artıracağını belirtiyor. Günay, Suriye bataklığına asker sokmak istemeyen Obama Yönetimi'nin bölgedeki çıkarlarını daha az maliyetli PYD ve peşmerge gibi yerel güçler üzerinden korumaya çalıştığını vurguluyor: “ABD açısından PYD sahada kullanılabilen düşük maliyetli, etkili bir güç. Washington bugün IŞİD ile mücadelede işbirliği yaptığı PYD/YPG gücünün yakın gelecekte kurulması beklenen Suriye Kürdistan'ının ana unsuru olacağını öngörüyor. PYD'ye bugünden yakın durarak muhtemel Suriye Kürdistan'ını yanına çekmeye çalışıyor. Yeni dönemde ABD bölgede Türkiye'nin hiç arzu etmediği yeni müttefiklerle iş tutabilir. Bu noktada Ankara, Batı'ya rest çekmeden, onlarla yeni bir işbirliği zemini oluşturmaya odaklanmalı.”

Komplo mu var?

İsmi yazılmamak kaydıyla konuşan bir güvenlik yetkilisi ise Suriye'de iç savaşı yönlendiren küresel güçlerin PYD krizini Türkiye'yi sahaya çekmede kullandığını düşünüyor. Kıdemli yetkili, küresel aktörlerin Suriye cephesindeki muhalif gücün IŞİD'e öldürücü darbeyi indiremediğini gördüğünü, bu son hamle için Türkiye, Suudi Arabistan gibi büyük bir gücü cepheye çekmeye yöneldiğini savunuyor: “Suriye'de oyunu kuran güçler Ankara'nın Suriye Kürdistan'ı hassasiyetini PYD krizini tırmandırarak, Türk askerini cepheye çekmeye çalışıyor. Eğer Türk askeri sahaya inerse istemese de IŞİD ile savaşmak durumunda kalacak. Ankara'da (Erdoğan tarafından) 1 Mart tezkeresinin yeniden gündeme taşınmasını, aynı dönemde Suudi Arabistan'ın ‘Suriye'ye asker göndermeye hazır olduğunu' açıklaması birlikte okunmalı!”

ABD büyükelçisi Dışişleri'ne çağrıldı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby'nin, “PYD'yi terör örgütü olarak görmüyoruz.” açıklamasının ardından Washington'ın Ankara Büyükelçisi John Bass dün Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Bass'e, Kirby'nin ifadeleri sebebiyle Ankara'nın duyduğu rahatsızlık iletildi.