Almanya'da yaklaşık 4 milyon Müslüman'ın yaşadığı tahmin ediliyor. Avrupa'da İngiltere ve Fransa'dan sonra Müslüman nüfusun en fazla artış gösterdiği yer Almanya. Uzmanlar ülkede azalan nüfusa karşın artan bir Müslüman nüfus olduğuna dikkat çekiyor. Buna göre 2050'de Almanya nüfusunun 70 milyona gerilemesi, buna karşın ülkedeki Müslümanların sayısının 7 milyona ulaşması bekleniyor.

Peki, Almanya bu demografik dönüşüme ne kadar hazır? İslamiyeti tanıyor mu? İslamiyet'e ve Müslümanlara nasıl yaklaşıyor? Siyasetin bu konudaki yaklaşımı günlük politikaların etkisi altında dalgalanmalar gösterse de, okullar İslamiyete ve Müslümanlara dair farklı bir resim ortaya koyuyor.

Sergi kitaba dönüştürüldü

Federal İçişleri Bakanlığı'nın girişimi ile Federal Politik Eğitim Merkezi (Bundeszentrale für politische Bildung-bpb) tarafından hazırlanan 'Sen neye inanıyorsun? Almanya'da Müslümanlar' adlı sergi hem Müslümanların hem de Müslüman olmayanların İslamiyetle ilgili düşüncelerini, sorularını, deneyimlerini ve önyargılarını sergiliyor. Fotoğraflar, yazılar, karikatürler, animasyon ve videolar içeren sergi, Müslümanların çeşitliliğine, tek bir şablonda değerlendirelemeyeceğine işaret ediyor. 2013'te başlayan ve Almanya'nın hemen her eyaletinde farklı okullarda öğretmen ve öğrencilerle buluşan sergi, öğretmenlerin talebi doğrultusunda bir kitaba dönüştürüldü.

'İslamiyet ve Müslümanlar okulların bir parçası'

Kitabın oluşturulmasına katkı sağlayan Dresden Teknik Üniversitesi'nden siyaset ve eğitim bilimleri uzmanı Prof.Dr. Anja Besand, öğretmenlerin formasyonlarının ve okul müfredatlarının İslamiyet konusunda hazırlıklı olmadığını ve bu durumun eğitimde boşluk yarattığını söylüyor. Bu nedenle kitaba okullardan büyük bir ilgi olduğunu belirten Besand, siyasetteki 'İslam Almanya'nın bir parçası mı?' türündeki tartışmaların eğitimde atılması gereken adımları geciktirdiğini savunuyor.

"Okullarda Müslüman öğrencilerin yanı sıra onları bu kimlikleriyle kabul eden, seven, merak eden farklı inançlardan ve kültürlerden öğrenciler var. Ve bu öğrenciler kamuoyunda yer alan İslamiyet ile ilgili tartışmaları anlamaya ihtiyaç duyuyorlar" diyen Besand sözlerini şöyle sürdürüyor: "Öğretmenler konuya temkinli yaklaşıyor, çünkü bu konuda yeterli donanıma sahip değiller. Ama bu eksiklik ve kitaba dönük talep dahi İslamiyetin okulların; dolayısıyla da Almanya'nın bir parçası olduğunu gösteriyor."

Okullarda İslamiyeti çok yönlü anlatan, kapsayıcı kitaplara gereksinim duyulduğunun altını çizen Anja Besand ayrıca öğretmenlerin de farklı din ve kültürlere nasıl yaklaşacakları konusunda eğitim almaları ve staj görmeleri gerektiğini vurguluyor

'Tabu ve toptan bakış açısı radikalizmi tetikliyor'

İlgili kitapta konuya dair bir değerlendirmesi bulunan ilahiyatçı-pedagog ve yazar Lamya Kaddor da, öğretmenlerin İslamiyet konusunda ya yetersiz, ya da klişe bilgilere sahip olduğunu belirtiyor. Kaddor, "Öğretmenler genelde İslamiyet ve Müslümanlarla ilgili fazla bilgiye sahip değiller. Bu nedenle okullarda kendilerine yöneltilen İslam ile ilgili sorulara ya tabu olarak, ya da toptan bir bakış açısıyla yaklaşıyorlar. Bu da Müslüman gençler arasında radikalizmi tetikliyor" diyor.

İlahiyatçı-pedagog, bu iddiasını ise şöyle gerekçelendiriyor: "Bazen Müslüman öğrenciler İslamiyet ya da İslamiyet'in yaşandığı ülkelerle ilgili her konuda muhatap kabul edilip, soru yağmuruna tutulabiliyor. Bu öğrenciler de söz konusu durum karşısında genelde bunu kendi kimliklerine bir saldırı olarak algılıyor ve meseleyi sorgusuz-sualsiz savunmaya geçiyorlar. Dolayısıyla böyle yaklaşımlar öğrenciyi radikal çevrelere itebiliyor."

'Eğitim toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden yapılanmalı'

DİTİB Şehitlik Camii Kadın Kolları Başkanı Pınar Çetin, gençlerin Müslüman kimliğinin başta okullarda olmak üzere toplumda normalleşmesi gerektiğini söylüyor. Pınar Çetin, Müslüman gençlerin büyük bir kısmının ailesi farklı ülke ve kültürlerden gelse de, kendini Alman toplumunun bir parçası olarak gördüğünü, böyle hissettiklerini belirtiyor. Çetin, Alman toplumunun bugün tek tip olmadığını, gittikçe çeşitlendiğini ve bireylerin kimliklerinin de bu paralelde çeşitlendiğini ifade ediyor.

Şehitlik Camii Kadın Kolları Başkanı, bireylerin kimliklerinin ayrıştırılmasının onları dışladığını, yalnızlaştırdığını belirterek, bu durumu yaşayan gençlerin kendilerini kabul edecek ve değerli hissettirecek alanlara yöneldiğine dikkat çekiyor. Çetin,"Bu yönelişle camiilerimize gelen gençlere İslamiyetin hoşgörülü ve kültürel çeşitliliği öven tarafını gösteriyoruz. Bu da gençleri toplumla bütünleşme konusunda güçlendiriyor. Ama bize gelmeyen muhalefet edebilecekleri, öfkelerine karşılık bulabilecekleri radikal alanların olduğunu da unutmamamız gerekiyor" diyor.

Pınar Çetin, "Rahatlıkla söyleyebilirim ki, radikalleşme tehlikesi camilerden çok okullarda karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Almanya'da eğitimin toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden yapılanması,öğretmenlerin kültürel farklılıklar konusunda eğitilmeleri gerekiyor" diye konuşuyor.

Özlem Coşkun - © Deutsche Welle Türkçe